Paskalya Bayramı Kutlu Olsun

0
7

Günaydın sevgili okuyucularım, nasılsınız bu sabah? Sevgili Hıristiyan Kardeşlerimizin Paskalya Bayramı ve Yahudi Dostlarımızın (Savaşa Hayır Diyen) Hamursuz (Pesah) Bayramı Kutlu Olsun.

Hıristiyan kardeşlerimizin Paskalya bayramı… 21 Mart ve 25 Nisan tarihleri arasında kutlanıyor. Müslümanların yumurta bayramı da 30 Mart günüde kutlandı. Her iki bayramın kutlanış amacı aynı “diriliş günü”nü kutlamak… Hıristiyan kardeşlerimiz bu bayramı 50 gün süren bir oruçtan sonra kutlarlar. Aynen bizim 30 günlük Orucumuzun ardından kutladığımız ramazan bayramı gibi.

Yahudi kardeşlerimiz de (kuşkusuz savaşa hayır diyenler bir zamanlar esir olduklarını unutmayıp aynı acıları şimdilerde kimseye çektirmek istemeyenler için kardeş diyorum.) Mısır topraklarında 211 yıl süren esaretinden kurtularak özgürlüklerine kavuşmalarını anmak için hamursuz adını verdikleri bayramı kutlarlar. (Keşke şimdi o günleri anımsayıp dünyayı ateşe vermeseydiler.) Yedi ya da sekiz gün süren bayram boyunca Mısır’dan kaçarken aceleyle pişirdikleri mayasız ekmek “Matza” yiyerek…

Esaretten kurtulmak yeniden doğuşun simgesidir. Ve üç büyük inanç sahipleri değişik günlerde kendi tarihlerini baz alarak bayram kutlarlar. Paskalya, Hıristiyan alemin en büyük bayramlarından biridir. Çünkü Hz. İsa MS 29–33 yılları arasında çarmıha gerildi. Ve üç gün sonra yeniden dirildi. Kuran-ı Kerim Nisa suresi 156-158. ayetlerine göre, Hz. İsa’yı çarmıha gerdiğini söyleyen Yahudilerin, kesin bir bilgiye değil, bir sanıya dayandıklarını, yani çarmıha gerdikleri kişinin Hz. İsa olduğundan emin olmadıklarını belirtir.

Hz. İsa’nın dirildiği günü belirleme hususu, 8. yüzyıla kadar Doğu ve Batı kiliseleri arasında başlıca tartışma konularından biri oldu. Anadolu’daki Hıristiyanlar Hz İsa’nın çarmıha gerildiği günü, Yahudilerin Pesah (Hamursuz Bayramı) olarak kutladığı, baharın ilk dolunayından sonraki 14. gün (Yahudi Takvimi’ne göre 14 Nisan) olarak belirlediler. Diriliş gününü de –haftanın hangi gününe geldiğine bakılmaksızın– bundan iki gün sonrası, yani 16 Nisan olarak belirlediler. Ancak Yahudi Takvimi’nde de adı Nisan olan bu ay, günümüzde kullandığımız Gregoryen Takvimi’ndeki Nisan ayı ile örtüşmemektedir. Ancak Mart ve Nisan aylarının bir kısmını kapsamaktadır.

Batı Kiliseleri’nde ise Hz. İsa’nın bir Pazar günü dirildiğine inanıldığı için, Yahudi 14 Nisan’ından sonraki ilk Pazar günü “Diriliş Günü” kabul edildi. Zamanla diğer kiliseler de bu geleneğe uydu ve kutlamalar Pazar günü yapılmaya başlandı. 325 yılındaki İznik Konsili’nde, Paskalyanım bahar ekinoksundan (21 Mart) sonraki ilk dolunayın ardından gelen Pazar günü kutlanması kararı alındı. Bu nedenle Paskalya, Gregoryen Takvimi’ne göre 22 Mart ile 25 Nisan arasındaki Pazar günlerinden birine denk gelir. Doğu Ortodoks Kiliseleri, Jülyen Takvimi’ni temel aldıkları için kutlamalar genellikle Protestan ve Katolik kiliselerinden sonra gerçekleşir. Ayrıca yine Ortodoks Kiliselerinde Paskalya’nın Yahudi Pesah Bayramı ile aynı güne denk ‘gelmemesine’ dikkat edilir.

Bu yıl Katolikler tarafından Paskalya 5 Nisan 2026 tarihinde kutlanırken, Ortodokslar tarafından 12 Nisan 2026 tarihinde kutlanacak.

Hıristiyanlıkta Paskalya döneminde, 50 gün boyunca tutulan oruç hayvansal gıdaları yememek kaydı ile tutulan oruçtur. 2. yüzyılda yazılan Didakte kitabına göre Hz. İsa inananlarına Çarşamba ve Cuma günü oruç tutmalarını buyurmuştur. 2. yüzyıldaki kiliselerin bu orucu Diriliş Bayramı’ndan önce (Paskalya) tuttukları bilinmektedir.

Tüm Hıristiyanlar tarafından kutlanan paskalya bayramının simgelerinden biri yumurtadır. Hıristiyanlar paskalya bayramında birbirlerine paskalya yumurtası ya da çikolatadan yapılan paskalya tavşanı hediye eder. Paskalya gününe özel olarak çörekler hazırlanır, boyalı paskalya yumurtaları haşlanır, mumlar yakılarak dualar edilir. Boyalı paskalya yumurtaları ilkbaharın gelişini ve dünyanın canlanışını simgeler. Bu boyalı yumurtalar biz Müslümanların yumurta bayramında da kullanılır. Amaç yine diriliştir. Ve bizler de Hz İsa’nın dirilişine inandığımız için ayrı günlerde aynı bayramları kutlamış oluyoruz.

Hıristiyan kardeşlerimiz ve inananların bayramı kutlu olsun diyoruz herkesin hayatında yeni başlangıçlara neden olsun dilerim. Ayrıca sevgili gazete ailemin bayramını ayrı-ayrı kutluyorum. Küçüklerin gözlerinden öpüyorum.

Ve sevgili okuyucularım; “Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır” diyor Matta İncili 6:16…

Ve Yahudilerin Tevrat’ta Hamursuz Bayramı olarak adlandırılan emrin yerine getirilişi Levililer Kitabı’nda şöyle anlatılır; İlk ayda, ayın on dördüncü günü iki akşam arası Tanrı’nın Hamursuz Bayramıdır. Aynı ayın on beşinci günü hamursuz ekmeğinin Tanrıya ziyafetidir: Yedi gün boyunca hamursuz ekmeği yiyeceksin. İlk gün kutsal bir davet alacaksın; bayağı işler yapmayacaksın. Ve yedi gün Tanrıya ateşte yapılmış, pişirilmiş bir armağan sunacaksın; yedinci gün kutsal davettir; bayağı işler yapmayacaksın. (Levililer 23:5)

Tevrat’taki Hamursuz Bayramı ile ilgili düzenlemeler, evdeki bütün mayalı yiyeceklerin 15 Nisan’dan önce evden çıkarılması gerektiğini belirtir. (Göç 13:7) Temiz bir kuzu ya da keçi 10 Nisan’a kadar hazırlanmalı (Göç 12:3) ve 14 Nisan’da iki akşam arasında kurban edilmelidir. Ve 15 Nisan gecesi iç organları çıkarılmadan rosto yapılarak mayasız ekmek ve acı baharatla yenmelidir. Sabah gün doğumundan sonra kurban edilen hayvandan kalan hiçbir şey yenmez, yakılmalıdır. Orijinal Hamursuz bayramına ait olan Tevrat’taki düzenlemeler, yemeklerin nasıl yeneceğini de belirtir.

Tevrat’taki, Hamursuz bayramını ilgilendiren emirleri, hatırlamanın önemini vurgular. Yahudilere; onların bir zamanlar Mısır’da köleler olduklarını, Tanrı’nın onları onuncu musibetten koruduğunu ve onları bulundukları güvenli yerlere getirdiğini hatırlamaları gerektiğini belirtir. Bunun yanı sıra, Hamursuz Bayramını nesiller boyunca, Tanrı’ya adanmış olarak devam ettirmeleri gerektiğini belirtir. Çünkü bu günde Mısır’daki köleliklerinden, Tanrı’nın yardımıyla kurtuldular.

Ve sevgili okuyucularım şimdilik, sağlık ve sevgiyle kalalım hep birlikte birimizin bayramı hepimizin bayramıdır… Yase

Günün Şiiri

Yüreğimi açmak, dedim.
Bir tebessümle bak her şeye, dedi…
Tebessüm, dedim.
Her kapının anahtarı, dedi.
Kapı, dedim.
Girmeden bilemezsin, dedi.
Ya korku, dedim.
Bilinmeyenden korkar insan, dedi.
Ben kimim? diye sordum.
Sevgiyle beslenensin, dedi.
Durdum. Durdum.
Yine sustum.
Kimsin? diye sordum.
Sen’im, dedi.
Seni seviyorum, dedim.
Ben de seni, dedi…

Şemsi Tebrizi

Sakat Süvarinin Karısı

Meğer çoktan dökülmüş
Aynalardan sırlar,
Çoktan yayılmış kanser kokusu
Apartman boşluklarına
ve karanlık pencerelerde
Eski bir çığlık gibi yaşıyormuş kadınlar…
Yoksa der miydim anneme
Küstah bir şaşkınlıkla,
Bırak artık bu beklemeleri, diye
Çünkü güzel günler geride kaldı,
Beklenen o güzel günler
O da biliyordu oysa
Bahtsız kadınlar kabilesinde ölümün
Sıradan günlere paylaştırıldığını,
Felaketlerin basit sezgilerle farkedilip
Yürek ağrılarını dindirdiğini.
Nitekim vazgeçmişti artık
İpekli kumaşlar dikip
Sakat süvariyi beklemekten…
Konuştuk uzun uzun
Balolar, danslar, şenlikler ve
Cumhuriyet…
Sonra başını açmasını söyledim ona
Durdu… düşündü…
ve karanlık anlamları
Bırakarak ardından
İncecik bir yalnızlık gibi
Sokaklara çıktı,
Hatırladı kendini… ürperdi…
Akşamdı… bizim gibi adamlar
Haber verdi
Ölüsünün mercan karakolunda bekletildiğini.
Başörtüsünü
ve amelelere harb-ı umumiyi anlatan
Sakat süvariyi kahveden aldım.
Ne babamın polislere anlattığı
Dokunaklı anılar,
Ne de kirli deniz kokan
Saçları tanık oldu ölümüne…
Onun ölümü ne kanser,
Ne kocası,
Ne komşular…
Ölümü, elimde buruşturduğum
Bu başörtü
Bu baş… bu örtü…
Bu baş… bu örtü…
Bu baş… bu örtü…

Cezmi Ersöz

Günün Sözü

Elinde çekiç olan her şeyi çivi olarak görür.
Maslow

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here