Amanoslar Ve Termik Zehir Korkusu

0
95

Aziz hemşerilerim, İskenderun’da doğup büyüyen ve şehrimizin sahibi olduğumu iddia edenlerden biri olarak bu köşede yazdım. Tehlike gelmeden önlem almak gerekirdi ama şimdi birinin yanında yeni bacalar yükselmeye başladı. Mülki amir ve yerel yöneticilerimiz Sn. Lütfi Savaş ve Seyfi Dingil başkanlarımıza tedbir alınması ve yerinde görülmesi için arz ediyoruz.

Sanayicinin ve ülke ekonomisine katkı veren her çalışmanın yanında oldum. Asla karşı değilim, lakin Termik Santralın çalışmasını bir kez daha düşünelim. Bu köşe sahibi 30 yıl bankacılık yapmış, bunun 26 yılı müdürlükle geçmiştir. Hep sanayicinin ve müteşebbisin yanında olmuştur. 1994 yıllarında terörün azdığı dönem, o günkü hükümetin Güneydoğu’daki PKK terörünü önlemek için 2 trilyon tahsis ettiği yıllarda, ben o şartlarda sanayici ve işadamlarına yiğit Genel Müdürüm Fehmi Gültekin Beyin desteği ile sanayi için, Gaziantep ve yöresine 7,5 Trilyon plasman tahsis edilmesine çekinmeden imza atmış ve yatırıma dönüştürüp kullandırmışımdır.

İskenderun ve Adana’da da aynı hizmeti ifa etmişimdir. Bunu İçişleri eski Bakanı Muammer Güler, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Lütfullah Bilgin ve yine eski bakanlardan Aksu Beyefendi yakından bilirler. Tansu Hanım Efendinin yazılı teşekkürü vardır.

Karşı olmadığımı belirtmeye çalışıyorum. İşin esasına ve yöre halkını ilgilendiren kısmına giriyorum. Çin ithal kömürü ile çalışacak olan bu santral, vakumlama sistemi ile deniz suyunu, bacayı soğutmak için çekerken tüm küçük balık yavruları ve yumurtaları da emecektir. Soğutulan bacadaki kimyasal değişime uğramış olan sular tekrar denize bırakılacaktır. Kanserojen ihtiva eden küllerden süzülen su denizde ne tür bir zayiat verecektir. Bunu geçtik Baca’dan çıkan gazlar ayrı, atık kalan kül ne olacaktır? Esas problem budur. Bence hiç düşünülmeden ve araştırılmadan ne şartlar ve yollarla, tüm ikaz, gösteri ve kalkışmalara rağmen kendilerince çare bulunmuştur. Taş Ocakları yetmezmiş gibi, Kanserojen de ihtiva eden küller Akarca’da depolanacaktır.

Yarıkkaya’nın Aralık ayından Nisan sonuna kadar estiği düşünülürse bu küllerin savrulması, depolanan yerden yağmur suları ile Akarca deresinden Sarıseki’de denize sızması, bacadan çıkan gazların Dörtyol’dan Arsuz’a kadar yayılması sağlığı nasıl etkiler. Daha önce Akarca Köyü üzerindeki Taş ocağında kullanılmayan filtre ve kullanılan Şırnak Kömürünün pis kokusu ile boğucu hava kirliliği yaratılmış bunun dışında, sebzelerimiz çürümüş ve meyve ağaçlarını zehirleyerek tutmaz hale getirmiştir. Bu 7 yayla sakinleri tarafından bilinmektedir.

Yapılan şikâyetlerde, önce denetleneceği haber verildiği için, numune linyit ve baca çalıştırıldığı, denetim sonrası aynı halin devam ettiği de köylüler tarafından bilinmektedir. Geçmişte yapılan yanlışların ardından gübre ve asit nedeniyle orman, insan ve deniz ürünü yanması görülmüş ve Sarıseki’de her gün iki cenaze kaldırılır duruma gelinmiştir.

Aynı olayların yaşanmaması için; ÇEK veya ÇET raporu ne şartlarda hazırlanmış, Köyün, Aliyeğen Banısı ve Yeni Mezarlık alanının bitişiğindeki vadinin, dekarlarca ormanının tahrip edilerek ne yapıldığının yerinde görülmesi ve müsebbiplerinden sorulması, önlenilmesi, mümkün değilse en az zararlı hale getirilmesi ya da iptali, sağlığımız ve çevre açısından köylülerimizin talep ve arzularının nazara alınması, sayın devlet büyüğü ve başkanlarımıza gereği için arz olunur diyerek, hoşça kalın, Allah (cc)’a emanet olun ve ay-yıldızlı bayrak asın.

e-mail: nurettincan1453@hotmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here