Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY…
On bir ayın sultanı geldi ve zamanın çok çabuk geçtiği son günündeyiz. İslam dininde, İslam ülkelerinde Ramazan ayının sonunda 3 gün bayram kutlanır. Bayramlar ve özel günlerde yapılan törenler başka din ve topluluklarda da kutlanmaktadır.
Ramazan ayının gelmesi ile yardımlaşmalar, ibadetler çoğaldı, az da olsa suç oranları düştü.
Gençlerin dışında orta yaşlı guruplar “ah bizim zamanımızda bayramlar şöyleydi, böyleydi” diye söyleyip dururlar. Bir gün gençler de yaşlanınca onlar da “ah bizim zamanımızda bayramlar şöyleydi, biz ne bayramlar yaşadık” gibi kendinden sonra gelen yeni nesle anlatıp duracaklar.
Yıllar önce konfeksiyonun çok az olduğu yıllarda imkânı olanlar, kumaş alır ve terzilere elbise diktirirlerdi. Tabi terziler de son bir ayda özellikle ramazan ayında sahura kadar çalışırlardı sıra zor gelirdi. Ramazan bayramı gelmeden birkaç gün önce evlerde temizlikler başlar ve komşular birbirlerine yardımlar ederlerdi. Hatta bazı aileler sahura kadar oturur, sohbet eder ve sonra evlerine dağılırlardı.
Eskiden bayramlarda çocuklara mutlaka yeni bir giyecek alınırdı, bu bir ayakkabı çorap, bir mont veya bir kazak olurdu ve bu bayramlıkları yanımıza kor ve öyle uyurduk.
Ramazan Bayramı hazırlıklarının en başında olmazsa olmazı; pastalar, çörekler, börekler yapılırdı. Bu hazırlıklar ilimizin bölgesel ilçelerine göre yapılırdı. İskenderun bölgesi kömbe, Antakya bölgesi pasta, kahke diye hazırlıklar yaparlardı. Çarşılarda çokça bir hareketlilik olur, dükkân önleri, şekerlerle dolardı.
Örneğin İskenderun’da kömbe hazırlıkları bir hafta öncesinden başlar ve sahura kadar pişirim fırınları durmadan çalışırlardı. Bu pasta ve börekler genelde imece usulu ile yapılırdı. Komşular birbirlerine yardımlar eder, fırınlardan kara tepsiler alınır, güzelce dizilir ve sıraya girilerek fırınlarda gece ve gündüz kömbeler, pastalar pişirilirdi.
Kömbe; hurmalı, cevizli, sade olarak hazırlanır ve tahta kalıplardan geçirilerek fırınların kara tepsilerine dizilir ve fırınlara getirilirdi. Dörtyol, Erzin bölgesinde Kömbeye Börek denir, İskenderun bölgesinde yapılan pastaya Kömbe denmektedir.
İskenderun’un mahallerini dolaşırdım, en çok Çay Mahallesinde fırınlar sabaha kadar çalışır ve mahalle, cadde ve sokaklar kömbe kokardı. Yapılan bu kömbe veya pastalardan tadımlık da olsa komşulara verilirdi. Bayram sabahı namaza gidilir ve namaz sonrası eskiden evlere, yemeğe, akraba, komşu veya hiç tanımadığımız insanlar davet edilir, sabah-sabah onlara içli köfte ve çorbası ikram edilirdi.
Çok eski yıllarda mahallelere tahtadan yapılmış dönme dolaplar, salıncaklar, kurulur horozlu şekerler, elmalı şekerler, pamuklu şekerler satılırdı. Ev ve akraba ziyaretleri şimdiki gibi telefon ile değildi. Yeni elbiselerini giymiş çocuklar bayramda aldıkları bayram harçlıklarını buralarda harcarlardı.
Bayramda herkes birbiri ile bayramlaşır ve Ramazan bayramının 3 günü çok güzel geçerdi. Son yıllarda savaşların ve iç karışıklıkların olması dolayısı ile İslam âlemi bayramlarını buruk ve çok üzgün olarak kutlamaktadır. Aç susuz kalan, babasız-anasız kalan çocuklar bayramı nasıl kutlasınlar.
Bırakın yeni elbiseler giymek isteyen çocukları, ekmek, yemek bulamayan, hastalıktan karınları içine geçmiş çocukları görünce nasıl neşe içerisinde bayramları kutlayalım. Depremde anasını, babasını kaybeden yetim ve öksüz kalan çocuklar bayramdan ne kadar zevk alırlar? Oyun oynamak isterler mi? Onları öksüz, yetim bırakanlar vicdanen rahatlar mı?
Bir bayram sabahı, sokakta neşe içinde oynayan çocuklar arasında bir kenara çekilmiş, mahzun ve ağlamaklı bir yavruyu gören Peygamberimiz, çocuğa yaklaşır ve neden oynamadığını sorar. Çocuk kendine soruyu soranın Peygamber olduğunu bilemez ve “benim anam-babam yok” der. Peygamberimiz hüzünlenir ve “Bak yavrum benimle gel, ister misin senin baban Peygamber olsun, anan da Hatice olsun, ablan da Fatıma olsun, deyince çocuk durumu anlar ve güler, çok sevinir Peygamberimize sarılır.
Ramazan ayında binlerce çocuk yetim, öksüz kaldı, binlerce yuva yıkıldı, binlerce insan yaralı, sakat kaldı. Bu insanlar ekmek bulamadılar, içecek su bulamadılar. Kış günü bu zulüm neden, bunları yapanlar gece rahat uyuyabiliyorlar mı, huzur içinde yaşayabiliyorlar mı? Yazık çok yazık!.
Gelin mahzun çocukları bu bayramlarda sevindirelim, mezarlıkları, hastaneleri varsa ceza evlerini ziyaret edelim. Allah sevdiklerinizle gelecek yılda bu güzel günler sonrası, Ramazan Bayramını görmeyi, sağlıklı ve mutlu bir bayram geçirmenizi ve de sağlıklı günler dilerim.
Bayram namazının saati sabah saat 07.09’dur.







