Her Şeyi Çabuk Unuttuk

0
42

IMF unutuldu, Türkiye’de hiç bahsi geçiyor mu?.. Oysa bir zamanlar yediğimiz içtiğimiz IMF idi. Vatandaşların beyni tutmaz olmuştu bu borçlar nasıl ödenecek diye. Kemerler sıkıldıkça sıkılırdı. Korkardık, yeni bir şey almaya nasıl ödenir telaşına düşerdik. Şimdi evlenenler tam takım. Buzdolabı, Çamaşır Makinesi, Bulaşık Makinesi olmaz ise olmazları.

Telli dolaplar yere serilen döşekler, hiç ama hiç konuşulmaz oldu. Ya şu sivrisinekler, odamızı baştan sona doldurdukça doldurur. İlaç yok. Pencerelerde tel yok. Sonradan siyah duman sıktılar araçlarla, çocuklar peşlerinden delicesine koşardı. Sineklere bir şey olmaz daha ciddi sokarlardı. Şehir resmen bataklıktı. Saray Sineması ve Barbaros Mahallesi tam manasıyla bataklıktı. Yaz kış su pislik eksik olmazdı.

Birde en önemlisi oda içerisinde ateş yakar dumanıyla sivrisinekleri kovardık. En ufak bir yağmur yağsa şehir resmen göl olurdu. Cumhuriyet, Ambar Dolduran, Domuzluk mahallelerinin eski halini bu günlerde hatırlayan yok. Unutuldu.

Pınarbaşı köprü altında ev kadınları evlerinde bulunan halıları kilimleri nasılda yıkardı. Su yoktu. Şehrin belli noktalarında bulunan çeşmelerden evlere su taşınırdı. O suyun geldiği yer şimdi kayboldu. Nereye gitti dağ suyumuz?

Fener caddesi boyunca yüzlerce aile sabahtan akşama kadar balık ağı örerdi. Denizimizde bereket vardı. Sabahın erken saatlerinde kıyıdan ağ ile tonlarca balık kıyıya çekilirdi. Nerde şimdi o güzelim balıklar?

Telefon görüşmelerinde, postaneye çağrılan kişiler şimdi nerede? Zaman su gibi akıp gittikçe geçmiş çar çabuk unutulur oldu. Geçmişin fakirleri zengin oldu. Artık övünme zamanı!

Evliliklerde rotasını şaşırdı. Kullanılacak evler ise tam modern olacak. Her şey dört dörtlük istenir oldu. Yoksa evlilik bir sancı. Evlilikten sonra boşanmalar diz boyu. Çok şükür edende olmayınca onlarda haklı isyan etmeye. Yeni inşaatlar yapılıyor albenileri çok. Hızlı bir betonlaşma her yanımızı ağ gibi sardıkça sardı.

Akan kiremitlerle yatak yorgan sel içinde acı çekilirdi ama insanların mutlulukları sıcacıktı. Hastane sıraları bir kabustu. Ameliyat mı olacaksın saç baş yolunurdu. Ameliyat olmadan korkudan ölürdü vatandaş. Bıçak parası diye bir türkü içten içe içimizi yaralardı. Ya hastanelere verilen senet sepetler. Hepsi ama hepsi unutuldu. Şimdi rahatlık batıyor. Daha çok şeyler istiyoruz.

Giyim kuşamlar serbest. İsteyen istediğini giyiyor. Ne ayıp var neden sıkılma. Özgür Kuşak, yani (Z) Kuşağı dedikleri bu mu acaba?! Galiba bu. Yaş aşağılara indikçe serbest yaşam daha sıkıntıda. Saç kesimlerinden tutun da giyim kuşam değişti. Neredeyse acayip görüntüleri yaşıyoruz her daim.

Corona ise şekil değiştirmemize sebep. Korku ve özgürlük birbirine karışmış durumda. Zamansız bir devirdeyiz sanki. Tıpkı son günlerde vuku bulan sel gibi olduk. Ona kapılıp gidiyoruz. Nereye doğru gittiğimizi bilmeden…

Şimdi, birbirimizi yeme telaşındayız. Sinirler gergin. Her an insanlar birbirini kırmak için yoktan bahanelerde. Kalp kırılıyor yen içinde kalıyor. Zaman içinde aile birlikteliği yeniden sağlanır diye düşünüyorum. Yarınlarda geçmiş tatlı hatıralarımız arasında bize gülümser diye düşünüyorum.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here