19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Spor Bayramını Yaşarken

0
51

Günaydın sevgili okuyucularım, nasılsınız bu sabah? Hepimiz 19 Mayıs Gençlik Bayramına kilitlenmiştik hafta sonu. Dikkat ediyorum gençlerden çok yetişkinler heyecan yapıyor gün be gün. Ne de olsa herkesin bir 19 Mayıs bayram öyküsü vardır. Ve kendi yaşadığı öyküyü çocukları da yaşasın istiyor. Ancak bayramlar statlardan alındı ya. Gençlerin öyküleri de kısıtlandı biraz.  En azından bizim yaşadığımız şeyleri yaşayamayacaklar artık.

Haftalar öncesinden başlardı hazırlıklar. Atatürk gençlere  armağan etmişti bu bayramı, gençlerde hakkını vermeliydi. Aramızda en  hareket etmekten korkan üşengeçler bile bayram öncesi spor seçmelerine katılırlardı. Yalan yok. Çok zamanlarda bu hareketlerden kaçardık. Havalar yeni, yeni ısındığından ve sınavlardan bunaldığımızdan bazen hareketler bize ağır değil ama “off sıkıldım” gibi gelebiliyordu. Ne de olsa öğrenci psikolojisi! Tek kaygımız havaların sıcak giderken aniden yağmura dönüşmemesi çünkü İskenderun’da havalar bir anda değişebilirdi. Ve Türkiye genelinde… (Zaten bu gerekçe ile bu yıl statlardan çekildi ya bayram gösterileri.)

Ve spor hareketlerinden baya kilo veren arkadaşlarımız olurdu… Evde okul bahçesinde sürekli hareket halinde olurduk çünkü… Ve gerçekten havanın dışında “kaygısızdık” ahh kaygısızlık ne kadarda güzel bir şeymiş. Geçmişe ait özlediğim tek şey o kaygısızlık. Yorulurduk, acıkırdık, ders çalışmaktan bunalırdık ama kaygısızdık. Evet derslerimiz iyi, okulumuz güzel, bayram daha güzel, neden kaygı duyalım ki. Bir simitle doyabilirdik onu bin parçaya bölüp paylaştığımızda da doyardık.

Ve biz paylaşırdık her şeyi. Çünkü bize bu öğretilmişti. Giysilerimizi, ayakkabılarımızı bile paylaşabiliyorduk. Beyaz lastik spor ayakkabılılarınızı… Kimsenin marka tutkusu yoktu markalar tavan yaptığı halde her tarafta. Kısaca güzel çocuklardık. Çalışkan ve kendine güvenen ve paylaşımcı… Ve onlara armağan edilen bayramlardan dolayı mutlu ve  gururlu… Çünkü 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Spor bayramının ne olduğunu bilirdik. 19 Mayıs 1919  bir diriliştir küllerinden. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiği gündür. Ulusal bayram günümüzdür. 1914’de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa’nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaşta bizimle birlikte onlar yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık.

Savaş sonunda Mondros Silah Bırakışması imzalandı. Buna göre Fransızlar Adana ve Hatay’a; İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon’a; İtalyanlar Antalya’ya yerleştiler. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar İzmir’e girdi. Böylece yurdumuz paylaşıldı. Ordularımız dağıtıldı, İstanbul Boğazı düşman gemileri ile doldu.

Trablusgarp’ta Birinci Dünya Savaşı’nda Anafartalar’da düşman güçlerini yenen Mustafa Kemal bu kez yurdumuzu kurtarmak için Anadolu’ya geçmeye karar verdi. 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma Vapuru’na bindi. Kafasında bin bir kurtuluş planı olarak.

Vapur 19 Mayıs sabahı Samsun Limanına yanaştı. Kemal Paşa ve arkadaşları Samsun’da sevinç gösterileri ile karşılandı. 19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. Bugün aynı zamanda Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızdır.

19 Mayıs; 1981 yılından başlayarak “Atatürk’ü Anma Günü” olarak da kutlanmaya başlandı. Atatürk bir söyleşi sırasında: “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demiştir. 19 Mayıs bir yandan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı öte yandan ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk’ün doğum yıldönümü olarak ta  törenlerle kutlanır. Biz bunu bilirdik ve törenlere hazırlanırken ufak tefek kaçamaklarımıza rağmen o diriliş öyküsünden dolayı gururla ve minnetle çalışmalarımıza canla başla devam ederdik. Dedim ya biz güzel yetişmiş çocuklar ve gençlerdik ve bir ruhumuz vardı bayram ruhu hiç yaşlanmayan.  O ruh bizde hep var ve hep büyüyerek var olacak.

Her ne kadar 2012 – 19 mayıs Atatürk ü anma ve spor bayramında törenler   Mayıs ayında havanın soğuk olacağı gerekçesiyle Ankara dışındaki illerde, stadyumlarda kutlanması Mili Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü’nce okullara gönderilen bir yazıyla engellenmiş  olsa da. Bayram okul bahçelerinde kutlanıyor. Ve bizler yaşadığımız sürece bu ruhu yitirmeyeceğiz.

Ve bu ruhla hoşça kalın demek istiyorum şimdilik sağlık ve sevgiyle kalın.

& & & & &

BAYRAM GÜNÜ

Güler yüzlü bir bahar sabahıydı. Babam: “Onur, bugün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Bayram törenini birlikte izleyelim” dedi.

Hemen babamın boynuna sarıldım. Yanaklarından öptüm, içim içime sığmıyordu. “Sağol baba. Beni ne çok sevindirdin bilemezsin” dedim.

Hemen kahvaltımızı yaptık. Babamın elinden tutarak bayram yerine doğru yürüdük. Yol boyu evler, dükkanlar, mağazalar, okullar, daireler bayraklarla donatılmıştı. Geçit töreninin yapıldığı alana geldik. Konuşmacılar Atatürk’ten Ulusal Kurtuluş Savaşı’ndan kongrelerden söz ettiler. Çok güzel şiirler okundu. Sonra çeşitli spor gösterileri seyrettik. Liseli ağabeylerin gösterileri çok güzeldi. Ateş çemberinden atlıyorlardı. Burada en çok hoşuma giden gösterilerden biri, beyaz ve kırmızı eşofman giymiş ağabeylerin yere yatarak bayrağımızın resmini çizmeleriydi. Bu gösterileri bütün seyirciler ayakta dakikalarca alkışladılar. Eve gelirken babama: “Baba, neden 19 Mayıs Bayramı yapılıyor” diye sordum.

“Yavrum” dedi. “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurdumuzu düşmanlar paylaştılar. Bize yalnız Ankara ve çevresindeki bazı iller kalmıştı. İşte bu sırada Atatürk ‘Türk yurdu bölünmez bir bütündür’ diye harekete geçti. 19 Mayıs 1919 yurdu düşmandan temizlemek için Samsun’a çıktı. Oradan Amasya’ya, Erzurum’a, Sivas’a giderek Ulusal Kurtuluş Savaşı hazırlıklarına başladı. Ordular kurdu. Daha sonra yaptığı savaşlarla düşmanı yendi. 29 Ekim 1923te Cumhuriyeti ilan etti. O tarihten beri, her yıl Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün olan 19 Mayıs’ı Gençlik, Spor Bayramı ve Ata’yı Anma Günü olarak kutluyoruz. Atatürk bu bayramı ‘Türk gençliğine armağan etti’ dedi.

“Demek Ulusal Kurtuluş Savaşımız 19 Mayıs 1919 başladı. Onun için her yıl bu ulusal günü bayram yaparak kutluyoruz. Gençlik, Spor Bayramı size kutlu olsun, babacığım” dedim.

Babam durdu, gülümsedi. “Onur. Bayram hepimizin bayramı. Hepimize kutlu, mutlu olsun yavrum” dedi.

Onur DURUKAN

Günün Şiiri

19 MAYIS GENÇLİK MARŞI

Bir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız.
Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar.
Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız.
Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var…

Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik,
Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak,
Bir emanet taşırız, Ata’mıza söz verdik.
Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak…

Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı,
Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır.
Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı…
Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır.

19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız.
Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi ?
Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız,
Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi…

İ. Hakkı TALAS 

ŞU SONSUZ KOŞU

Samsun’a ayak basmış Kahraman bugün,
Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda
Davul zurna sesinde şahlanır düğün,
Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.

Ata’nın rüyasına gelincikler sun,
Emek bahçelerinin güzel gülünü…
Biz sonsuz bir sabahtayız… O uyusun,
Sevincimiz coşturur O’nun gönlünü.

Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola,
Dağlardan dağlara o zafer türküsü,
Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,
Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.

Al bayrağın Ankara Kalesi’nde hür,
Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,
Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür,
Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.

On dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk,
Kiraz mevsimi, gençlik ay’ı, gül ay’ı,
Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,
Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.

Ceyhun Atuf KANSU

 

ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI’NDA

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa’nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar.

Cahit KÜLEBİ

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here