Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY
Üç ay kaldı, bir ay kaldı, bir hafta kaldı, derken “On Bir Ayın Sultanı Ramazan Ayına” kavuştuk. Ramazan ayına kavuşmanın sevinci ile herkesin Ramazan ayını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını Allah’tan dilerim.
Bu ay neden önemli?! Allah’ın ilk emri (Alak Suresi) Oku; bu ayda indirilmiş olup Kuran-ı Kerim’in vahiy yolu ile indirilişi bu ayda olmuştur. Çok önemli bir gece olan Kadir Gecesi de bu aydadır.
Emniyet Müdürlüğünün verilerine göre bu ayda suç kaydının daha az olduğu gözlenmiştir. Ramazan ayı hepimizin bildiği gibi Rahmet, Mağfiret, Af ayı olup, birlik ve beraberliğimizin daha çok kuvvetlendiği bir aydır. Bakara Suresi; 184-185 ayetlerinde Orucun “Farz” olduğu bildiriliyor. Bu ayda şeytana zincir vurulur, Cennetin kapıları af dileyenler için açılır.(Hadisi-Şerif)
Ramazan ayı boyunca iftar saatini beklemek, fırınların önünde bir veya iki pide almak, onu hızlıca eve yetiştirmek, akşam ezanını beklemek, ne kadar güzel ise oruçlu iken davranışlarımızı kontrol altına almak da o derece önemli ve güzedir. İmsak vaktinden, akşam ezanına kadar “aç kalmak” yetmiyor; elimize, gözümüze ve en önemlisi de ağzımıza yani dilimize oruç tutturmak gerekmektedir. Çünkü Oruçlunun duasının kabul olunacağını unutmayalım!
Allah insanlara neyi yasaklamış ise hepsi bizlerin yararınadır. Kumar, alkol, yalan, iftira, yetimin-öksüzün, devletin ve milletin malını yemek, bir insanı haksız yere öldürmek… daha birçoklarını sayabiliriz.
İftar sofralarında yetimlere, öksüzlere, fakirlere yer vermemiz gerektiği, şatafatlı otellerde pahalı iftar yemeklerine katılmanın doğru olmadığı dinimizce malumdur.
Fecr Suresi 17-18-19-20 ayetlerinde Allah “Siz yetime ikram etmiyorsunuz Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz, haram-helal demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz” diye bizlere öğüt veriyor.
Mal, mülk hırsıyla yaşayanlar neyin peşinde? Bir gün bırakıp gideceklerini düşünmüyorlar mı, geride kalanlar belki de o bırakılan miras mallarını haram işlerde kullanacaklar.
Bu ayda maddi ve manevi yardımlaşmanın çok olduğunu görüyor ve bizler de yardımlara katılmak için imkânlar ölçüsünde yapmaya çalışıyoruz. Veren elin, alan elden üstün olduğunu hatırlayalım. Bir yetimin, öksüzün saçını okşamak, yardım etmek, fakirin karını doyurmak ve daha önemlisi ihtiyacını karşılamak bizleri mutlu etmez mi? Özellikle ihtiyacı olan zeki öğrencilere yardım yapmaya çalışalım.
Depremde kaybettiğimiz kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum ve o günlerde yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum… Bir gün ilçemizin cadde ve sokaklarında gezerken, yardımlaşmanın güzel örneklerini gördüğüm kadar, çirkin, hoş olmayan yağma olaylarını da gördüm.
Türk milleti zor günlerde yardımlaşmayı birlik ve beraberliği çok iyi yapar. İlçemiz belediyesinde verilen öğle yemeğinin (kim verdiyse Allah hayrını kabul etsin) sonrası dışarıya çıktığımda, çok yakın olan kilise kapısına baktım, giren çıkan çok. Hareketli bir durum var, merak ettim kapıya yaklaştım. Kapıyı çaldım açıldı ve kimi aradığımı sordular. “Hiç kimseyi” dedim, içeride neler olup bittiğini öğrenmek isteyince; “Çocuklar çalışıyorlar ne çalışması var?” dedim, “yardım” cevabını aldım.
Birkaç adım attım baktım, ilçe mahallerine ve köylerimize yardım listesi yapıyorlar. Bu yardımların İstanbul’dan geldiğini ve depremzedelere dağıtılacağını söylediler, teşekkür ederken bir genç eski sebze hali yanındaki Kilisede ve Yelken Kulübünde de sabah kahvaltı ve öğle yemeği verildiğini, bunu diğer insanlara duyurmamı istediler, bende diğer ihtiyacı olanlara duyurdum. İlçemiz halkının bu yardımlardan aldığını gördüm.
Böylesi zor günlerde yardımlaşmanın dini, mezhebi, siyaseti olmaz, bunu akıldan çıkarmayalım ve depremde aramızdan ayrılan kardeşlerimize yakınımız veya uzak olanlara bolca dualar edelim. Mümkünse mezarlığı, hastaneyi ziyaret edelim.
Kendini âlim zanneden yarı cahil kişilerden af ve dua istemeyelim, çaput bağlayıp dileklerde bulunmayalım, çünkü Allah Kuran-ı Kerim Kaf Suresi 16. ayette “biz ona (insana) şah damarından daha yakınız” diye belirtiyor. Allah ile aramıza başka birini koymaya gerek yok, kendimiz af dileyip tövbe edelim. Ancak Mazlumun, haksızlığa uğramış olanların, adaletli yöneticilerin, yetimin, ana babanın misafirin dualarının kabul olunacağını bilelim. Okunan Kuran-ı Kerim’in mealini anlayıp ona göre hareket edelim.
Allah gelecek yıl da bizleri bu güzel aya kavuşmayı nasip etsin diyerek, tuttuğumuz orucun ve diğer ibadetlerimizin kabul ve makbul olması dileği ile iftarınız bereketli, bol dualı ve hoş sohbetli geçsin, hoşça kalın.







