Bilgisayarların Ezberini Bozmak!

0
145

Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden özetle ‘ezbere’ konuşurken, sözümüz; ezberimizde yer almayan yeni bir kelime ya da cümle ile kesildiğinde ne olur? “Ezberimiz şaşar!” Ya bilgisayarların ezberi? Bilgisayarların ezberi de acaba elektrik kesildiğinde mi şaşar, yoksa programlanmış bilgilerini sayarken, ezberinde yer almayan bulaşık bir virüsün, sayıların akışını kesmesiyle mi?

Şeksiz şüphesiz emin olduğumuz bir düşünceyi ifade ederken, doğruluğuna kanıt anlamında ne diyoruz? İki kere iki dört eder!  Matematiksel işlemlerin temelinde yer alan bu doğruluğu kesin yargılar tümlüğünün adına bizim öğrencilik yıllarımızda “kerrat cetveli” denirdi..  Kerrat, kerenin çoğulu..  Kere, Arapça, yeniden, dönerek aynı işe yönelme “kerr” kökünden; defa, kez anlamında..  Ah, kaç kez, kaç defa, kaç kere söylerdik, mekaniksel bir tekrarla ilkokul yıllarımızda “r”leri vurgulayarak “iki kerre iki dört” diye.. Sırasını bozmadan yaptığımız her tekrarda ezberimiz coşar, fakat sırası değiştirilerek sorulduğunda ise her keresinde ezberimiz şaşardı! Ezberimizin bozulduğu bu anlarda çarpılmadığımızı söylersek yalan olur.. Çarpılmaların süregelen tekrarıyla  kerrat cetvelinin kesin olan sonucunun değişmesi elbette beklenemezdi.. Fakat değişmesi gereken bir durumun olduğu da aşikardı.. Sonuç değişmeyeceğine göre adı değişebilirdi! Sanırım kerrat cetvelinin adının “çarpım tablosuna” dönüşmesi, şaşan ezberlerimizin çarpılmasının bir sonucuydu!

 Peki, “kerrat cetvelinin” adının değişmesinin ‘ezberimize’ katkısı oldu mu? Olmaz olur mu? Tekrarlayarak ezberlediğimiz veya ezbere tekrarladığımız durumun bir çarpma işlemi olduğunu daha başlangıçta, en azından adından anlamaya başladığımızı söyleyebiliriz..

Ezberimizin şaştığı her durumda acaba bir anlam çarpılmasına mı ihtiyaç duyuyoruz?

Son yıllarda tekrarlayıp durduğumuz kerrat cetvelimiz ne? “Ezberciliğe son!” Ya, anlam çarpılması? Bilgisayarların ezberi ne güne duruyor? Çocuklarımızı ezberci eğitimden kurtaralım, akıllarını kullansınlar, muhakeme yeteneklerini geliştirsinler derken, yoksa akıllı makineleri kullanabilme şartlarını ezberleterek, bilgisayarların ezberine mi şartlandırıyoruz?

İnsan, zekâsını makinelere yükledikçe, yalnız bedensel yükünü hafifletmekle kalmıyor, programlanmış ‘akıllı makineler’ sayesinde aklın temel işlevi olan eleştirmek, sorgulamak, mantık yürütmek, muhakeme etmek gibi düşünsel yükün ağırlığından da kurtuluyor!

İyi güzel de, birçok değişkenden gelen verileri değerlendirerek anlamlı bütünler oluşturması yönüyle programlanan bilgisayarların, üstüne üstlük “geri bildirim yöntemiyle beslenip” hata taraması yaparak yüklenen sistemin sonuç çıktılarına “doğruluk açısından şeksiz şüphesiz tam güvenimiz” bizleri düşünsel tembellik içerisine itmediğini kim söyleyebilir?

‘Akıllı makinelerle’ zenginleştirilmiş öğrenme ortamları, o ortamla etkileşim ve iletişim içerisinde olan öğrencilerimizin zekâlarını daha da geliştirebilir elbette.. Elbette öğrencilerimiz; “yaşam boyu öğrenme için gerekli beceri, tutum, değer, anlayış ve bilgilerin bir kombinasyonu” olan bilişim teknolojilerini kullanma becerisini kazanarak, araştırma, sorgulama, eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme becerilerini daha da geliştirebilir.. Buna itiraz eden yok.. Kaldı ki yoksul öğrenme ortamlarında, etkileşim ve iletişimde zayıflık, bilgi ve beceride cılızlık, karşılaştırma ve kıyaslamada tek düzelik yaşanacağı gerçeğiyle, teknoloji zengini öğrenme ortamlarına itiraz etmenin mantığı da yok zaten..

Yok da, çocuklarımızla karşılıklı etkileşim ve iletişimde bulunmadan derslikler içerisinde tutup, tek yönlü, programlanmış akıllı makinelerin ezberindeki bilgilerin tartışmasız aktarımını yaparak ortamla etkileştiklerini varsayıp, aklın temel işlevi olan muhakeme yeteneklerini geliştirdiğimizi zannetmenin bir mantığı var mı? Ya, bilgisayarların ezberlerindeki bilgileri şeksiz şüphesiz, tartışmasız doğru kabul etmemizin bir mantığı?

Eğer var diyorsak yeni bir anlam çarpılmasına uğrama ihtimalimiz de var demektir!  Ve fakat (iki kere ikinin kaç ettiğini bilgisayarların ezberinden tuşladığımız parmaklarımızla kerratlarken, şayet yeni bir anlam çarpılmasına uğrarsak) bu kez,  zihinlerimizde çoktan silinmiş olacak kerrat cetveli veya çarpım tablosunun adının, birinci sınıf bir “parmak hesabına” dönüşeceğinden de iki kere ikinin dört ettiği kadar şeksiz şüphesiz emin olabiliriz!

Selam ve saygılar… ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here