Tükenmişlik! Ve Umut Güneşten Doğar…

0
4

Günaydın sevgili okuyucularım, nasılsınız bu sabah? Depreminin üzerinden geçen üç yıla rağmen ilk günkü gibi sokağımızın görüntüsü. Bu yüzden “içimiz yıkıntı dışımız yıkıntı” demem. 100 yıllık okulumuz sevgili Mithat Paşa İlkokulu, yine 100 yıllık kilise ve tabi yollarımız, kaldırımlarımız hâlâ  yıkık, kırık üstelik şuradan buradan sarkan internet telefon kabloları, sokağın sıkıntılarına ekleyince valla dört dörtlük bir sıkıntı. Klimaların suyundan hiç söz etmiyorum bile.

Ve  bugünlerde  arkadaşlarım bana sık-sık “…tükendim artık içimden bir tek şey gelmiyor. Ayaklarım geri-geri gidiyor yerimden kalkmak istemiyorum hatta yemek bile istemiyor canım…” diye şikayet ediyorlar. Bu duruma psikologlarca “tükenmişlik sendromu” deniyor. Ve neredeyse toplumun yarısından çoğu bu yüzden sürekli anti depresan kullanmak zorunda kalıyor.

İşin  kötü tarafı ben denizde hemen-hemen onlar gibiyim. Altından kalkamayacağım bir yığın sıkıntının giderilemediğini gördüğüm ve bu durumunun düzeleceğine dair içimde umut kalmadığı için! Ve bunun ayrımında olduğum için  kendimi  sürekli denetliyorum. Valla bu denetleme durumu da başlı başına bir sorun? Yani bilgisayar başında iken kalkmak için  kendimde enerji hissetmiyorum ve baya bir  kararsızlık yaşıyorum ya kalkacağım ya da bilgisayarı kapatıp öylece boş-boş oturacağım bir yığın işim olduğu halde.

Kendi kendime bu ikilemi yaşarken birden kendime geliyorum ”fırla” diyor  içimdeki ses ve fırlıyorum ancak iki dakika kararsız kalsam yerimden kalkamayacağımı biliyorum! Otursam oturacağım boş-boş bakıyorum bazen tv’ye ya da okuduğumdan zevk almıyorum, yemekler ise bazen işkenceye dönüşebiliyor. Ancak gerçekten kendimi bırakmıyorum, kendimin ayrımına vardığımda hemen irkilip kalkıyorum… İki dakika yoga, yirmi dakika spor “ah ne kadar zorlanıyorum kalkmak için. Ancak boyun eğmiyorum.

Spor ve yoga gerçekten çok yararlı oluyor acizane öneriyorum. Ve olumsuzlukları olumlu kılabilmek için (en azından  yapabileceklerimi yapabilmek için uğraşıyorum ve ayrında olduğum şey bendenizi bu duruma düşüren şeyler içinde bulunduğumuz acayip ötesi durumlar var… Birincisi deprem sonrası yaşananlar ve yaşanmaya devam edenler…

Ve… Ya olacak şey değil! Kutsal Ramazan ayı  gelmek üzere bu mağfiret ve rahmet ayını kullanmak nasıl bir şey inanılır gibi değil. Yani sevgili  peygamberimiz herkes bilir ki hurmayla açardı orucunu gün içinde. Midesine tuğla bağlardı. Bunu bilenler, din, ahlak öğretmenliğine soyunanlar, sarayları aratmayacak, süslü püslü mekânlarda, iftar menülerini ve fiyatlarını vererek reklam veriyorlar! Gerçekten bu durum bendenizi tükenmişliğe değil ama depresyona sokuyor. Ya millet ekmek almak için uğraşırken böyle reklâmlar vermek nasıl bir şey? Halkı ne sanıyor bu insanlar? Dalga geçmek böyle bir şey değil de nedir?

Yani Ramazan fitresini verecek durumda olmayan ve bu yüzden kendini  kötü hisseden halkı hiç mi düşünmez? Valla kendileri bilir, Allah ıslah etsin.

Ve biz, bu her gün yeniden gündem olan acayiplikler yüzünden  hasta oluyoruz. Yani düşünün cinsel tacizciler serbest bırakılıyor sevgili ülkemizde! İnsanlar seçildikleri partiye ihanet ederek istifa ediyorlar. Ve daha neler ve neler? Bendeniz şanslıyım en azından yazıyorum ancak içimi yine de boşaltamıyorum bu da yetmek zorunda! Bazen boğuluyorum, gözlerimden yaşlar fırlıyor ama bunu yoga, spor, yürüyüş ve ister inanın ister inanmayın en az iki gün konuşmayarak geçiştirmeye çalışıyorum. Çok yararı  oluyor.

Valla sevgili okuyucularım gerçek bir şey varsa depresiflik artık kaçınılmayacak bir duruma geldi. İstediğiniz kadar güçlü durun, ilaç şirketlerine çalışıyoruz. Ancak yine de bendenizin önerisi; lütfen geleceğe dair umutsuz olmayalım. Güneş hep parlayacak, arada bir bulutların ardında kalsa da.

Ve umut her zaman güneşten doğar unutmayalım. Ve şimdilik sağlık ve sevgiyle kalalım sevgili okuyucularım.  Her zaman, hep birlikte, ayrımsız, gayrımsız… Yase

Günün Şiiri

Olduğun Gibi Görün

Olduğun Gibi Görün
Güneş gibi ol şefkatte, merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede, asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Günün Fıkrası

Temel’in Benzini Biterse

Temel arabayla giderken bakmış benzini bitiyor. Hemen en yakın benzinciye girmiş, pompanın yanında durmuş, arabadan inip benzin deposunu açmış, başlamış işemeye.

Temel’in işediğini gören pompacı “-Ya sen ne yapıyorsun, bu yaptığın normal mi?”. Temel “yooo Süper.”

Günün Sözü

Günün sonunda, düşündüğümüzden çok daha fazla acıya dayanabiliriz.

Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel ya da kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için ‘en’ değilim, ‘daha’ değilim. Bu devasa iddiasızlığın verdiği özgürlüğün hastasıyım.

Bir dik duruşun; kaç yenilgi, kaç gözyaşı, kaç kalp ağrısı ettiğini bilemezsiniz.

Nasıl olsa umutsuz olacaksam, hiç olmazsa üretken olmalıyım.

Frida KAHLO

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here