Bugün Sevgililer Günü

0
61

Değerli Okurlarım, belli günlerin bir anlamı, bir esbab-ı harbiyyesi olmalı. Analar-babalar ve biraz da öğretmenler gününde, nasıl içimiz sızlıyor, genzimiz sızlıyorsa, dün bilmem kaçıncısını idrak ettiğimiz Sevgililer Gününün genel olarak bir iz bırakması gerekmez mi?

Sevgililer Günü’nü ciddiye almayanlar bulunsa bile, yine de kerhen insanlar içlerine sindirmiş durumda. Belli günlerin bir anlamı olmalı diyoruz ya; bugünün anlamı nedir? Gerçek sevgilileri, gerçekten sevmiş olanları tenzih ederek söylüyorum. Bugünün anlamı yoktur… Aslında, birazcık vardır da, kimse doğruyu söylemeye yanaşmaz…

Bir sakıncası yoksa ve izninizle ben söylemek istiyorum… Bu günün anlamı; He… Di… Ye… Dir… Bununla kalsa neyse, çoğunlukla hediyeleri tek taraflı erkekler alır. Zavallı hangi koşullarda hediyeyi alır, üstelik ucuz hediye de itibar görmez. Bu günün bir anlamı da, üç bilinmeyenli denklem gibi…

Hangi koşullarda bilinmez, hediyeler aslında, paketler açıldı, tebessümler, buseler, güzel belki de işler yolunda. İstisnaların dışında sevgililer günü o gün için alınacak hediyeyi çağrıştırır. Kırmızı bir gül götürsünler bakalım, kim bakıyor yüzüne…

Daha sonra hediyelerin değerlendirilmesi yapılır. Senin ki daha pahalı, benim ki sıradan bir şey diyerek hemen mantosunu alan gider. Sevgiye, sevgiliye verilen değerle, alınan hediyenin düşündürücü yanı olabilir mi?

Ebeveynleri hayatta olanlara, sağlıklı uzun ömürler dileriz ama genel olarak kimin anası-babası hayatta ki? Onların günü geldiğinde hep öz eleştiride bulunuruz. “Keşke şunları yapsaydım, onlara daha iyi bir evlat olsaydım” deriz ve göz çanaklarımız nemlenir ve belki de sessizce gözyaşı dökeriz.

Mezarlıklar sevgililerle doludur. Hem de kendi ellerimizle toprağa verdiğimiz, bizi yetiştiren babalarımız, bizleri doğuran analarımız hepsi de orada yatıyorlar. Bir gün hepimiz oraya temelli olarak gideceğiz. Kimse Azrail’in akrabası değildir ve de o melek hiç şike yapmaz.

Bu nedenlerle, sevgiler bir güne sıkıştırılmamalı, sevdiklerimiz hep gönlümüzde olmalı ve de gönlümüzde kalmalı. Dün kutlanan sevgililer gününde, diğer günlerin adı nedir? Sevgisizlik mi? Hoyratlık mı? Sevgi, bir tebessüm, bir bakış, bir dokunuştur. Şimdikiler için bir şey söyleyemem ama yarım asır önceki sevgiler de, sevgililer de samimi, kusursuz ve yanardağın volkanı gibiydi.

Sevgililer gününüz, kalıcı, samimi, gönül dolusu olsun. Unutmayın ki, insanlar her zaman sevemez. Bulutlar arasından bana tebessüm eden renkli gözlü meleğe ilk günkü sevgimle ve gözyaşlarımla sesleniyorum. Sevgililer Günün Kutlu Olsun!

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Önümüz Yaz! Kilonuzdan Kurtulun!

Değerli Okurlarım, aşırı kilodan kimse hazzetmez ve istemeyenler de çok. Buna rağmen, bu bölgenin insanları acılı salçalı ve kalçalı yemekleri bulunca gözünü kırpmadan suya atlar gibi pike yapıyor. Dersiniz ki kıtlıktan çıkmış.

Her ne kadar büyüklerimiz “Can boğazdan gelir” diyorlar ve diyorlarsa da bu ifadenin ceremesi oldukça tuzlu. Pişkinliğe vuranlar obezliğe doğru uygun adım, hızla ilerliyorlar, daha sonra da şu doktor senin, bu doktor benim… Şu anda ki konumuz, kilo ve onu tetikleyen gıda maddeleri değil ama az da olsa konumuzla ilgili ve ben de ilgili olduğu kadarıyla sizlerle paylaşacağım. Özellikle bayanlar için, kilo istemeyen mevsim geliyor…

Bu mevsimin sıcak yaz ayları olduğunu söylemeye gerek var mı? Tabi ki olamaz ve bu mevsimin yine genç kızlarımız, bayanlarımız için oldukça önemli bir yönü daha var, makalemizin akışı içinde sizlere sunacağım. Kış aylarında üşümemek için yağlı, kalorili besinleri tercih ediyoruz doğal olarak ve sonunda kilo almamız kaçınılmaz oluyor. Bu kilo sorununu öcü gibi göstermek istemiyorum. Hani “Balık eti” deniliyor ya, öyle olmasında hiçbir sakınca yok bana göre. Hatta bayanların bile balık etinde olanları tercih ediliyor.

Ancak, bazı dostlarımızın kiloları o kadar çirkin ki, pantolonunun kemerleri bile ilginç yerlerinde duruyor. Göbek aşağı doğru alabildiğine yayılmış gidiyor. Nezaketen uyarsanız bile, celalleniyorlar. “Acından ölmüş demesinler de, yemiş de ölmüş desinler” diyorlar. Bunda bu kadar bir şey yok ama onların seks hayatını merak etmeye başladım. Eminim bir sistem bulmuşlardır.

Kilo konusuna genç bayanlar ve genç kızlarımız dikkat ediyorlar ya, genel olarak hepimizin sıcak bakması şart. Hamallık yapmaya gerek yok. Göbek sallanarak yürümek başka, bir de yerden ses çıkararak aslanlar gibi olmak daha başka. Karar yine de sizlerin…

Kalın giyecekler altında kiloları gizleyebilmek mümkündür, olur ama yazın plajlarda, tatil beldelerinde bu kiloları nereye saklayacaksınız? Kamufle etmeniz olanaksız.

Yaz mevsiminin eli kulağında ve bu mevsimin kendine has özellikleri bulunuyor demiştim. Mütenasip vücutlu genç kızlarımız beni daha iyi anlayacaklardır eminim. Çünkü görünüş olarak daha avantajlılar en azından. Bir de bakmışsınız ki elin oğlu sağ elinize alyansı takıvermiş. Neden olmasın…

Şöyle bir ifade vardır: Rakı içen öldü de, su içen ölmedi mi? Mütenasip vücutlu kızlarımızın kısmetleri açılıyor da, balıketinde ya da eti budu yerinde (tabiri caizse) olanlar evde mi kalıyorlar? Tabi ki hayır!

Burada daha sağlıklı olmaktan söz ederken, bazı hemcinslerimizin kilolu bayanlardan hoşlandıklarını hemen belirtmeliyim. Herkesin kendine özgü zevki olduğunu ve renkte ve zevkte münakaşa olmayacağını hemen belirtmeliyim.

Peki, kilo vermek istiyorsunuz ama baharatlı yağlı ve özellikle tatlılardan vazgeçemiyorsunuz diyelim. Zaten aramızda ve çevremizde böyle olanlar çoğunlukta. Öyle olsun ya, onlara önemli bir tavsiyem olacak.

Mademki sağlığınız ve görünüşünüz söz konusu, kiloyu tetikleyecek yiyeceklerden biraz uzak durun. Durun ama spora ve egzersize başlayın. Bildiğiniz gibi çok zor değil, yürüyüş ve kültürfizikle başlayın, isteyerek yapın ve de usanmayın. Spor her şeyi halledecek güçtedir. Fazla değil, her gün iyice terleyecek kadar. Göreceksiniz neler kazanacaksınız.

Söylediğim şekilde hareket ederseniz sıcak mevsime yüksek moral-motivasyonla girmeniz mümkün olabilir. Sağlıklı, başarılı idmanlar dilerim…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

Şairlerin Şiirlerini Okuması

Şairlerin kendi sesinden şiirlerini dinlemek beni çok duygulandırır, çok değişik duygular yaşarım. Kendime “Şair” demiyorum ama karaladığım bazı dörtlükleri bir başkasından duyduğumda, çok eksikler görebiliyorum.

Bir şiiri şairin kendi sesinden dinledikten sonra, o şiiri sessizce okuduğumda acaba yorumum değişir mi? Sesli okuduğum da arada ki fark şiire yansır mı? İşte bu soruların yanıtlarını kafamda şekillendirirken, o şair arkadaşımızın kendi sesinden şiirini okumasına kaptırıyorum kendimi.

Bir şiiri, bir başkasının sesinden dinlemeyi hiç sevmem. Bana göre o şiire ihanet edilmiş anlamı taşır. Duygular oluşmamıştır, nerede sesli, nerede sakin olacağı bilinemez. Çünkü şiir, düşündüren ve etkileyen, insanlara bir şeyler veren duygusal sanat ürünüdür. Bununla beraber, herkesin şiir yazması da beklenemez.

Günün Sözü

Sevginin Bedeli Hediye Değildir!

Öcal’dan İnciler

Sevginin Yolu Sol Şerittir!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here