Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Yine bir şehit haberi ile uyandık. Arsuz kırsalında yani yanı başımızda, içimizde hainler ve o hainler ile dün akşam saatlerinde çatışma çıktı. 11 teröristin öldürüldüğü operasyonda bir kahraman askerimiz ağır yaralandı. Kaldırıldığı İskenderun Devlet Hastanesi’nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Yüreğimize yepyeni bir kor düştü kocaman ve “Afrin’den bir şey anlamadık” diyen çokbilmişlere “48 şehitten bir şey anlamadılar mı?” diye sormak istiyorum.
Her şehit haberi ile bir yıldız söndü, gökyüzü eskisi gibi aydınlık değil artık. Bu hiçbir şey mi? Ah keşke biraz düşünebilseler konuşmadan önce, ah bir empati yapabilseydiler! Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum mekânları cennet olsun. Ve yaralılarımıza acil şifalar. Allah ailelerine ve hepimize sabır versin, akıl versin. Vatan sağ olsun…
& & & & &
Ve sevgili okuyucularım 54. kütüphane haftası çeşitli etkinliklerle kutlanmaya devam ediyor. Önceki gün yani 26 Mart’ta etkinlikler, İskenderun Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası, İskenderun Deniz Ticaret Odası, Kitapseverler Derneği’nin katkılarıyla gerçekleşti, yoğun bir kalabalık vardı. Bu çok sevindirici bir görüntüydü. Ancak en sevindirici haber İskenderun Kaymakamı Sayın Soytürk’ün verdiği üstü kapalı müjde oldu. Şöyle ki şimdiki kütüphanenin konum olarak çok güzel olduğunu ancak gerçekten içten dıştan çok eskidiğini ve neredeyse ihtiyaca yanıt vermeyecek duruma geldiğini vurgulayarak yeni bir oluşum için bazı plan ve projelerin olduğunu söylemesi bize üstü kapalı bir müjde gibi geldi. Ve biz hemen hayallere dalmaya başladık bile. Şahsen bendenizin gönlünde, Kaymakamlık binası ve yanındaki boş arazi yatıyor!
Ve sevgili okuyucularım İskenderun Kaymakamı Recep Soytürk Kütüphane Haftası’nın bu yılki ana temasının “Yeni Nesil Çocuklar, Yeni Nesil Kütüphaneler” olarak belirlendiğini ifade ederek “İnsan beyninin kapasitesini ve yeteneklerini yakın bir geçmişte öngörülemeyen bir biçimde genişleten bilgisayar ve bütün dünyadaki bilgisayarları birbirine bağlayan küresel bir ağ olan internetin hemen her alanda devrim niteliğinde etkileri olmuştur. Bilgisayar ve iletişim alanındaki teknolojiler bir bütün olarak bilgi teknolojisi olarak nitelendirilmektedir. Teknoloji bilimin uygulamaya geçirilmiş halidir. Kütüphaneler ise insanlık tarihinin her döneminde bilginin toplandığı, korunduğu, organize edilerek kullanıma sunulduğu merkezler olarak karşımıza çıkmıştır. Teknoloji bilimin gelişmesinde önemli bir etken olarak bir döngü oluşturmaktadır.
Bu gelişimin sonucunda kütüphaneler artan bilgiyi kontrol altına alabilmek, okuyucularına daha etkin hizmet sunabilmek, daha doğru ve hızlı işlemleri yürütebilmek için gelişen teknolojiden yararlanma yoluna gitmektedirler. Bilgiye erişim ve dünyanın çok kültürlü zenginliklerinin yanı sıra, yaşam boyu öğrenme ve okuryazarlık becerileri de toplumların önceliği durumuna gelmiştir. Nitelikli bir çocuk kütüphanesi, çocukları yaşam boyu öğrenme ve okuryazarlık becerileri ile donatarak, onların topluma katılımlarını ve katkıda bulunmalarını sağlar.
Bilgi ve mirasın dolayısıyla kültürün sürdürülmesi ve toplumlar arasında paylaşılabilmesi için bilgi ve fikirleri bünyesinde barındıran, onlara erişmeyi ve bilginin insanlığa yayılmasını sağlayan bir kültürel merkez olarak kütüphanelerin varlığı son derece hayatidir. Dolayısıyla düşünsel dolaşımının merkezinde yer alan kütüphaneleri kullanma alışkanlığı küçük yaşlarda çocuklara öğretilmelidir.
Erken yaşlardan itibaren kütüphane kullanımı desteklenen çocuklar, büyük olasılıkla ileriki yıllarda da kütüphane kullanıcısı olarak kalacaklardır. Sonuçta, geleceğin kütüphanelerinin ve kütüphanecilerinin, bugünküne oranla daha farklı bilgi birikimiyle donanmış olması kaçınılmazdır. Özellikle günümüzde çocuk kullanıcıların teknolojiye olan ilgi ve merakı düşünüldüğünde, geleceğin kütüphanecileri bilgi kaynağından çok bilgiyi sunan hatta bilgiye ulaşılmasında daha etken yollar belirleyen kişi olmak zorundadır. Bu duygu ve düşünceler doğrultusunda, “54. Kütüphane Haftası” dolayısıyla tüm halkımızı okumaya ve kütüphanelerimize davet ediyorum” diye konuştu.

Ve sevgili okuyucularım kütüphane haftası çeşitli etkinliklerle kutlanmaya devam ediyor. Kütüphanemize sahip çıkalım diyorum. Kitap, okuma tabletleri bağışlayalım ve en iyisi orayı sık sık ziyaret edelim. Gönlümüz, gözümüz, ufkumuz genişlesin, kitap ve kokusu ile haşır neşir olalım.
Ve sevgili okuyucularım, kitaplar ve kütüphaneler ve kitapevleri, kitap otağı kütüphaneden sonra en önemli mekânlardan biri bendeniz ve birçok kitapsever için onu farklı kılan her Cumartesi günü düzenlediği kültür ve sanat etkinlikleri. Bu etkinliklere her hafta bir konuk ve bir konu davet ediliyor. Sıcak ve aydınlatıcı sohbetler yapılıyor.
Geçtiğimiz günlerde Kitap otağında Akademisyen ve Müzik Eğitmeni Ergun Telci “Türkiye’de Müzik Eğitimi ve Müzikteki Kültürel Yozlaşma” konulu söyleşi gerçekleştirdi. Tadı damakta kalacak söyleşilerden biri idi.
Ve sevgili okuyucularım, ömrünü sanata ve müziğe adamış pek çok müzisyen yetiştirmiş olan Telci, müziğin bireyler üzerinde sevgi, sorumluluk ve yaratıcılık duygularının gelişmesini sağladığını, dinleme ve yargılama becerisiyle insanın beğeni düzeyini yükselttiğini vurgularken ünlü Macar müzik eğitimcisi Kodaly’nin bir sözünü hatırlatarak (Eskiden çocuğun müzik eğitimi doğmadan 9 ay önce başlatılmalı diye düşünürdüm, şimdi ise çocuğun müzik eğitimi annenin doğumundan 9 ay önce başlamalı diye düşünüyorum) daha iyi ve daha mutlu insan olmak için herkesin müzik eğitiminden geçmesi gerektiğini belirtti.
Telci müzik, amatör müzik eğitimi, mesleki müzik eğitimi, toplumumuzda sanat ve müzik, din ve felsefede müziğin etkileşimleri konularında kendisine yöneltilen çeşitli soruları derinlemesine yanıtlarken müziğin kültürel yozlaşmadan en fazla etkilenen alan olduğunu dile getirdi.
Her hafta Cumartesi günleri saat 16:00’da düzenlen Kitap Otağı söyleşi günlerinin mimarı Aşir Alkaç’a doğrusu çok güzel işlere imza attığı için hepimiz canı yürekten teşekkür ediyoruz. Bazen hiç tanımadığımız bazen yakından tanıdığımız konuklarla ve söyleşi ortamı ile bizleri aynı çatı altında toplayabildiği için. Ve sevgili okuyucularım kütüphane haftasında ödül alan öğrencilere Aşir bey ayrıca kitap otağında kitap armağan edecek tabi bende armağanımı alacağım valla affetmem.
Ve sevgili okuyucularım sağlıkla, sevgiyle hep birlikte kalalım, her zaman sanat ve kitap, sevgi ve saygı hayatımızın odağı olsun. Yase
Günün Şiiri
Yoldan Geçenler
Bir rüyada yürür gibi geçerler
Evimin önünden her akşam üstü
Yüzleri bir duman gibi dağınık
Sönmüş saçlarında son damla ışık
Bir korkuları var gibi her akşam
Evimin önünden geçerler onlar
Ne sesleri ıslık çalan bir rüzgâr
Ne de omuzları yalçın bir dağdır
Ümit gözlerinde ölü bir bakış
Sayha bir bükülüş dudaklarında
Bulamadıkları nedir ki yaz, kış
Dolaşırlar şehrin sokaklarında…
Onlar – omuzları ne yalçın bir dağ
Ne sesleri ıslık çalan bir rüzgâr –
Bir rüya içinde gibi her akşam
Kopan ve uzayan şekiller ile
Sanki nehir gibi akmaktadırlar
Derinden ruhları çağıran sese.
Ahmet Muhip DRANAS
Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar
Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların.
Belki gidiyorlardır yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların.
Evler, ağaçlar, sular, ben ve bu an
Sanki bulutlarla bir, akıyoruz;
Onların hevesine uyaraktan
Cenup ufuklarına bakıyoruz.
Biz de hafif olsaydık bir rüzgârdan,
Yer alsaydık şu bulut kervanında,
Güzel’e ve Yeni’ye doğru koşan
Bu sonrasız gidişin bir yanında;
Dağlara, denizlere, ovalara
Uzansaydık yağarak iplik iplik,
Tohumları susamış tarlalara
Bahar, gölge ve yağmur götürseydik.
Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden uçan bulutların.
Gidiyor, gidiyorlar yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların.
Ahmet Muhip DRANAS
Günün Fıkrası
Bir Kürt ve Temel Amerika’ya zengin olmak için gitmişler. 1 sene sonra aynı yerde tekrar buluşmak üzere ayrılmışlar… Bir sene sonra Temel yine aynı şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha sonra yanına bir limuzin yanaşmış ve içinden smokin giymiş bizim Kürt çıkmış. Kısa bir selamlaşmadan sonra Temel: “Valla ben hiç bir baltaya sap olamadım” der. “Ama görüyorum ki sen oldukça iyi durumdasın.”
Kürt: “Eh işte durum iyi der. Valla bu Amerikalılar salak. Bir fal makinesi yaptım. 5 dolara elini makineye koyuyorsun ve fala bakıyor” der. Daha sonra yine bir sene sonrası için sözleşirler. Bir sene sonra yine Kürt limuzini ile gelir ve beklemeye başlar. 10 dk sonra tepeden dabadabadabna bir helikopter iner ve içinden bizim Temel çıkar. Kürt şaşırır; “Ulan nasıl oldu da bu kadar zengin oldun?”
Temel: “Valla bu Amerikalılar çok salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim der. 5$’a elini veriyorsun fala bakıyor. 10$ vermezsen elini geri alamıyorsun.”




