Alt Tarafı Eğitim, Üstü de!

0
72

Yazıdaki mesajın anlamına, iletişim bağlamında “ilgi” çekebilmek için başlığı önce; ‘Kilit Taşı; Eğitim!’ şeklinde düşündüğümü söylemeliyim.. Bu yazıda önce, ‘kilit taşı’ kavramına bir parantez açmak ve devamında eğitimin ‘üstünü altını’ irdelemek istiyorum..

Mimarlıkta köprü, kapı, pencere gibi yapılarda, alttaki iki sütunu birbirine üstten yarım çember şeklinde bağlayan ve ağırlıkları iki yandaki ayaklara bindiren çatılara kemer ve kemerlerin en üstündeki bağlantı taşlarına da ‘kilit taşı’ deniyor..

İletişimde, ses tonumuza önemli saydığımız konuya uygun bir anlam yükleyip, konuya ilişkin ‘kilit taşı’ sözcüğe vurguyla düşüncelerimizi iletirken, “amma da abarttın alt tarafı ne ki?” gibi, tepkisel bir karşı ileti alma ihtimalimiz her zaman vardır.. Bu türden tepkisel iletilerin altındaki neden‘üslup’ olabilir mi? Olabilir.. Üstüne, “üslubu beyan, ayniyle insan” deyimi de yerleştirilebilir.. Dolayısıyla bu bağlamda ‘kilit taşı” sözcüğe vurgumuz, muhatabımızda sanki ‘üst perdeden’ konuşuyormuşuz” şeklinde anlaşılabilir.. Ve fakat böyle bir kastımız yoksa, bu anlaşılmanın bir yanlış anlaşılma olduğu da açıktır..

Erol Mutlu, ‘İletişim Sözlüğü’nde; “İletişim sürecinde mesajın anlamının nasıl alınması, yorumlanması, süzgeçlenmesi ya da anlaşılması gerektiğini gösterecek şekilde iletişim kurma biçimi” olarak tanımlıyor üslubu.. “Dokuz adet iletişimci üslubu bulunur” diyor ve sıralıyor: “Egemen, dramatik, kavgacı, canlı, iz bırakıcı, dingin, dikkatli, açık veya dostça.” (s. 178, Ark Y.) Bir iletişim uzmanı olan S.Herpın da, “Bilgi, duygu ve düşünceyi aktarma ve anlamlandırma süreci olarak tanımlanan iletişimde; meramın ifadesi dolaysız, açıkça ve dürüstlükle söylense de, yine de karşılıklı yanlış anlaşılmalar olabilir” diyor ve ekliyor.. “Düşündüğünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız, söylediğiniz; karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı ve anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz olası durum söz konusudur.”

Her ne kadar yazının başlığında meramımı açıklasam da, efkârıma kanıt bağlamında eklemek istiyorum.. Gündelik yaşamda karşılaştığımız olayların tanıklığıyla “her türden sorunun temelinde eğitimsizlik olduğunu ve dolayısıyla çözümün temelinde de eğitim bulunduğunu” dile getirmiyor muyuz? Mesela, ülkeler ve veya toplumlara yönelik, gelişmiş olanlar ve / veya gelişmekte olanlar şeklinde sınıflandırmalarla karşılaştığımızda gelişmişliğin ya da geri kalmışlığın temeline eğitilmiş insan gücünü koymuyor muyuz?

İnsanlık tarihinin toplumsal gelişim evrelerini, üretimle ilişkilendirerek anlatan toplumbilimciler özetle şöyle diyor: “Toplumların üretim tekniği üretim biçimini belirliyor. Üretim ilişkilerinin bütünü, toplumun ekonomik yapısını, yani alt yapısını, üretim biçimi de her türden üst yapıyı meydana getiriyor. Üretim tekniği geliştikçe, üretim ilişkileriyle birlikte buna bağlı üst yapı kurumları da değişiyor.” (Siyasal Düşünce Tarihi, s.140, Prof. Dr. Murat Sarıca, Gerçek Y.) “Tarihte belirleyici etken gerçek yaşamın üretimi ve yeniden üretimidir” yargısıyla değişim ve gelişimdeki eğitimsel emeğin hakkı bu sosyologlar tarafından teslim edilir.. Gerçek yaşamdan ise, yalnız iktisadi maddesel temelde oluşan ve gelişen üretim tüketim olgusu değil; hem iktisadi hem de felsefi emeğin bilinciyle üretilen ve tüketilen maddi manevi kültürel tümlük kastedilir.. Buradan, eğitimsel alt yapısıyla gelişerek değişen toplumların, değişerek gelişen eğitimsel üst yapılarıyla ileri gittiklerini veya tersinin yaşanmasıyla geri kaldıklarını görebilir ve toplumsal yapıyı ayakta tutan “kardeşlik” özlü sütunların adaletle kemerlendiğini ve dolayısıyla kardeşlik hukuku bağlamında maddi manevi her türden değer dağılımında kilit taşının da eşitlikçi eğitim olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum..

Geçmiş yıllarda tv’de yayımlanan bir halı reklamı vardı.. Reklamda halı, oldukça önemli  bir konudan bahsediliyor şeklinde sunuluyor, alıcı; “amma da abarttın üst tarafı bir halı değil mi?” tepkisinde bulunuyor, satıcı da; “ama bunun alt tarafı da halı” diyerek halının altındaki markayla birlikte sıkı dokunmuş ilmiklerini de gösteriyordu.. Eğitim üzerinde yapılan konuşmalarda “amma da abarttın alt tarafı ne ki” tepkisi bana bu reklamın mesajını çağrıştırır.. Yani? Hem sorunlarımızın, hem çözümlerinin; ‘alt’ı da ‘üst’ü de eğitim!”

Bu duygu ve düşüncelerle karşılıyorum maddi manevi eğitsel / kültürel tümlüğümüz içinde yer alan ve sahurdan iftara, iftardan sahura fikrin en yoğunluğuna düşünülmesi anlamıyla efkâr içeren mübarek ‘Ramazan’ı..

Selam ve saygılar… ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here