Behlul Dane

0
7

Arada Sırada Muhabbet

Suphi ULUSOY
Emekli Öğretmen

Abbasi hükümdarı Harun Reşit zamanında 8. yy’da Bağdat’ta yaşamış olup mezarı Dicle kıyısındadır, kimilerine göre Sufi, kimilerine göre de Mecnun, kendi halinde, kimseye zararı olmayan insanları düşündüren, düşündürdükçe de onlara doğruyu, güzeli, birlik ve beraberliği öğretmeye çalışan kendi halinde tasavvufi mecnun bir şahıs.

Ölümünden sonra arkasında yazılı bir eser bırakmamış ancak anlatılan efsane veya menkıbeler kalmıştır.

Behlül bir rivayete göre de Halife Harun Reşit’in üvey kardeşi olduğu da söylenir.

Behlül kimsesiz kendi başına yaşayan ve diğer insanların yardımları ile karnını doyuran bir kişidir. Bir gün Bağdat’a çok yağmur yağar, yer yerinden oynar, sel ortalığı götürür, mezarlıklar yıkılır. Behlül de mezarlığı ziyaret sırasında bakar dışarıya çıkmış üç kafatası iskeleti görür ve yaklaşır, alır sırtındaki torbaya kor.

Yolda bunları ne yapacağını düşünürken aklına pazardan geçmek gelir. Kurulu pazara gelir ve bir köşede kendine yer bulur, yanındaki kafataslarını sırtından çıkardığı ceketinin üstüne koyar ve bağırır; “Yok mu bunları alan, haydi bu kafalar satılık!” diye gür sesiyle bağırır-bağırır ve insanların kendine bakmalarını sağlar.

Bir grup insan yaklaşır ve “Bre Behlül bunları mı satıyorsun? Böyle şeyi ilk defa görüyoruz. Haydi, söyle bakalım bunların fiyatı kaça?” diye alay ederler.

Behlül gayet ciddi “Alacak olan var mı ki?” diye de sorar, bir kişi “Evet söyle fiyatı uygunsa belki alırım” deyince Behlül “Hangisini?” diye sorar.

Almaya niyetli olan “Hepsini” deyince Behlül durur mu? “Bu l’incisi 5 lira,  2’incisi 10 lira, 3’üncüsü de 15 lira!” deyince insanlar şaşırır ve merak içinde “Neden fiyatları farklı?” derler.

Behlül “Kardeşlerim” der “Birinci Boş kafa, İkinci Taş kafa, Üçüncü de Hoş kafa der…” İnsanlar alacakları mesajı almışlardır.

Günümüzde de boş kafalar, taş kafalar ve hoş kafalar yok mu? Hayatında kitap, gazete okumamış kendini her şeyi bilen ve kendi bildiğinden başka hiçbir fikre saygı göstermeyen, Cin Ali kitabını bile okumamış ama her konuda ahkâm kesilen, “sabit fikirli” insanların yanında bir de başkalarının fikrine, inancına, yaşam tarzına saygı duyan, gerektiğinde karşı tarafında fikrini alan, kısaca ‘insana saygı duyan’ Hoş kafalar da vardır.

Başka bir ‘Arada Sırada Muhabbet’ yazımda görüşmek üzere, saygı ve sevgilerimle, hoşça kalın.

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here