1-Akıldan da Geçmeli Kalpten de Geçmeli… 2-Yollar Yürümekle…

0
4

Dr. Öğretim Üyesi ‘necmi cemal’…

Akıldan da Geçmeli Kalpten de Geçmeli

Bazı sözler vardır, üzerinden zaman geçse de eskimez. Çünkü insan değişse de, insanın özü değişmez. İmam Gazali’nin o derin yaklaşımı gibi: “Akıldan geçmeyen kalpte yer bulmasın, kalpten geçmeyen akılda kalmasın.” Ne sade… Ama bir o kadar zor bir denge…

Çünkü çoğu zaman ya aklımızın peşinden gideriz ya da kalbimizin… Biri hesap yapar, diğeri hisseder. Biri temkinlidir, diğeri cesur. Ama hayat ikisine de kulak vermeden yol alınacak bir yer değildir. Günün ilk anından, gecenin son vaktine kadar karşımıza çıkan her durumda, aldığımız her kararda… Asıl mesele şudur: Düşündüğümüz şeyle hissettiğimiz şey aynı istikamete bakıyor mu…? Eğer bakmıyorsa orada bir eksiklik vardır. Belki acele vardır, belki öfke, belki de fark etmeden kendimizden uzaklaşmak…

Oysa insan, en doğru kararlarını aklıyla kalbinin aynı noktada buluştuğu yerde verir. Ne sadece mantığın kuruluğu, ne de duygunun kontrolsüzlüğü… İkisi birlikte olursa denge olur, istikamet olur. Ve bu denge sadece bireyin değil toplumun da kaderini belirler.

Çünkü yarınları inşa edenler, sadece bilenler değil; aynı zamanda hissedenlerdir. Bir yere varmak kolaydır ama doğru yere varmak ancak bu dengeyle mümkündür.

Unutmayalım… Akıl yön verir. Kalp anlam katar. Biri eksikse, diğeri fazlalık olur. İkisi birlikteyse insan tamam olur. Ve insan tamam olursa kurduğu şehir de eksik kalmaz. Bu yüzden attığımız her adımda, kurduğumuz her hayalde, hedeflediğimiz her yarında; Akıldan da geçmeli… Kalpten de geçmeli.

Yollar Yürümekle…

“Yollar yürümekle aşınmaz…” Süleyman Demirel’in hafızalara kazınan o sözü… Sadece bir cümle değil; bir bakış, bir duruş, bir hayat dersi. Bazı sözler vardır, zaman geçer ama eskimez. Çünkü hayatın içinden doğmuştur. Bugün… Bir sabah vakti düşünün İzmit’i… İzmit’in sokaklarında yürüyen insanlar… İşe yetişenler, okula gidenler, güne selam verenler… Herkes bir yerde, herkes bir yolda…

Ama asıl soru şu: Herkes yürüyor… Peki, herkes ilerliyor mu? Yol dediğiniz şey sadece asfalt değildir. Bir kaldırımın düzgün olması kadar, bir insanın içinin rahat olması da önemlidir. Bir yolun uzunluğu değil, insana ne hissettirdiği kalır geriye. “Yürüyün” diyor doktorlar… Haklılar. Yürüyelim. Sağlık için… Nefes için… Yaşamak için… Ama sadece bedenimiz mi yürüsün? Gülümsememiz yürüsün. Selamımız yürüsün. İyi niyetimiz yürüsün.

Çünkü bir şehir insanıyla yürür. İzmit gibi şehirlerde hayat, sadece yollarla değil… İnsanların birbirine dokunuşuyla akar. Bir esnafın “hoş geldin” demesiyle, bir çocuğun güvenle koşabilmesiyle, bir yaşlının rahatça yürüyebilmesiyle… İşte o zaman, yollar anlam kazanır. “Yollar yürümekle aşınmaz”… Doğru. Ama şunu da unutmamak gerekir: Yollar, değer katanlarla güzelleşir. Bir yere sadece gitmek yetmez… Oraya bir iz bırakmak gerekir. Sessizce, gösterişsiz ama kalıcı…

Bugün kendimize küçük bir soru soralım: Geçtiğimiz yolları mı çoğaltıyoruz, yoksa geçtiğimiz yerlere değer mi katıyoruz? Çünkü şehirler adım sayısını değil, bırakılan izi hatırlar. Rahmetle anıyoruz Süleyman Demirel’i… Ama asıl mesele, onun sözlerini hatırlamak değil, o sözlerle yürüyebilmektir.

Ve evet… Yollar yürümekle aşınmaz. Ama insana dokunmayan hiçbir yol, hatırlanmaz.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here