Sokaklar Kirliyse Evlerde Temizlik  Zordur

0
54

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Dün sormuştum “Belediye su kanalı parası alıyor mu? Almıyorsa önceden tahsil edilen paralar iade edilecek mi?” diye. Yanıt almadım daha? Herkes faturayı kafasına göre ya da faturayı tahsil eden memurun keyfine göre ödemeye devam ediyor. Yani belirsizlik kafa karıştırmaya devam ediyor.

Dünkü yazımı “önceden para ödeyenlerin parası iade edilecek, sorularımın yanıtını tez almak dileği ile” bağlamışım. Burada parası iade edilecek mi? Diye sormama rağmen soru eki olan “mi?” nedense silinmiş. Ve soru cümlesi olması gereken cümle, emir cümlesi olmuş. Bu hatadan dolayı özür dilerim. Hiç kimseye emretmek haddim olmadığı gibi emir kipinin hayatımda yeri yoktur hiçbir zaman. Ancak yeniden sormak istiyorum; bu kargaşa ne zamana dek sürecek? Ve sokağımızın durumu ile birleri ilgilenecek mi?

İnanın gördüğümün ve yaşadığımın yarısını yazıyorum. Özelikle dün sokağımız, çöp ve inşaat artıkları, yerlere atılmış çamura bulanmış,  gazete karton kutuları ile resmen pislik içindeydi. Parmak uçlarında seke, seke ilerlemek zorunda kalıyorsunuz. Doğrusu bu görüntü gün geçtikçe canımı sıkıyor. Atölyemi açamıyorum, hızla geçen araçlar sokaktaki su birikintilerini içeri kadar savuruyor. Ve sokağımız kirli olunca bizde kendimizi kirli algılıyoruz. Ancak bakıyorum gerçekten rahatsız olan yok gibi?

Ve sevgili okuyucularım. Her yerde doğru beslenmek üzerine seminerler yapılıyor. Haber bültenlerinde şifalı otlar anlatılıyor, çeşitli formüler veriliyor, bazı arkadaşlar harfi harfine söylenenleri uyguluyor, tabi mideler kafalar falan bir  müddet sonra laçka. Çünkü her bedenin ayrı özelikleri var. Birine yarayan besin diğerine yaramıyor olabilir. Bunu hiç hesaba katmıyorlar. Her ne kadar sağlam kafa sağlam vücutta bulunur dese de atasözü. Aslında kafa sağlam değilse, bazen vücutta sağlam olmaz diye düşünüyorum.

Ve diyorum ki her zaman yalnız beden değil kafada doğru beslenmeli. Bendeniz “kafamın sağlığını, olaylara doğru bakmaya çalışarak, önyargılardan uzak durarak,  sabır yerine hoşgörüye koşullanarak, yürüyüş ve meditasyonla birlikte bol, bol okuma ile koruyorum” diyebilirim. Ve bendeniz enimim ki herkesin kendine göre bir rahatlama tekniği vardır. Yalnızca rahatlamak istesin ve hımbıl varlığından çıkmaya çalışsın. Ve hiçbir şeyi abartmasın.

Ve sevgili okuyucularım şimdilik sağlık ve sevgiyle hep birlikte kalalım ayrım gayrıma inat. Ve her şeye rağmen gülümseyerek… Ve şimdi hep birlikte gülelim. Yase

& & & & &

Bir profesör seminer için küçük bir beldeye gelmiş. Seminerin başlamasına çok az bir zaman kalmış. Salonda yerini almış. Birde bakmış ki salonda sadece 1 kişi oturuyor. Bir süre bekledikten sonra konuşma yapıp yapmama konusunda kararsızken salonda oturan adama sormuş: “Salonda sadece siz varsınız. Sizce konuşma yapmalı mıyım?”

Adam cevap vermiş: “Hocam ben seyislik yapan basit bir insanım. Bu konulardan çok fazla anlamam. Fakat ahıra atlarımın yanına gitsem, bütün atların kaçıp tek bir at olduğunu görsem yinede onu beslerdim.”

Bu sözleri duyan profesör seminere başlar. Seminer sonunda dinleyicisine sorar; “Konuşmamı nasıl buldunuz beyefendi?” Seyis cevap verdi: “Hocam basit bir adam olduğumu söylemiştim. Bu konulardan anlamadığımı da söylemiştim. Yinede ahırdaki bütün atların kaçıp tek bir at olduğunu görsem onu yine beslerdim fakat bütün yemi ona verip de, atı çatlatmazdım…”

& & & & &

Vekil ve Aslı

Üzerindeki kıyafet ve davranışlarından köyden geldiği belli olan bir adam, son dakikada yetiştiği trene binmiş. Bindiği vagon dolu olduğu için oturacak yer bulamamış. Diğer vagonları da tek tek dolaşmış, hepsi dolu… Tam umudunu kestiği anda vagonlardan birinin boş olduğunu görmüş ve ‘milletvekillerine aittir’ yazısını da fark etmeden, girip oturmuş. Biraz sonra, biri gelmiş ve adama çıkışmış;  “Ne işin var burada, çabuk kalk!.. Burası, benim yerim!..”

“Nereden senin oluyormuş, para verip biletimi aldım. Burası da boştu, niye kalkayım?”

“Bak arkadaş, şu levhaya dikkat etsene burada ‘milletvekillerine aittir’ diye yazıyor. Ben milletvekiliyim, sen kimsin?”

“Hadi oradan be… Sen milletin vekili isen ben de aslıyım. Milletin aslı varken, vekilin ne işi var!..”

Asıl olan değerini anladığında, vekil vekilliğini bilmek zorunda kalır.

& & & & &

Temel ile Dursun çocukluk arkadaşıdır. 65’li yaşlara geldiklerinde dahi çok samimi arkadaşlardır. Bir gün Dursun, Temel ile Fadime’nin evine akşam yemeğine gitmiş. Temel karısına hep aşkım, canım, papatyam şeklinde konuşarak sesleniyormuş. Dursun ise Temel ile Fadime arasındaki uzun yıllar süre gelen aşkı hayretle izliyormuş. Fadime’nin olmadığı sırada Dursun, Temel’in kulağına eğilerek: “Ya Temel demiş,  45 yıldır hala karına aşkım canım diyorsun ne güzel anlaşisunuz?” demiş.

Temel de Dursun’a dönerek: “Ula çaktırma karimun adinu unuttum da ondan öyle sesleniyrum.”

& & & & &

Kayserili Tuhafiyeci

Kayserili Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor, bir köşede üç beş kuruş da biriktirebiliyordu. Günün birinde sağındaki dükkan boşaldı, derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha… Rekabet başladı, işleri kötüye gitti. Ama sonunda bir çözüm yolu buldu: Sağındaki komşusu, dükkanının üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdırmıştı. Solundaki, en büyük tuhafiye mağazası, yazılı bir bez asmıştı. Bizimki, ikisinin ortasına şu yazıyı koydurdu: “Mağazaya buradan girilir.”

Günün Şiiri

Sonbahar

Durgun havuzları işlesin bırak
Yaprakların güneş ve ölüm rengi,
Sen kalbini dinle, ufkuna bak.
Düşünme mevsimi inleten rengi
Elemdir mest etsin ruhunu
Eser rüzgarların durgun ahengi.
Yan yana sessizce mevsimle keder
Hicrana aldanmış kalbimde gezin
Esen rüzgarlara sen kendini ver.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Sonbahar Oluyorum

Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
Neden akşam oluyorum tren kalkınca
Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
Öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasıl da diken diken
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı
Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
Nerde şimdi, nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç…

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Sonbahar Geldi Diye

Sonbahar geldi diye yaprak mı dökeceğiz
Bizde yaprak açacağız
Sonbahar geldi diye ağaçlar gibi çıplak mı kalçacağız hayır kat kat giyinmeye başlayacağız
Sonbahar gelınce ayak uyduracağız adi üstünde biz insanız
Vakit gelecek her zorluğa alışacağız

Sonbahar geldi diye son mu bulacağız
Bilemeyiz kul olup elimizden geldiğince yaşayacağız
Sonbahar geldi diye bizde insanlara soğuk mu davranacağız
Biz herseye alışkın olmalıyız hava soğuk olunca biz katılaşmayacağız
Sonbahar hazırlık yaparken kışa bizde hazırlık yapacağız
durmayacağız
Sonbahar bastırırken karakışla
Biz teslim olmayacağız dünya kara,yağmura teslim olsada biz olmayacağız
Direneceğiz yaşamaya hakkımız yok öyle bakıp teslim olmaya

Sonbahar gelince sıcak gider soğuğa döner hava
Bizde hep gençliğimizde sıcaktan
İhtiyarlığımızda soğuktan yakınmaz mıyız hatırla
Sonbahar ağaç için son değildir hazırlık yapar yeşermeye,canlanmaya
Biz yaşlandıkça yaslanacağız yeşermek yok bir daha sararacağız hatırla

Sonbahar bir daha gelebilir dünyaya da
Ömrümüzün belkide sonbaharı ne zaman son bulacağız bilemiyoruz hatırla
Sonbahara ne çare var bir soba bir montla geçirilir yani çözüm bulur insan ona da
insan sonu geldiyse çözüm yoktur kavuşur yaradana
Kaçış yok geldiği yere gidecek herkes bir gün hatırla

Anımsa unutma ve ona göre yaşa dünya bize değil biz ona bırakırız hatıra
Biz unutulacağız ama bir eser bırak arkanda
Bir ağaç olsun bu bir kitap olsun geride

İyi birşeyin olsun ki kalanlara diyebilesin beni hatırla.

Hüseyin Ural

Günün Sözü

Ustalık

Usta’ya başarısının sırrını sormuşlar.  “Doğru kararlar” demiş. Hepimizden farklı olarak, sürekli doğru kararları nasıl alabildiğini sormuşlar. “Tecrübe” demiş. İyi de kardeşim bu tecrübe denen şeyin sırrı neymiş? Usta, deriiin bir iç geçirmiş ve şöyle demiş: “Yanlış kararlar!”

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here