Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Valla çok şükür bunca sıkıntılı bir gündemde nefes almak bile zorlaşmış, sözün bittiği yere çoktan gelmiş üzerine milyon kez söz bitmeden yenisi gelmişken bir dilek düştü içime sevgiye dair; en azından bizi azıcık gündemden koparıp hayal bile olsa güzel bir şeyler olsun diye çırpınıyorum ve netten bulduğum bu güzel yazıyı paylaşmak istiyorum.
Ve şimdi sağlık ve sevgiyle kalalım diyorum, her zaman hep beraber ayrımsız, gayrımsız kötüler dışında tabi… Yase
& & & & &
Sevgiyi Bilgisayarınıza Yükleyin
Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: İlk olarak KALBİM dosyasını açmanız lazım. Açtınız mı?
Müşteri: Evet açıldı. Ancak şu anda GEÇMİŞ_ACILAR.EXE, DÜŞÜK_GÜVEN.EXE, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?
Yetkili: Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak GEÇMİŞ_ACILAR.EXE’yi silecektir. Gerçi bir süre geçici hafızada kalabilir ama artık diğer programları etkilemez. SEVGİ er veya geç DÜŞÜK_GÜVEN.EXE’yi silerek YÜKSEK_GÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak siz, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE’yi mutlaka kendiniz kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ’nin yüklenmesine engel olurlar. Onları kapatabilir misiniz lütfen?
Müşteri: Tamam kapattım, SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi?
Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece temel program. Üst sürümlerinin yüklenmesi için başka KALP’lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.
Müşteri: Haydaa… Daha şimdiden hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: Mesaj ne diyor?
Müşteri: Hata-412! Program iç sistemde çalışmıyor! Bu ne demek?
Yetkili: Endişelenmeyin, bu çok rastlanan bir sorun, çözümü de var. Hata mesajı, SEVGİ programının başka kalplerde çalışmaya hazır olduğunu ancak sizin kalbinizde çalışmadığını söylüyor. Biraz karmaşık bir programcılık dili oldu galiba… Sade bir dille şöyle diyor: ‘Programın başkalarını sevebilmesi için önce sizin kendi sisteminizi sevmeniz gerektiğini’ söylüyor.
Müşteri: Peki ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: ‘Kendimi Kabullenme’ isimli dosyanın içinde bulacağınız, KENDİNİ_AFFETME.DOC, KENDİNE_GÜVENME.TXT, DEĞER_BİLME.TXT VE İYİLİK.DOC isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini KALBİM dosyasına kopyalayın.
Müşteri: Tamam. Başka bir şey var mı?
Yetkili: Şimdi çalışacaktır gerçi ama, biz ilerisi için de tedbir alalım… SÜREKLİ_KENDİNİ_ELEŞTİR_HAYATI_ZEHİR_ET.EXE diye çok uzun isimli bir dosya vardır. Onu bütün sistemde tarayın ve gördüğünüz her dosyadan silin, sonra çöp kutunuzdan da atarak tamamen kaybolduğundan emin olun!
Müşteri: Yaptım. Hey harika… Neler oluyor?.. KALP temiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.MPG monitöre geldi. SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.COM hepsi KALP’e yerleşiyor.
Yetkili: Güzel, demek ki SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren her şeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan önce son bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Müşteri: Nedir?
Yetkili: SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınız herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonunda size tertemiz modüller olarak dönecektir… Mutluluklar…
Müşteri: Teşekkürler. Size de mutluluklar…

& & & & &
Hammal
Hamalsan iki şey önemli senin için: Yük ve yol…
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği. Diyordum ki içimden “Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!” Nitekim, çok geçmeden dedi ki: “Mola vakti. Gel biraz dinlenelim. Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!. Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini “Sen de dinlen hadi” dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu,oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında… Yükünü indirip sen de dinlen”, demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım… Sonra yine durdu. Bana da “dinlenmemi” söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra “dinlenelim mi” diye sordu, aksi aksi başımı salladım. Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü… Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım.. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım. Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; “Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz.” Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. “Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda. Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait. Halbuki bir yükü “taşımak” bizim işimiz, “altında ezilmek” değil! Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma… Akşamları bırak ve hafifle… Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var… Gerçek şu ki, hepimiz şu hayatın hamallarıyız. Yüklerimizi en doğru şekilde taşımak ve hayatın altında ezilmemek dileklerimle…
& & & & &
Doğru Kadın
Adamın biri kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış. Lambadan cin çıkmış ve; “Sadece bir dilek hakkın var, iyi düşün öyle dile” demiş.
Adam hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak: “Bütün dünyada zulmün, savaşın, açlığın bitmesini istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını, her yere barısın gelmesini diliyorum” deyivermiş.
Cin haritaya bakmış ve dehşetle; “Tanrı aşkına Adam! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. Tamam işimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunu yapılabileceğimi sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun” diye bağırmış.
Adam birkaç dakika düşünmüş ve; “Hayatım boyunca doğru bir kadın bulamadım. Bilirsin; hem ince düşünceli, hem dürüst, hem güzel, hem eğlenceli biri, sevecen, ilgili ve ömür boyu sadık olacak kadın diliyorum” demiş.
Cin derin derin bir iç çekmiş: “-Uzat şu kahrolası haritayı..!”
Günün Şiiri
Güz Çiçeklerinden Nâzıma Bir Çelenk
Niçin öldün Nazım?
ne yaparız şimdi biz
şarkılarından yoksun?
Nerde buluruz başka bir pınar ki
orda bizi karşıladığın gülümseme olsun?
Seninki gibi ateşle su karışık
acıyla sevinç dolu
gerçeğe çağıran bakışı nerde
bulalım?
Dünyanın En Tuhaf Mahluku
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
-demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Nazım Hikmet RAN
Günün Fıkrası
Yeni Geldum
Temel bir gün evinin damı akmasın diye çatıdaki kiremitleri tamire çıkmış. Tamir ederken birden ayağı kiremitlere takılarak 2. Kattan aşağıya düşmüş. Temel’i aşağıya düşmüş halde gören komşusu Dursun hemen olay yerine koşarak Temel’e yardım ederek onu yerden kaldırmış. Temel önce bir üstünü başını temizlemiş ve o sıra Dursun: Ula Temel ne oldi? Nasul bu hale geldun sen? Temel: Valla Dursun ne olduğunu bilmeyerum ki! Bende senin gibi buraya yeni geldum…
Günün Sözü
Aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır…
Mevlana Celaleddin Rumi
Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bаkаrsаn bulursun, kusuru örtmeyi mаrifet edin kendine. İşte o zаmаn kusursuz olursun.
Mevlana Celaleddin Rumi




