Futbol İçin Ayak Yeter mi? (5)

0
46

Değerli Okullarım, “spor dostluktur, kardeşliktir, centilmenliktir” di­yoruz, herkes de bu ifadeyi sıkça telaffuz ediyor. Nedense bir tek örneğine şahit olamadık. Buna biraz da izin vermiyorlar. Bugün de, ayakların başka türlü özelliklerinden söz edip, sizleri aydın­latmaya çalışacağım. Ayaklarıyla şöhret olup hayatı öğrenen, para ile itibar kazananlar, ne­dense bir türlü kafalarıyla düşünemiyorlar. Öfkesine yenik düşen futbolcu, yönetici, teknik direktörlerin kamuoyu gündemine gelmelerinden duyduğumuz üzün­tüyü de burada belirtmek isterim.

Savaşa gider gibi maça gitme alışkanlığı her geçen gün yaygınlaşıyor ve bu olumsuz durum ceza, güvenlik tedbirleriyle düzeleceğe de benzemiyor. Öyle bir spor ki futbol; ülkede iç savaşa ya da ihtilala bir gerekçe gibi. Öyle hale getirildik ki, bize miras olarak bırakılmış bu cazip oyuncak­la oynamaya korkuyoruz, bu korku da futbolumuzu sürekli geriletiyor. Gergin taraftarlar, terörize edilmiş yöneticiler, kaos futbol ve de statlarda yaşanan çirkinlikleri abartarak, tahrik ederek anlatan maç sunucularından dolayı hep geriliyor ve bir şeyin ortalamasını bulamıyoruz.

Taraftara anons ediliyor, deniliyor ki: “Küfür etmeyin, bunu yaparsanız, kulübünüz para cezası yer ve sahanızda kapanır” aynen böyle deniliyor. Yanlış anlaşılmış olacak ki, daha maç başlar başlamaz koro halinde falan, filan. İzlediği tüm müsabakalarda olaylara karışmamış, kuralları da bilen bir sporsever bakın nelere imreniyor. “…Maç öncesi heyecanlanmak, yerinde duramamak, bağıra çağıra konuşmak ve maç izlerken kudurmak, takım her gol kaçırdığında küfredip kahrolmak, kazanınca da ultra delirmek, saçma sapan hareketlerle sevinç gösteri yapmak, kaybe­dince oraya buraya saldırıp zıvanadan çıkıp ortalığı savaş alanına çevirmek. O ruh halini gerçekten yaşamak isterdim ya, bazılarını, gördükçe iyi ki yapmamışım diyorum…” diyor aklı başında bir sporsever. Ne kadar güzel değil mi?

Spor elle de ayakla da yapılır. Hangi spor olursa olsun. Sağduyuyu ve de insani duyguları yabana atmadan seyredilmeli. Futbol ayakla oynanıyor ama ayakla düşünülmez, beyin devreye girmelidir. Sporumuzu futbolumuzu yönlendirenler, futbolcular, teknik direktörler, taraftarlar bir beyaz sayfa açarken öncelikle beyaz düşünmeleri gerekecektir. Neden beyaz? Çünkü beyaz saftır, durudur, arıdır, halistir, temizdir, yalındır, katıksız­dır, berraklıktır, dinginliktir ve aydınlıktır. Başka renkler hep birbirinin karışımından oluşur ama beyaz sadece kendisidir. Beyaz tektir, tekindir, muadili yoktur. Beyazı kirletme lüksümüz yoktur. Kirlenirse diğer renklerle aynı konuma girer. Bu neye benzer biliyor musunuz? Halkı iliğine kadar sömürenler, soyanlar, VIP salonlarından elini kolunu sallayarak yurt dışına kaçarken, ekmek çalan, okul camı kıran çocukların hapse tıkıldığı gibi.

Bu ülkede rüşveti, iltiması, banka hortumlamayı, vergi kaçırmayı, gemi filosu kurmayı, yolsuzluğu, hayali ihale kazanan politikacılar, her dönem başka-başka partilerden meclis koltuğuna yapışırken, ülkesini yüceltmek için gece gündüz çalışıp proje üreten yurtsever çağdaş insanların, sırf bu düşünceleri yüzünden vatan haini ilan edilip, içeri tıkıldığı gibi. Futbol önemli bir temaşadır! Onu izlerken küfrün ne anlamı olabilir ki? Her şeye çözüm bulunur bu ülkede. Hatta şikenin bile çözümü vardır. Yeter ­ki adamını bul. Bulamazsan madamını bul. İşin anında hallolur. Maçları centilmence izlerseniz, bilete yatırdığınız para kulübünüze ka­lır, sahanız kapanmaz ve kulübünüzü yük altına sokmamış olursunuz. Unutmayın!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here