Vücut Dilinin Yansıması

0
86

“Vücut dili” çok şey ifade eder. İnsanın beyninden geçenleri açığa çıkarmaya yarayan bir davranış biçimdir. “Mimikler, ses tonu, bakışlar, oturuş biçimi, yüz ifadesi, el kol hareketleri…” Karşı tarafın duygu ve düşüncelerini deşifre etmeye, o kişi hakkında değer yargısına varmaya yardımcı olur.

Örneğin Almanya Başbakanı Angela Merkel’in yan yana oturduğu ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı İvanka’nın davranışlarını beğenmediği, donuk bakışlarından dışa yansıdığı anlaşılıyor. Şansölye Merkel’in şaşkın bakışları, İvanka’nın vücut dilini rahatlıkla okumaya yetiyor. Aklından neler geçirdiğini kısaca özetleyelim…

Beyaz Saray’daki geçmişi henüz çok yeni! Nereden nereye, daha dün bir bu gün iki… Saraya taşınalı 4 ay olmuş, büyüklük taslamaya kalkışıyor. Herkese tepeden bakıyor, kendini ulaşılmaz biri sanıyor. ‘Kibirlik ve hırs’ duygusuna kapılarak gözü makam ve mevkiden başka bir şey görmüyor.

Bu genç yaşta “para, mal, mülk ve kariyerinde” doyum noktasına ulaşmış ama “görgü ve nezaketten” yana bir damla dahi nasibini alamamış. İnsan, ağırladığı misafirle biraz ilgilenir, tebessümle bir iki laf eder. Ama nerede o nezaket. Yüzüme bakmaya bile tenezzül etmiyor.

Küçük hanımefendinin fiyakasından geçilmiyor. “Dünyayı ben yarattım” havasında. Havası batsın be! “Ne oldum delisi” olmaya ne gerek var? Hâlbuki hayat sürprizlerle doludur. İnsanın başına neler geleceğini önceden kestirmesi zordur. Dolayısıyla “ne oldum değil, ne olacağım” demelidir. Ayrıca, bir gün gelir çarklar tersine döner, bugünü mumla arar duruma düşüleceğini hesaplamalıdır insan. Aksi halde şapa oturur, bir daha yerinden kalkamaz.

Küçük hanımefendi, kendine aşırı güvendiğini etrafına hissettirmeye çalışıyor. Yine gün gelir, “güvendiği dağlara kar yağar” misali, çevresinde fır dönenlerin kaçıştığını aklından çıkarmamalı, diye düşünüyorum.

Bunlar ailece “hatır, gönül, sevgi ve saygı” nedir bilmiyorlar. Burnu “Kaf” Dağında olan bu hanımefendinin Türkiye’de bir müddet kalması ve Türklerle diyalog kurarak insan ilişkilerini öğrenmesi gerekiyor. “Ne alaka?” diyeceksiniz. Türk insanıyla karşılıklı oturup kahvesini yudumlarken derin sohbetlere dalarsa, “kibirlik” takıntısından vazgeçer belki.

Çünkü “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” atasözünü iyice idrak etme fırsatını yakalar. Böylece “hatırın, hatırşinaslığın ve misafirperverliğin” ne kadar önemli ve gerekli davranışlar olduğunu beynine yerleştiriverir.

Merkel, İvanka’nın “karakter haritasını” gerçeğe yakın olarak çıkarmışa benziyor. “Teşhis ve tespitleri” gerçeğe ne kadar yakın? Bunu okuyucuların yorumlarına bırakıyorum.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here