1’ci İskenderun Kitap Günleri

0
9

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Havalar nihayet ısındı ve tabi gelen faturalar havayı biraz daha ısıttı. Özellikle doğalgaz faturası ejderha gibi kaptı aylıkları eminim bu günden tezi yok muslukları kapatacaklardır şahsen bendeniz kapattım. Güneş evin her tarafında egemenliğini sürdürmenin keyfi ile dolaşıyor tabi bu çok güzel bir şey! Güneş girmeyen evler ne yapsın? Yani kapatırım demekle olmuyor!

Hastalıklar hemen bekliyor kapının ucunda, gerçi geçen soğuklar Allah’ın hediyesi gibiydi bütün mikropları öldürdü ancak şimdi o ölü gibi duranlar eğer dikkat etmez isek virüsler kapının önünde bekliyorlar, silahlarını kuşanmış olarak valla asıl şimdi dikkat etmek gerek giydiğimize, içtiğimize ve güneşlenmek lazım bol bol terlememeye çalışarak. Valla uzman falan değilim, yalnızca yaşanmışlıklarım var ve bendenizce bunlar çok önemli ve önemli olduklarını bile bile önlem almamak bendeniz gibilerin deva bulmaz dertlerindendir.

Ve 1. İskenderun kitap fuarı dün son buldu. Şansızlığa bakın ki acayip soğuktu herkes şikâyet etti ancak buna rağmen yoğunluk çoktu. İskenderun için müthiş bir şey oldu. Aracı olanlara, yapanlara doğrusu çok teşekkürler, geç kalınmış bir projeydi ama olsun. Ancak tanıtım çok zayıftı bunu da acemiliğe veriyoruz. Hatay’ın birçok ilçesine, mahalle sayılan yerlerine hiç haber gitmemiş, oradan gelenler şikayet ettiler. Zaten oralara büyük şehirden de hiçbir yardım gitmiyormuş, kaderine terke edilmiş gibiymiş…

Dün Sarıseki’den gelenler ile görüştüm onlarında arkadaşları sayesinde haberleri olmuş bunları anlatanlar onlar ancak “yazsanız bile boşuna olur” demeyi de ihmal etmediler. Bendeniz ilk olduğu için unutulmuş gözden kaçmıştır falan dedim. “İkincisinde inşallah organizasyon çok daha iyi olur” dedim. Tabi ki öyle olmalıdır bu memleketin üvey evladı yoktur siyasal anlayışı ne olursa olsun tabi buna da inanmak istiyoruz ya!

Ve sevgili okuyucularım fuar güzeldi çocuklar candı. Ama nasıl canlar ya. Kimisi asık suratlı, kitaplara parmağın ucu ile dokunuyor, sonra geçip gidiyor, bir eli annesinin elinde, bazıları alabildiğince karıştırıyor, sorguluyor, bazıları utangaç ama nasıl bir gülümseme ile çözülüveriyorlar şaşarsınız. Demek bekledikleri tatlı bir söz sıcak bir gülümseme. O asık suratlı, erişilmez görünenlerinde asıl dertleri bu ya? Ancak o kendi ile barışık olanlar yok mu kimseye izin vermeden kendi kitaplarını seçiyorlar ve buyuruyorlar “bu olsun…”

Çocuklar sorun değil ama gençler evet onlar gerçekten sorun bendenizce. Ailelerde hiç kusura bakmasın ilgisiz. Hiç okunmayacak özellikle o yaşta okunmaması gerek kitapları çocukları almak isterken hiç karışmıyorlar. Bendeniz yazmış olsam bile o kitaplardan birini önermezdim. Her şey para mı, ticaret mi kardeşim ya? Hadi romantizm diyorsunuz ona göre yazsanıza! Kitap kapakları, hemen herkes o kapaklara koşuyor kitabın kapağını bile kaldırmıyorlar.

Dünya klasiklerini öneriyoruz. Burun kıvrıyorlar “okuyamam sıkılıyorum.” “Hiç okudun mu?” “Hayır” “O zaman nereden çıkarıyorsun sıkılacağını?” Cevap yok… Fuarın en iyi satış yapanları test kitapları satanlardı, öğrenciler bol bol test kitapları aldı, üstelik baya ucuza ve baskı resimler baya revaçtaydı. Şiir kitapları ve çocuk kitapları iyiydi. Ama bir felsefe, bir düşünür kitabı yerinde uyuklamak zorundaydı.

Ve biz şanslı çocuklar ve şanslı gençlerdik şimdide şanslı yetişkinleriz. Çok şükür kitap konusunda söylüyorum tabi ve sokakta oynamak ve yaratıcılık olarak. Üzgünüm şimdiki çocuklar test çocukları, yarış çocukları, sonu belli olmayan bir yarışın çocukları! Ve tabi toplumda bu yarışta, ne diyelim sonu hayır olsun… Ve sevgili okuyucularım, şimdilik sağlıkla, sevgiyle kalalım ayrımsız, gayrımsız, her zaman hep birlikte… Yase

& & & & &

Nazlı

Nazlı’nın annesi “Lütfen biz kahve içmeye gelmedik kızımızın nerede olduğunu öğrenmek için buradayız, lütfen oğlum bir şey biliyorsan bizi rahatlat” dedi. Sonra birden ağlamaya başladı! Herkes Güneş’e bakıyordu babası; “Nedir bu olay biri anlatsın da anlayalım” dedi.

Ama kimse bir şey bilmiyordu ki anlatsın!

Güneş Nazlı’nın annesini ve babasını babasına tanıştırdı. “Nazlı’yı tanıyorsun baba hani yazın görmüştün bir kez.”

“Gördüm mü? Anımsamıyorum ama ne önemi var ki madem siz tanıyorsunuz başımızn üzerinde yerleri var” diyerek misafirlere döndü. “Hoş geldiniz çok memnun oldum oturalım mı?” diyerek yer gösterdi. Herkes oturdu tansiyon düşmüş gibiydi Nazlı’nın annesi daha sakin Güneş’in annesi daha tatlıydı. Oysa ikisinin de içlerinde fırtınalar kopuyordu.

Nazlı’nın annesi gelen kahveyi nezaketle itti “Teşekkür ederim ama gerçekten şu an kahve içecek durumda değilim” dedi. “Kızım okula diye çıktı bir daha dönmedi. En son Güneş ile görmüş abisi eğer oğlunuz bir şey biliyorsa lütfen bize söylesin!”

“Gülin teyze gerçekten bir şey bilmiyorum, dedi zaten biz ayrılmıştık.” Güneş bu yalanları söylerken buram buram terliyordu oysa doğruyu  söylemeye karar vermişti, nasıl olmuştu da bu kadar rahat yalan söyleyebilmişti?!

“Babası oğlum bak hepimiz şimdi merak içindeyiz biliyorsan lütfen söyle” diye çocuğuna sertçe baktı. Ama artık bir kez yalan söylemişti dönemezdi.

“Biz çoktan ayrıldık baba bir şey bilmiyorum emin olun!” dedi.

Güneş’in annesi de oğluna arka çıktı “Oğlum ne bilsin canım kızınızın nereye gittiğini” diyerek tırnaklarının ucunu gösterdi.

Nazlı’nın babası Güneş’in bir şeyler sakladığından emindi.  Güneş’e dönüp olayla hiç ilgisi yokmuş gibi “Sigara içebileceğimiz bir yer var mı?” diye sordu. “Balkona çıkabiliriz” dedi Güneş “Azıcık soğuk olabilir ama önemi yok hadi karşılıklı bir sigara içelim birlikte” “Olur” dedi Güneş.

Sıkı sıkı kapalı perdeleri aralayarak balkonun kapısını açtı. Önce Güneş ardından Nazlı’nın babası dışarı çıktı. Güneş tedirgindi! Sigara kullanmıyordu, Nazlı’nın babası da sigara kullanmıyordu…

Dışarısı baya soğuktu ikisi ürperdi ama bunu düşünecek durumda değillerdi. Nazlı’nın babası “Sen nerede okuyordun” diye direk sordu.

“Kıbrıs’ta”

“Kaçıncı yılındasın?”

“Bu yıl 3 olacağım efendim.”

“Peki okul acık değil mi senin ne işin var burada”

“Annem rahatsızdı bu yüzden geldim ama iki gün sonra gideceğim” dedi Güneş rahatlamıştı ama bu sorgulamanın nereye varacağını düşünüyordu. Nazlı’nın babası; “İyi derslerinde iyidir sanırım” dedi.

“Evet, iyi efendim”

“Çalışıyor musun?”

“Evet ünlü bir otelde badigartlık yapıyorum.”

“İyiymiş” dedi Nazlı’nın babası onu ilgilendirmiyormuş gibi sonra “Hadi içeri girelim İskenderun’a dönmek zorundayız geç kalmayalım, sana iyi yolculuklar oğlum” diyerek omzuna dostça dokundu. İkisi içeri girdi. Arkası Yarın

Günün Şiiri

Al da Gel Gözlerini

Sürgün dedikleri
Gözlerinin gözlerime değmediği yerdir
Kül rengi bulutlarda
Sevdim yüzünü senin
Artık aşklar günübirlikmiş

Kimin umurunda
Asırlık bir çınar gibi
Kök Salmışken içimde gözlerin
Yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık
Hani istiklal ‘deydik /kolumdaydın

Hani sarhoştu ya
O şehrin bütün martıları
Dillerinde benim türkülerim vardı
Sonsuzluğa yürür gibiydim
Şimdi bir dağ başında

Özlemekten yorgun yüreğimden
Sesleniyorum sana
Al da gel gözlerini
Al da
Gel
Gözlerini…
Musa Göçer

Sarı Hüzün

ey yüreğim artık seninle duramam …
bu benim acım
bu benim kahrım
az mı geldi sana yüreğim
hüzün sarısı sancılarım….
sana yazdığım her şiiri
kelime kelime cümle cümle
sıksanda kalbime
yine de dindiremezsin fırtınalarımı…

poyraz poyraz esişimde sen
dalga dalga kayaları dövüşümde sen
her mağlubiyetimde başımı öne düşüren de sen..

ey yürek bil ki…bıktım ben senden
sokakların yaramaz çocukları uslandı da
uslanmadın sen…
huzuru uzak ettin bana
denizlerii uzak ……..
bir çoban kavalının ezgisinde
savurdun hikayemi ovaların
uzayıp giden düzlüklerine
bir buğday başağının savrulduğu gibi
savurdun salladın
yordun beni ulan yordun…

anladım ki ! ne sen bana aitsin
ne de ben sana
al ordularını terk et toprağımı
kıra kıra dağıta dağıta
eze eze yendin beni ulan yendin…

şimdi…
yangınlarımın ortasında bitmiş bir macerayım ben
bu senden son şikayetim…
ey yüreğim gayrı çekil sularımdan
boğulayım açıklarında..
artık yaşamak yakışmıyor ikimize
ceketimizi almadan terk edelim birbirimizi
ey yüreğim anlasana
seviyorum ben seni…

Musa Göçer

Günün Sözü

Arkamda yürüme, öncün olmayabilirim, önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece eşit oluruz.
Ute Kabilesi

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here