Mustafa Kemal Atatürk

0
15

Sanat Yazısı

Değerli Okurlarım, öyle olaylar vardır ki, unutulur ya da şu şekilde bu şekilde unutturulur. Hafızalardan da silinir, öyle ya da böyle…

10 Kasım 1938, Saat 09.05… Bu tarih, Cumhuriyetimizin kurucusu, inkılâpların yaratıcısı, düşmanlarımızın korkulu rüyası ve Türk’ün Ata’sı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Hakk’ın rahmetine kavuştuğu, Allah’a yürüdüğü, O’na Emri Hak vasıl olduğu önemli bir tarih olmakla beraber unutulması da mümkün olmayan acı gündür.

Bizim kuşak O’nunla dopdolu olmasına rağmen, Ata’sı hayattayken görebilme şansını yakalayamadı. Yani kırklılar dünyaya geldiğinde O Allah’a yürümüştü. Ruhu Şad olsun.

Bir gazeteci dostumuzun senaryosunu yazıp yönettiği Atatürk Filmi’ni herkes gibi bende izledim. Herkes kendine göre bir değerlendirme yapmıştır şüphesiz. Bu konuda ayrıntıya girmem de gereksiz. Ama o senaryoyu yazıp yöneten gazeteci arkadaşımıza teşekkür ederim.

Bu konuda bir genelleme yapacak olursak; limitte seyreden Atatürk sevgisiyle dopdolu insanlarımız. Atamıza olan bu sevgi sorgulanamayacak, gündem oluşturulamayacak bir hadisedir, bunu yapmaya da kimsenin yüreği yetmez.

İzlediğim film şu mesajı vermektedir: O bir ilah değildir, O bir beton yığını da değildir. O bir insandır. Bu film bunları çağrıştırıyor. Sonuçta bir insan olduğuna göre, sevabıyla günahıyla Yüce Allah’ın huzurundadır ve inanıyorum ki en iyi makamdadır.

Şunu da unutmayalım ki; Ulu Önder Atatürk Cenab’ı Allah’ın Türk milletine sunduğu bir lütuftur. İnsanlar, Ataları söz konusu olduğunda, konumları, karakterleri, ahlakları ne olursa olsun dikkatli olmalı ve dikkatli konuşmalıdırlar. O’nun içtiği sigarayı, tükettiği rakıyı gündeme getirerek “Ayyaş” ifadesini kullananlar önce bir aynaya baksınlar neler görecekler. Aynalar hiç yalan söyler mi?

Değerli Okurlarım, tarihi şahsiyetler, tarihin akışını değiştirebilirler mi? Yoksa tarihte şahsiyetin rolü bu akışı hızlandırmak ya da yavaşlatmaktan mı ibarettir?

Bunun yanıtları tarih felsefesinin, tarihte kanunları irdeleyen bilgi dalının konularından birini teşkil eder. Bu bilgi kolu, şartları, olayları çeşitli yönlerden alan, çeşitli dünya görüşlerini aydınlatan akımlara, anlayış sistemlerine bölünmüştür. Bizler bu sistemleri, materyalist ve de idealist ekoller olarak değerlendirebiliriz.

Mustafa Kemal Atatürk de herkesin örnek aldığı tarihi bir şahsiyettir ve bu şahsiyetinde tarihin akışında şüphesiz etkili bir rolü vardır. Bu rol, içinden çıktığı Türk toplumunun kaderine damgasını vuracak ve çağın olaylarına yön verecek kadar güçlü, etkili bir roldür.

O’nun ülkemizde başlattığı ve başardığı tüm sömürge, dominyon ülkelerin kurtuluş hareketlerine lider olan, yön tayin eden siyasi ve iktisadi egemenlik savaşı dediğimiz hareket, O’nun çağdaş hüviyetinin diğer orijinal cephesidir. Mekânın cennet olsun, nur içinde yat ATAM…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

O, Bizim Atamızdır

Değerli Okurlarım, millet olma özelliğini korumak kolay bir hadise değildir. Her ne kadar, millet olarak unutkanız, ahde vefayı bilemiyoruz ve oldukça da tembeliz. Bu dezavantajlara nazire yaparcasına, zorlandığımızda, zor günlerin eşiğinde ulus olduğumuzu hatırlayıp dirsek temasına geçiyor ve hatta yüreğimizi ortaya koyuyoruz.

Özellikle son yıllarda sadece ölüm yıldönümünde anabildiğimiz Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü sadece milletimizin belli bir kesimine anlatamadık. Muhtemelen anlamak istemediler de ondan olmalı. Şu aşamada anlatmaya kalksak neler olur, o kişilerin başına nasıl bir çorap örülür bilemiyorum.

Dikkat edecek olursanız, toplum karşısında kullanılan yanlış ve yakışıksız ifadeler, yanlış uygulamalar sonucu dünyanın ne hale geldiğini çıplak gözle görebiliyoruz. Bu olumsuz durum sanırım uzun yıllar devam edecek. Tarihte pek az lider, ülkesini dünyanın kolektif çılgınlığından soyutlayıp beyaz sayfa açarak kimsenin maşası olmamayı başarabilmiştir. Onlardan birisi ve en önde geleni büyük devlet adamı, muzaffer asker Mustafa Kemal Atatürk’tür. Fakat bizler O’nu gereği kadar anlatamadık ama yeni nesil bu konuda çok başarılı olacaktır. Kimsenin kuşkusu olmasın…

Doğruyu söylemem gerekirse, O’nu anlayamadık da, anlatamadık da. Eski, yeni zamanın cahilleri O’na kendi ihtiraslarının yükünü taşıtmaya kalktı. O kimsenin aleti olamazdı, olmadı da. Adaletsizlik prangasını teker-teker kırdı ve O’nun sayesinde bugüne kadar rahat ve huzur içinde yaşadık. Bu huzurun sonsuza kadar devam etmesi de kişisel çabalarımıza, aklımıza fikrimize bağlı.

O bir liderin başarabileceğinin azamisini yaptı. Düşünün ki, rejimimiz Cumhuriyet olmasaydı, batılılaşma fikri aşılanmayıp devrimler yapılmasaydı, acaba diyorum kimlere benzerdik.

Dünyanın çivisinin çıkış mekanizmasını iyi kavramamız gerekmektedir. Bunun içinde deneyim, bilgi ve zeka gerekir. Dünyayı ters yönde etkileyen büyük sorunların kökeninde adaletsizliğin birbiri üstüne yığıldığı görülür.

İşler en baştan bozuk başlayınca sonuna kadar sorun çıkarır. Günümüzde toprağa verdiğimiz askerimiz, polisimiz vatandaşlarımız yani ne için öldüklerini bilmeyen şehitlerimiz ve şehit anaları var. Şehitlerimizin yaşamları değişim uğruna ellerinden alınmıştır. Atatürk’te değişim yani devrim yaptı ama gerekliydi ve de geçerliydi. O inkılâplarla Avrupa’nın karşısındayız.

Bütün bunlara rağmen ülkemizde Atatürk edebiyatı hepinizin bildiği henüz tam ve terkipçi eserler safhasına ulaşmamıştır. Atatürk gelmiş, destanını yazmış ve tarihe intikal etmiştir. Henüz bir Atatürk devri tarihi bile yazılmamıştır.

Ulu Önder Atatürk sadece Türk ulusuna değil, tüm insanlığa bir armağandır. O bizim Atamız ve yüce bir dağ. Biz o dağa çok yakın olduğumuzdan başımızı kaldırıp bakmıyorduk. Ama O’nu uzaktan seyredenler, o dağın azametini görüyorlardı. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. (M. K. Atatürk)

“Kadınlarımız asıl mücadele alanı, biçim ve kılıkta başarılı olmaktan çok ışık ile gerçek erdem ile süslemek ve donanmaktır. Ben saygıdeğer kadınlarımızın, Avrupa kadınlarının gerisinde kalmayacak, aksine pek çok yönden onları geçecek ışık ve kültürle donanmak isteyeceklerine kesinlikle inanıyorum…”

Bunları söyleyen bizim Ata’mız. Bu sözlerle milletine ne kadar değer verdiği anlaşılmıyor mu? Tabi ki anlaşılıyor. O’na nasıl teşekkür ediliyor acaba? “İki ayyaşın yaptığı Anayasa…” ve “İki ayyaşın kazandığı savaş…” Onlara helal olsun. Balıkla rakı içiyorlar. Sizin gibi ot yemiyorlar. Çünkü onlar inek değildi. Biz de öyle…

O’nu yitireli 75 yıl oldu. Hala O’nu seviyor ve de sayıyoruz. Vecizelerini aklımızdan çıkarmıyoruz. Birisi var ki, dinleyen bile yok. Var mı?

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Atatürk’ü Görememek…

Bizim kuşak Ata’sını göremedi. Fakat görenler kadar O’nun eserlerini okuyor ve saygı duyuyoruz. Her karış toprağımızın, ecdadımızın kanıyla suladığı eşsiz vatanımız var.

Ulu Önder Atatürk için, tüm yönleriyle toplu, temel, gerçek ve az çok objektif bir hayat hikâyesi ortaya konulmamış olsa bile… Ne gam!

Gösterişi sevmeyen, halk tipli bir insandı bizim Ata’mız. AOÇ için üzülmesin. Her şeyin bir yeri zamanı vardır. Senin ulusun son anda uçurumun kenarından dönmeyi çok iyi bilir. Öyle öğretmedin mi? Nur içinde yat. Mekânın cennet olsun Atam!

Günün Sözü
Ata’yı Sevmek Adam Olmaktır!

Öcal’dan İnciler
Ata’nı Seviyorsan Bil ki, Adamsın!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here