Bozkırın Tezenesi-1

0
3

Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY…

Bu eşsiz ülkemizin topraklarından nice kahramanlar, evliyalar, ünlü şairler, bilim adamları, yazarlar, geldiler geçtiler. Hangisini anlatayım, hepsi de birbirinden değerli ve önemli. Ama bugün birinden bahsedeceğim sizlere…

Garip… Kendi halinde, ekmeğinin peşinde, çalmayan, dolandırmayan, kimsenin hakkını yemeyen, ekmeğini ve yeri geldikçe parasını paylaşan, gariplerin garibi, Türk Halk Ozanı Neşet ERTAŞ.

Garip Neşet, Alevi Bektaşi Kültüründen gelen ve kendi bölgesinin türkülerini kendi ses, şive ve yorumu ile söyleyen Dünyaca tanınan; sözlerini yazıp, bestesini de yapan türküleri birçok sanatçı tarafından söylenmekte olup, dilden dile dolaşmaktadır. Günümüzde çok sayıda eseri bulunmaktadır. TRT’de çekilen bir belgeselin ardından Bozkırın Tezenesi olarak anılmaktadır.

Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir’de doğmuş, 2012 yılında İzmir’de tedavi gördüğü hastanede vefat etmiştir. Cenazesi Kırşehir’e getirilerek çok büyük bir kalabalık tarafından defin edilmiştir. Mezar taşında “Sakın ol ha insanoğlu, incitme canı” diye yazmaktadır.

Neşet küçük yaşlarda, ünlü olan ve bölgenin düğünlerinde türküler söyleyen Babası Muharrem ERTAŞ ile düğünlere gitmiş ancak saz çalmayı pek sevmemiş. Babası “oğlum bu sazı öğren” diye defalarca söylemesine rağmen hiç oralı olmamış.

Baba Muharrem ERTAŞ bakmış bu iş böyle olmuyor, “oğlum bu sazı öğrenmezsen, seni yatılı okula vereceğim” demiş. Küçük Neşet gurbet ellerden korktuğu için, sazı öğrenmeye başlar… Ve dünyaca tanınmış olur.

Neşet artık türküler çığırıyor, sözler yazıyor, babasının türkülerini söylüyor. Yolu önce İstanbul’a sonra Ankara’ya düşüyor. Sazı ve şişen parmakları ile çalışarak hayata tutunmaya çalışıyor. Ankara’da bir gazino ile anlaşan Neşet akşamları sahne alıyor ve kendi türkülerini söylüyor. Bu arada aynı gazinoda çalışan Leyla (Nigar) adlı bir kadını görüyor ve günlerce ona bakıyor, içindeki ateşi bir türlü söndüremiyor. Sonunda Mecnun gibi olmaktansa, aşkını söyleme cesaretini buluyor.

Artık Neşet kafaya koymuş ve Leyla ile evlenmek için yaklaşıyor ve derdini açıyor, Leyla da Neşet’i beğendiği için ikisi de garip ve kimsesizlerdir ve karar veriyorlar evlenmeye… 1960’lı yıllarda evleniyorlar.

Bu aşk öyle bir aşk ki ne babayı ne aileyi dinliyor. Baba Muharrem kabul etmiyor ama Neşet evlenmiş, baba sürekli “sen bu kadınla evlenemezsin” dese de Neşet evlenmiş ve mutluluktan uçmaktadır.

Neşet’in bu evliğinden 2 kız 1 erkek çocukları dünyaya gelir, ancak bu evlilik baskılara ve çeşitli nedenlere dayanarak 7 yıl sürer ve evlilik acı son ile biter. Ancak Neşet Leyla’sını unutamaz. Neşet Leyla’dan ayrılsa da başka evlilik yapmaz ve her gün kahır ile yeni türküler yazar. Ağlar, sigara ve alkole başlar. Artık Leyla’sı yoktur, onu kalbine gömmüş ve onsuz bir hayatın zorluklarını dizelere dökmüştür. Leyla sazında, sözünde ve gönlündedir.

Neşet’e Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde “Devlet Sanatçısı” unvanı verilmiş ancak Neşet “Ayrımcılık olur, hepimiz bu devletin sanatçısıyız” diyerek ödülü almamıştır ve reddetmiştir. 2006 yılında TBMM tarafından kendisine üstün hizmet ödülü verilmiş, bu ödülü de “Bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına alıyorum” diyerek kabul etmiştir.

2010 yılında UNESCO tarafından yaşayan insan ödülünü almıştır. Leyla’sı için “Yazımı kışa çevirdin…” ve Leyla’sını her yerde arayarak “Datlı dillim güler yüzlüm, neredesin” diye türküler yazmıştır, Hep kahır, gurbet ve çile çektiği için de “Ah yalan dünya” türküsünü yazmış ama daha yüzlercesi ile gönüllere taht kurmuş bir sanatçımızdır.

“Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın / Bende gülemedim yalan dünya da” diyerek zaman-zaman, mutsuzluğunu da türkülerle dile getirmiştir.

Neşet, aldığı duyumlarda, Leyla’nın yaşlandığını, hastalandığını öğrenince, alır sazını eline ve söyler de söyler… “Ağarsa saçların, belin bükülse, birer-birer hep dişlerin dökülse, yine gönlümde solmayan gülümsün benim” der ve davam eder.

Koca Neşet, Bozkırın Tezenesi, Allah rahmet eylesin, mekânın cennet bahçesi olsun! Senin türkülerini dinlemeye, söylemeye devam edeceğiz. Seni unutmadık. Sağlıklı günler dilerim. Yarın türküleri ile devam edeceğim.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here