Dr. Öğretim Üyesi ‘necmi cemal’
Şehirler de insanlar gibidir; makyaj ilk yağmurda akar.
Adam çok güzel bir kadınla evlenir. Düğün biter, otele geçilir. Kadın aynanın karşısına geçer. Peruk çıkar. Makyaj silinir. Dolgun görünen yerlerin destek olduğu anlaşılır. Adam şoktadır. Görüntü gitmiş, gerçek kalmıştır.
Şehirler de böyledir. Yağmur başlar. Ardından dolu. Sokaklar, alt geçitler, kaldırımlar… Her şey bir anda ortaya dökülür.
Bir mesaj gelir:
-Yağmur nasıl?
-Müthiş bir yağmur yağıyor hocam.
Cevap nettir:
-Alt yapı süperdir…
Ama gerçek gecikmez:
-Söylemesi ayıptır, abdest aldım yarı yolda kaldım. Camiye geçemedim. Her yer su gölü.
Ayna karşısındaki sahne tekrarlanır. Üst makyaj akar. Alt yapı görünür. Ya da görünmediği anlaşılır. Yol yapmak kolaydır. Kaldırım yapmak kolaydır. Üstünü süslemek, vitrin yapmak kolaydır. Ama suyun nereden gelip nereye gideceğini hesaplamak zordur. Çünkü altyapı yerin altındadır. Sessizdir. Fotoğraf vermez. Alkış toplamaz.
Yerel yönetimler tam burada sınanır. Makyajla şehir yönetilmez. Vitrinle sorun çözülmez. İlk ciddi yağmurda peruk düşer, destekler çıkar, gerçek kalır. Alt yapı gerçekten süperse, bunu afişte değil yağmurda anlarsınız.







