Yerel Sporumuz ve Sponsorluk (4)

0
12

Değerli okurlarım, okurlarımın sorularına gelmek istiyorum; ansızın gündemimizi çok önemli ve üstünde durulması gereken bir konu işgal etti. Arap bedevileri, Kutup ayıları… Ne alaka diyeceğinizi biliyorum. Arap Bedevisi deyip de geçmeyin dünyanın en bahtsız insanlarıdır.

İngilizler bedevi şeyhlerini nasıl kafaya almıştı, biliyor musunuz? “…Sizler yumurtayı pişiren bu kum tepelerinde neden yaşıyorsunuz? Sizler akıllı ve zeki insanlarsınız, yaşadığınız bu çölü yeşil alana çevirebiliriz. Futbolu biz yönlendiriyoruz. Buralara dilediğiniz kadar futbol sahaları, spor salonları yapabiliriz…” diyerek onları en sivri kazıkla tanıştırmışlardır. Fransızlar da bedevilere tebelleş oldular ve yine kandırdılar. “…Sizler bu kara çarşaflılarla ne yapıyorsunuz? Bakın burada neler (!) var!…”

Onlar da lejyonerlerini göndererek bedevilere ait petrol yataklarına sahiplenmeye çalıştılar. Cezayir’i örnek verirsem daha iyi anlaşılır.

Şimdi de Bedevilerle, Kutup Ayılarının sporla ne ilgisi var diyen okurlarım için söylüyorum. Bedeviler de kutup ayıları da anadan doğma sporculardır. Spor yapmadan yaşayamazlar.

Cirit oyunu önemli bir spordur ve aynı zamanda tehlikelidir de. İngilizlerin, onları kandırmak için vaat ettikleri yeşil alanlar, spor sahaları, kapalı spor salonları olmayınca, onlar da at üstünde cirit oynamaya başladılar.

Yine önemli bir spor dalı olan “avcılıktan” söz edelim. Kutuplarda her taraf buzla kaplı, çarşaf gibi bembeyaz! Kutup Ayılarının renkleri de zemine uygundur, yani beyaz renklidir. Yedikleri, içtikleri fok ve muhtelif balıklardır. Buz tutmuş zeminin bir metre altındaki dinlenmeye çekilmiş fok balığını hissetmek, kokusunu almak ve aniden ona ulaşabilmek sporun en zoru değil midir? Başarmak zorundalar, aksi halde yaşamları sona erer.

Futbol, meşin yuvarlağı tekmelemek, basketbol ise çemberden geçirebilmek değildir sadece, içeriği önemli şeylerle doludur. Şu aşamada, tüm dünyanın eski bir tanıdığından bahsedeceğim. Lobi ve Sponsorluk kavramlarını daha sonraki makalelerimde size sunacağım.

Spor ve siyasi ahlakı özümsemiş olan bu kişi bir konuşmasında mütevazı, nazik, zarif konuştu. Sanki zafer kazanan kendisi değil. Rakibinin performansını övüyordu. Artık bu savaş döneminin ötesine geçip, özgürlük ve onurla şekillenmiş dünyaya katkıda bulunmak istiyoruz” diyordu.

Bizimkileri düşünüyorum da adeta yüzüm kızarıyor. Onlar da bu tür konuşmaları her gün dinlesinler, belki adam olurlar.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here