Değerli okurlarım, yaz sezonu girdiğinden beri sizlere sunduğum makaleler yine sizlerin arzuları doğrultusunda yayımlanmıştır. Şikâyetçi olmadığım gibi memnun dahi oluyorum. En azından anılarımız tazeleniyor. Elim kalem tuttuğu sürece de hizmetinizdeyim.
Performans konusundan söz etmiştiniz ya performans idealist bir kavramdır. Sporcu öncelikle kendini kontrol edecek, kararını kendi verecek, transfer balonlarına fazlaca itibar etmeyecektir. Aksini yapanlar da var ama kendi düşen ağlamaz.
Birçok okurum “yazarken, bir konuyu işlerken neler düşünüyorsunuz?” şeklinde soruları vardı. Bir paragrafla anlatmak istiyorum. Efendim, yarım asrı geride bırakalı çok oldu. Bildiğiniz gibi uzun zamandan beri de Gazeteniz (İskenderun Gazetesi) de yazmaktayım. Umarım burada uzun yıllar yazmaya devam ederim.
Yazmak için bir neden olması gerekli. Kimseyle yarışmak için değil. Kendi duyguların, beyin arayışın çok önemlidir. Öyle anlar oluyor ki; daktilomun başına oturup beynimi boşaltsam diyorum. Yani burada hissetmek ve duymak çok önemlidir. Beni yakından tanıyanlar “Genç ve dinç gözüküyorsunuz” diyorlarsa inanın bunları yazmaya, spor yapmaya, acı biber yemeye borçluyum.
Bildiğiniz gibi, belli bir yaştan sonra ferdi sporlara özellikle yürüyüş sporuna ağırlık veriyorum. Bu sporun özelliklerini ve faydalarını birçok makalemde sizlere ayrıntılı biçimde anlattığımı biliyorsunuz. Evet, yazmak için ya da yazacağınız konuyu düşünürken mutlaka heyecan duymalısınız. Bu heyecanı sizlere tarif etmem olanaksız. Bu heyecan değişik bir heyecan, en güzel sohbetlerde bile bu heyecanı duyamazsınız.
Spor makalelerimde ne de sanat ve kültür sayfamdaki yazılarımda duygularımı kaleme alırken hiç zorluk çekmiyorum. Biraz gerilere gidebilmek bana kâfi geliyor. Sizler de yıllar önceki spor olaylarından söz etmemi istiyorsunuz, bu konudaki iltifatlarınızı da göz ardı etmiyorum.
Yazmak için mekân da çok önemlidir. Olmazsa dünyanın sonu değil. Bizim ev ormanın içinde ve ormana bakan balkonu camla kapattırdım, şimdi doğa ile daha samimiyim. Yazmak için uygun mekân aramak fazla egoistlik olur. Genç bir gazeteciyken gürültü patırtı içinde yazardık. Matbaa alttaydı, rotatif baskı makinesinin gürültüsü çok muhteşemdi, bilen bilir. Biz rahatsız olmuyorduk, belki de serde gençlik vardı da ondan…
Yazarken heyecan duymuyorsanız, makalelerinizin topluma bir şeyler vereceğine inanmıyorsanız, okurlarınızı görmezden geliyor, taleplerini tınmıyorsanız bu iş gitmez. Kendinize ne denli, saygınız olur bilemem ama sadece size verilen köşeyi doldurmuş olursunuz.
Yazmak isteyenlere şunları söylemek istiyorum. Önce yazarsınız yırtarsınız, sonra yine yazarsınız ve belki yine yırtarsınız ve daha sonra yazdıklarınızı yırtmazsınız ama saklama gereği de duymazsınız. Sonunda yazdıklarınızı saklarsınız, beğendiniz de ondan. Siz beğenirseniz herkes beğenir.
Yazarken hissettiklerim heyecandır, ciddiyettir, samimiyettir. Yazdığım kâğıtların buruşmasına bile gönlüm razı olmaz. Beni anladınız mı?
Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA




