Yeni Yılımız Mutlu Sağlıklı Ve Huzurlu Olsun

0
5

Yeni yılın ilk günlerinden kocaman bir  günaydın sevgili okuyucularım, nasılsınız bu sabah? Dilerim hepiniz neşe içinde uyandınız çoktan beri beklediğimiz bu güzel, yağmurlu ve soğuk güne (yazımı tüm gün yağmurlu olan pazartesi günü yazdım…) Şahsen bendeniz bu havaları çok sevdiğim için herkesinde sevdiğini sanırım oysa? Örneğin sevgili Emre bu havalarda depresyona girer onun havaları bol güneş, hava ne kadar soğuk olursa olsun güneş parladı mı tamamdır. Ama kardeşi Berke aynen  ben, yağmur ve karanlık, sanırsınız ecini falanız.

Neyse ya havadan sudan konuşmak güzel de yeni yılın ilk günlerinde gerçekler ve yaşadıklarımız ne yazık ki güzel değil. Keşke yeni yılın eski yılı aratmayacağını söyleyebilseydik. Ancak ne yazık ki aratmasa da devam edeceğini bilmek için falcı ya da kötümser olmaya gerek yok. Ancak biz ne olursa olsun umutlarımızı her dem taze  ve diri tutmak zorundayız. Kötümserliğin kimseye yararı yok tabi bunu hepimiz biliyoruz özellikle. Nevşehir’de şehit olan üç polis  kardeşimizin  şehit  acısı ile  doluyken içimiz, havadan sudan konuşmak gerçekten çok zor ve ben  deniz  kendimi buna zorluyorum, sanki havadan sudan konuşurken gerçeklerden kaçıyor gibi oluyorum. Örneğin, kankamı kaybediyorum olağan bir şeymiş gibi davranıyorum oysa içim yanıyor. Gecelerim karabasana dönüyor. Ancak hayat akmaya devam ediyor. Dünya çıldırmış, insan aklını vicdanını yitirmiş gibi yaşayıp gidiyoruz hep birlikte yeni yılmış sevsinler. Amerika resmen kafayı yemiş. Dünyayı yönetmeye soyunmuş. Başkanlar filmlerdeki gibi kaçırılıyor, herkes sütten çıkmış ak kaşık ya başkalarını yargılamayı  kendine hak sanıyor. Suriye’de kıyametler kopuyor. Herkes şu ya da bu şekilde tartışıp duruyor.

Ah ya ah valla sokağa çıkmak ya da çıkmamak ikilemi içinde kalıyoruz, ağlayan ağlayana, şikayet eden edene, bir sor bin ah dinle durumundayız. Buna su kesintileri ve hırsızlık gibi kabul edilemez olaylar eklenince insana dair ne varsa gözden geçirmek durumunda kalıyoruz. Tamam deprem dedik kolay değil toparlanmak ama kardeşim şu elektrik ve su kesintilerine artık bir çare  bulun yani bizi gösterişle uyutmayın. Biz kırık yıkık kaldırımlardan şikayet ederken bu kez  su ve elektrik kesintileri başladı. Ve bir müddetten beri devam ediyor.

Valla ben deniz gerçekten iyi niyetliyim ve hiç bir çalışmanın kolay ve sanki ellerinde sihirli değnek varmış gibi olduğunu  düşünmüyorum. Ancak yinede su ve elektrik sorununun öncelikli olmadığını görüyorum şehrin süs püsü bunlardan önce geliyor gibi?

Ve gelelim hırsızlığa… Zaten depremin ilk günlerinden beri vardı çeşitli şekillerde hırsızlıklar yapıldı ve hala yapılıyor. Bizim kapıcı kızcağızın iki kız kardeşi var ikisi de kanser hastası. Depremde evleri, aileleri hep yok oldu. Zorunlu olarak konteynırlarda kalıyorlar. Kızcağız kapıcılık yapıyor ve iki kız kardeşine bakıyor. Konteynerde yaşamak başlı başına bir sorun zaten yağmur yağar etraf su içinde kalır, yazın sıcaktan kavrulur gibi çok bilindik zorluklardan bin kat fazlası yaşanır o madeni kulübelerde. Ve bu kızcağız her şeye katlanıyor, her gün dolmuşa atlayıp merdiven temizliğine geliyor. Yılbaşı gecesi komşuları ile bir evde toplanmışlar birlikte yemek yiyip tv izlemişler hiç bir şeyden habersiz. Onlar hayattan birkaç saati mutlu gibi yaşadıklarını sanırken evleri vicdansız bazı insan kılıklı yaratıklar tarafından soyuluyormuş. Eve döndüklerinde birde ne görsünler evde oturacak yer bile kalmamış… Kardeşlerinin kanser ilaçlarını bile almışlar. Bu nasıl bir vicdan? Deprem vurmuş, hastalık vurmuş ve tamam olsun diye birde hırsızlık; valla artık ne denir bilemiyorum? Kızcağız için-için ağlıyor zar zor kazandığı paralar tuzla buz olmuş. Ona yanmıyor da “kanser ilaçlarından ne istediler” diyor. Ben Denizde “evet ya bari onları bıraksaydınız be yaratıklar” diyorum.

Ve diyorum ki o konteynırların güvenliğini sağlayacak bir yetkili olması gerekmez mi aslında varsa neredelerdi? Çünkü depremin ilk gününden beri bu türden hatta daha çok tüyler ürperten türden hırsızlıklar hep ola geliyor ve kimse tedbir alıyor mu? Bu kızlar ve oralarda yaşayan insanlar  kime güvenecek? Öyle süslü sözler, süslü binalar, alt yapısı bozuk sistemin üzerini örtmüyor. Valla yaşam zor ama bazılarına çokkkk daha zor. Vicdanımız sızım-sızım ve yaşam bu yüzden bizim gibi vicdanlı insanlar  içinde çok zor. İstediğin kadar neşeli başlıklar at havadan sudan konuş ama vicdanın hep ayaktaysa valla yaşamak kolay olmuyor!

Ve sevgili okuyucularım  emekli ayakta, gençlik ayakta, yağmur çamur dinlemeden sokaklarda, meydanlarda hak arayışında ve hepimizin vicdanı, aklı, kalbi ayakta bakalım ne zamana dek sürecek bu acayip ötesi düzen?

Ve şimdilik sağlık ve sevgiyle kalalım diyorum her zaman birlik ve beraberlikle tabi ne kadar başarabilirsek? Yase

Günün Sözü

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamete güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
Hoş görülükte deniz gibi ol.
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol…

Günün Şiiri

İlim Kendin Bilmektir

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak’kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
Yunus Emre

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here