26 Kasım 1994 İşçi Eylemi

0
12

26 Kasım 1994 günü 100 bin dolayında işçi ve memur, Ankara’da Tandoğan’da toplandı. Önce Anıtkabir ziyaret edildi. Daha sonra da, sorunları ve istekleri içeren bir dilekçenin TBMM Başkanlığı’na verilmesi için Meclis’e 100 metre kalıncaya kadar yüründü. Bu arada TÜRK-İŞ Yöneticileri ile TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu arasında görüşmeler yapıldı. TÜRK-İş’in 1995 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nda yapılmasını istediği değişikliklerin büyük bir bölümünün gerçekleştirileceği sözünün alınması üzerine, polis ve asker barikatı zorlanmadı. Eylem başarıyla sonuçlandı.

DYP-SHP Koalisyon Hükümeti 1995 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nda kamu kesiminde işçilerin ve memurların haklarını kısıtlayıcı hükümler ve düzenlemeler getirdi.

Bu konu, TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu’nun 18 Kasım 1994 günü yapılan toplantısında ele alındı. Bu toplantıda, özel sektör işyerlerinde sendikal hak ve özgürlüklere yönelik saldırılar ve işverenlerin toplu sözleşme görüşmelerindeki tutumu da değerlendirildi. Başkanlar Kurulu sonuç bildirisinde şöyle denildi:

“Türkiye’de çalışanlar ve sendikacılık hareketi, tarihinin en büyük saldırısıyla karşı karşıyadır. Büyük vaatlerle işbaşına gelen ve 3 yıllık yönetimi döneminde tümüyle IMF’nin ve Dünya Bankası’nın programını uygulayan DYP-SHP Koalisyon Hükümeti, 5 Nisan İstikrar Programı‘nın yanı sıra, 1995 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısı ile de ülkemizde sendikacılık hareketini yok etmek çabası içine girmiştir.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ve işverenler de, özel sektör toplu sözleşme görüşmeleri sırasında, 31 yıllık grevli toplu pazarlık döneminin kazanımlarını yok etme çabası içindedir.

Hükümet’in uygulamaları ve programı, tüm çalışanlara 12 Eylül döneminde askeri yönetimin bile vermediği zararları vermektedir ve bu gidişe engel olunamazsa, Türkiye’de işçi hakları ve sendikacılık hareketi tümüyle tahrip edilecektir.

TİSK’in bu dönem özel sektör toplu sözleşmelerde izlediği strateji ise askeri yönetim döneminde Yüksek Hakem Kurulu’nda bile dokunulmayan kazanımlarımızı yok etmeyi amaçlamaktadır. İşverenler, “sıfır zamlı” toplu sözleşmeler, ikramiyelerde ve fazla mesai ücretlerinde indirim ve toplu sözleşmelerdeki sınırlı söz hakkının da tümüyle ortadan kaldırılmasını istemektedir.

TÜRK-İş’in tüm olumlu çabalarına rağmen, Hükümetin uygulamaları ve bütçe yasa tasarısıyla, sosyal hukuk devleti anlayışı bir kez daha ayaklar altına alınmaktadır. Özelleştirme, taşeronlaşma, resen emeklilik ve ayrıca geçici işçilerin işten çıkarılması, kamu kesiminde kadroların dondurulması, 6772 sayılı Yasa uyarınca verilen ikramiyenin kaldırılması, sendikalı işçilerin yerine il özel idarelerine asgari ücretle geçici işçi alınması gibi uygulamalar yoluyla sendikalı işçi sayısı azaltılmakta; kalan işçilerin büyük bir bölümü de memur ve sözleşmeli personel statüsüne geçirilerek, grevli toplu pazarlık ve siyasi faaliyette bulunma haklarından mahrum bırakılmaktadır. Tüm işyerlerimizde ve özellikle de askeri işyerlerinde sendikal hak ve özgürlüklerin kullanılmasının önündeki engeller ve baskılar her geçen gün daha da artırılmaktadır…

Hükümet, 1995 Bütçe Kanunu Tasarısı ile işçilerin ve memurların birçok hakkını ellerinden almaya çalışmaktadır. TÜRK-İŞ bu konuyu kesinlikle pazarlık konusu yapmamaktadır ve yapmayacaktır. Bütçe Kanunu Tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken, haklarımızı yok edecek hükümlerin kaldırılması doğrultusunda durumu iyileştirici düzenlemeler yapılmazsa, tüm illerden Ankara’ya gelecek üyelerimiz Ankara’da çeşitli eylemler yaparken; tüm illerdeki üyelerimiz de, TÜRK-İş Bölge ve İl Temsilcilerinin ve Şube Yöneticilerinin başkanlığında Parlamento’da temsil edilen siyasi partilerin il örgütlerini topluca ziyaret edecekler, sorunlarını dile getirecekler, DYP ve SHP’nin ve Hükümetin tutumunu protesto edeceklerdir…

TÜRK-İŞ, 12 Eylül döneminde bile karşılaşmadığımız boyuttaki bu büyük saldırının sürmesi, 1995 Mali Yılı Bütçe Kanunu tasarısının Plan ve Bütçe Komisyonu’nda isteklerimizin tümü doğrultusunda değiştirilmemesi ve özelleştirme ve kapatma nedeniyle işçi kıyımının durmaması durumunda, ülke genelinde sürekli genel eylemi başlatacak ve üretimden gelen gücünü kullanacaktır.”

26 Kasım 1994 günü TBMM’ye dilekçe verme eylemi gündeme geldi. Anıtkabir’i ziyaret ve TBMM’ne dilekçe verme eylemleri, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu çerçevesinde bir toplantı ve yürüyüş olmadığı için, TÜRK-İŞ, yetkililerden bir izin alma girişiminde bulunmadı. Ayrıca, TBMM’ne gösteri yapmak için değil, yalnızca dilekçe vermek için gidilmesi düşünüldüğünden, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nın TBMM’nden bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamayacağına ilişkin yasağı da eylemle ilgili değildi.

26 Kasım 1994 günü Tandoğan’da 100 bin dolayında işçi ve memur toplandı. Hak-İş’ten gelenlerin sayısı 100 dolayındaydı. DİSK’in katılımı 300-400 kişiydi. Kamu çalışanları sendikalarının ve meslek örgütlerinin toplam katılımı 5 bin dolayındaydı. Geri kalan kitle, TÜRK-İş’e bağlı sendikaların üyeleriydi. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden bir yetkili, yürüyüş için Ankara’ya 571 otobüsün giriş yaptığını saptadıklarını belirtti. Birçok işçi, normal yolcu gibi otobüslerle, trenle ve özel araçlarla Ankara’ya geldi. 150 dolayında otobüs ise, bazı illerdeki engellemeler ve kötü hava koşulları nedeniyle yürüyüşe yetişemedi.

100 bin kişi önce Anıtkabir’i ziyaret etti; arkasından Meclis’e doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşün başı Anıtkabir’den çıkıp, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın önlerine geldiğinde, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Bayram Meral TÜRK-İŞ otobüsünün üstüne çıkarak, 1995 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısında hakları gasp edici hükümlerin kaldırılması konusunda söz alınmış olduğunu, isteklerin büyük ölçüde karşılandığı koşullarda Meclis’e yürümek için polis ve asker barikatını zorlamanın zararlı olacağını, Sıhhiye ve Tandoğan doğrultusunda yürüneceğini söyledi.

Eylem amacına ulaştı; işçi karşıtı girişimler bu kitle eylemiyle engellendi.

Sadık KARAKAŞ

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here