Günaydın sevgili okuyucularım. Bugünkü konumuz dün kutlanan Gadir Hum bayramı ile ilgili. Nasılsınız bugün? Tatiliniz dilerim tamda istediğiniz gibi geçmiştir. Uzaklar yakınlaşmış, küsler barışmış, kurbanlıklar paylaşılmış, yoksullar ve çocuklar sevindirilmiş, yaşlılar anımsanmış, mezarlık ziyaretleri yapılmış ve sonrada ruhları ilahi bir huzur sarmıştır inşallah. Bendenizin ruhuna huzur indi ancak, yinede o çokta dingin sayılmaz doğrusu, yaptığı her şey, her zaman ona yetersiz geldiği için.
Aslında bütün bunlar hiçbir bayram ya da özel gün olmaksızın da yapılabilecek şeyler. Ancak bayramlar yalnızca bütün bunlara biraz daha önem göstermemize vesile oldukları için çok önemliler kuşkusuz. Yani Kurban Bayramını kutlamak çok önemli valla; eğer Allah Hz. İsmail’in yerine bir koç indirmeseydi ne olacaktı halimiz? Bizler kurbanlık hayvanlara bile kıyamıyorken…
Neyse “Kurban Bayramı” dedik geçti. Ve her şey geçip gidiyor ama yanlışlar bir türlü bitmiyor. Ve iyi ki bitmiyor eğer yanlış olmasa doğruyu nasıl bulacaktık?
Bendeniz azıcık uyuz biri olarak bayram mesajlarına takıyorum kafayı… Netten inmiş mesajlar geliyor ya cep telefonuma çok bozuluyorum. Kimse zahmet edip iki kelimelik bir mesaj atamıyor. Ne yalan söyleyeyim bu tür mesajlara yanıt vermiyorum. Gazetelerdeki bayram mesajları da birbirinin aynı nerdeyse? Dedim ya azıcık uyuzum diye. Ne yani adamlar gazeteye nasıl mesaj versin ki daha başka türlü?
Ve bendeniz vermek zorunda olsam ne yazardım acaba? Sanırım bende ruhumu tatile yollayıp basmakalıp birkaç cümle ile bayram kutlardım? Ya da içimden tamda geçtiği gibi yazardım ama o zamanda çok ciddiye alınmayacağı için kabul görmezdi zahar? Oysa sade ve abartısız tamda yürekten olurdu…
Neyse ya çok şükür ki gazetelere mesaj verecek kadar bir yerlerde değilim, en azından istediğim gibi bayram kutlayabiliyorum. Ama kimsenin hakkını yemeyim geçen yıllarda “Gadir Hum” Bayramı mesajlarını çok ağır bir dille eleştirmiştim ve değiştirin artık bu mesajları, azıcık bilgilenin demiştim ve zahmet olmasın diye onların yerine araştırıp kendi bilgi ve görgümü de ekleyerek sayfama eklemiştim. Yani şöyle bir okuyacaklar o kadar. Ama her okuyan her şeyi kabul edecek ve gerçekten anlamını çözebilecek olsaydı. Bugün İslam aleminde bir tek damla kan akmazdı kimse kimseyi sen şusun sen busun diye ayırmazdı.
Mesajları okudum içe dokunan güzel mesajlar, geçen yıllara benzemiyor; demek okunmuş yazım. Ve mesajlarım yerine ulaşmış. Ancak çok anlaşılmış mı? Yine bir isim zikredilerek birlik ve beraberlikten söz edilerek bir tarafın bayramı kutlanmış. Oysa bu bayram yani “Gadir Hum” bayramı sevgili peygamberimizin “Gadir Hum” vahasında İslam alemi ile vedalaştığı ve vasiyetini ilan ettiği günün bayramı ve şunun ya da bunun bayramı değil, kutlanacaksa ve kabul görecekse bütün Müslüman’ım ve peygamberimiz Hz. Muhammed diyenin bayramıdır. Azıcık göz atıp bilgilerimizi yineleyelim.
& & & & &
Maide Süresi 3. Ayet
Bugün Sizin Dininizi İkmal Ettim, Üzerinize Olan Nimetimi Tamamladım Size Din Olarak İslamiyet’i Seçtim ve Bundan Hoşnut Oldum.
Sevgili peygamberimiz vefatına yakın, Mekke’ye veda haccı yapar. Ve kutsal gezi sonrası, sayıları yüz kırk bine varan Müslüman’la birlikte Medine’ye dönerken Gadir Hum denilen vahada iken Kuran’ı Kerim’in Maide süresinin 67. ayeti iner. Bu ayette “Ey peygamber Rab’binden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmasan onun elçiliğini yapmamış olursun Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez” denmekteydi. Bu kesin emir peygamberimize verilmişti? Ne için? Rab’tan indirileni tebliğ etmesi için. Neydi Rab’ten indirilen ve tebliğ edilmesi gereken? Ve ona “Korkma Allah seni insanlardan korur” demesinin nedeni?
Bu ilahi emir üzerine peygamberimiz, İleri gidenlerin geri dönmelerini, geride kalanların gelip yetişmelerini istedi. Vaha yerinde bulunan ağaçların altında çadır kuruldu, halk bir araya gelince ortaya deve hamutlarından üç basamaklı bir minber yapıldı. Hava çok sıcaktı, halk giysilerinin bir bölümü ile başını örtmüş bir bölümünü de ayakların altına sermişti. Hep birlikte namaz kılındı daha sonra Peygamber efendimiz, deve hamutlarından yapılan minbere çıktı ve “ey insanlar” dedi. (ey aleviler ya da bilmem kimlere demedi dikkat) Allah bana ömrümün sona erdiğini yakında davetine uyacağımı varlık yurdundan göçeceğimi bildirdi. Karşılıklı sorumluluklarımız var. Ne dersiniz? Topluluk “sana emredilenleri bizlere tebliğ ettin. Savaştın öğüt verdin” diye yanıt verdiler. Peygamber dalgalanan kalabalığa tekrar seslendi. “Ey Müslümanlar Allah’ın varlığına, birliğine Hz. Muhammed’in onun kulu ve habercisi olduğunu, cennetin cehennemin ölüm ile ölümden sonra dirilmenin gerçek olduğuna, kıyametin kopacağına tanıklık eder misiniz? Topluluk “evet ederiz” deyince peygamber “Allah’ım bu sözlere tanık ol” dedi.
Ve daha sonra halka şunları söyledi; “Ey insanlar ahrete göçmekte hepinizden öndeyim orda benimle buluştuğunuzda sizlere değeri dünyada hiçbir şeyle ölçülmeyecek iki şey soracağım bunlardan ilki Allah’ın kitabı. İkincisi ise benim ehlibeytim” diye sözlerini sürdürdü. Ben inanan her erkek ve kadının Mevla’sıyım “insanlar” evet ya Rasullah dediler. Bu onamadan sonra peygamber hazretleri imam Ali’yi (ki imam Ali peygamber efendimizin hem amcaoğlu hem damadı hem de ilk İslam’ı kabul eden ve kutsal Kabe’de doğan ilk ve tek imam.) Sağ yanına alarak elini tutup kaldırdı. “Ben kimin Mevlası isem Ali de onun Mevlasıdır” dedi. Ona dost olana dost ol. Ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et, onu horlayanı horla, nerde olursa olsun gerçeği onunla beraber kıl” diyerek tebliğ edilmesi isten şeyi insanlara tebliğ etti.

Ve bunun üzerine maide süresinin 3. ayeti iner. “Bugün sizin dininizi ikmal ettim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım size din olarak İslamiyet’i seçtim ve bundan hoşnut oldum” diyen. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer coşku içinde Ali’yi kutladılar. Kutlu olsun sana ne mutlu ey Ebu Talip oğlu dediler. Bugün bizim ve her kadın ve erkeğin Mevlası oldun dediler.
& & & & &
Buraya kadar Alevi ya da başka bir mezhepten söz edildi mi? Ve tebliğ edilmesi gereken bir şeyi tebliğ edilince “ey insanlar” diye başlandı değil mi? O halde “ey insanlar” diye başlayan tebliğ, aslında bütün insanlara yapılmıştır. Ve peygamber efendimiz sonsuza intikal edince. Allah’ın uyarısı ile bütün insanlığa ve Müslümanlığı kabul edilenlere peygamberin tebliğ ettiği değerlere kutsal kitaba ve ehlibeytine sahip çıkanlar bu veda haccını bayram olarak kutlamaya başladı.
Ve bütün insanlığı bu saygıyla sevgiyle kucaklıyorum bu günde. Bilgilerimi yineledik ve inancımız insanı yaratandan dolayı sevmeyi saymayı öğreten bir inançtır dedik. Bağnaz, tutucu ve hurafelerin üzerini örtemediği her daim aydınlık her daim sevgi dolu ayrım gayrım tanımayan bir inançtır ve şimdi sevgili okuyucularım sağlık, sevgi, birlik ve beraberlik içinde kalalım her zaman… Yase
Günün Şiiri
Şiir Dilinde Gadir Hum
Allah’ın Resülü tutup elinden
Haykırdı topluma Kur’an dilinden
Ali’ye verilen Kevser gölünden
İçmeyi söyledi veda haccında
Gadiri hum denilen bir yerde Bayram
Yüz binler Ali’ye kalmıştı hayran
Kabe’de doğmuştu o mübarek can
Makamı verildi veda haccında
Ne çileler çekti yirmi üç sene
Puta tapanları getirdi dine
Hamzayla bedirde dağlanan sine
Sevince boğuldu veda haccında
Ayetler okundu dinledi herkes
Tebrik ediyordu Ali’yi bir ses
Yüce Peygamberde tükenen nefes
Ali’ye verildi veda haccınad
Allah ayetinde öyle buyurmuş
Veli tayin etmiş nurla yoğurmuş
Arş’ı e’ladaki melekler duymuş
Nimet tamamlandı veda haccında
Babur bilirmisin veli seçildi
Allah’ın emriyle Ali seçildi
Bu nurlu yolculuk böyle geçildi
Resül mutluydu veda haccında
“Son veda haccı idi peygamberin.
Onsekizinci günü Zilhicce’nin.
Çıktı yüksek bir yere ol Mustafâ,
Yanına aldı Ali’yi, bâsafâ.
Dinleyiniz ey garib ümmetlerim,
Anlatayım size vasiyetlerim.
Aranızdan ayrılığım çok yakın,
Hak yoldan çıkmayın, aman, sakın.
Bana îmânı olanlar, dinleyin,
Allâh’ın fermânını siz belleyin.
İki muhkem şey bırakırım size,
Haşr’e dek rehber olur bunlar size.
Birisi, Allâh’ın Kur’ân’ıdır,
Diğeri, Ehli Beyt’in irfânıdır.
İşte aldım ben Ali’yi yanıma,
Son sözü tekrarlarım ihvânıma.
Canla, başla siz Ali’ye sarılın,
Böylelikle Hak yoluna doğrulun.
Ben, kimin mevlâsı olduysam heman,
Ali’de mevlâsıdır, onun her zaman.
Kim beni severse, sever Ali’yi,
Ayrı bilmez, Peygamberle, velîyi.
Kim, Ali’ye düşman olursa heman,
O, benim de düşmanımdır her zaman.
Sonra dedi, ol Muhammed Mustafâ,
Ey ashâbım eyleyin ahde vefâ.
Sonra kaldırdı elini Fahr-ı Cihân,
Dedi: Yâ Rab! Şâhit ol sen de hemân.
Allâh’ım sen de sev Ali’yi seveni,
Sen de sevme Ali’yi sevmeyeni.
Düşman ol! sen de Ali’nin düşmanına,
Yardım eyle! Ali’nin yârânına.
Her kim Ali’den kaçarsa ey Hüdâ!
O’nu benden dâima eyle cüdâ.
Kim hakâret eylese bu Ali’ye,
Ya, husûmet eylese ol velîye.
Sen iki cihânda onu kıl hakir,
Bu duâmı müstecâb et yâ Kadîr!
İşitince hep sahâbe bu sözü,
Vecde geldi, güldü hepsinin yüzü.”
Günün Sözü
Ali Bendendir, Bende Ondanım. Ben İlmin Yuvasıyım, Ali de Onun Kapısıdır.
Münafık Ali’yi Sevmez, Mümin de Ali’ye Buğzetmez…
Hz. Muhammed




