Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Bizim gündemimiz üç aydan beri, hasta, hastane ve ölüm üçgeni. Dilerim hiç kimse bizim gibi art arda gelen ölümler ile gündeme gelmesin. Ama işte biz insanız ve ölmek için geliriz dünyaya bu kadar basit ölümden ötesi var mı? Varsa da biz bilmiyoruz.
Ama keşke bu üç aya üç cenaze ile gelmeseydi ölüm yamaçlarımıza… Gerçekten yürek dayanmıyor bu kadarına. Ancak ölmek bazen kurtuluş bazen şereftir bilene. Örneğin, kendini, şu ya da bu şey için satacağına ölmeyi yeğlemek, şereflerin en güzelidir ben denizce. Ve gerçekten dik durmak, eğilip bükülmemek doğru bildiğin yolda sağlam adımlarla yürümek, tehdit ve şantajlara boyun eğmeden bu dünyadan çekip gitmek çok değerli bir şeydir. Ve çok şükür böyle ölümler yaşadık geçtiğimiz günlerde ve yüreğimiz hem tırmık tırmık kanıyor hem de rahat rahat atıyor Yaradan’ın karşısına kul hakkı ile çıkmayacak sevgili yitirdiğimiz canlar.
Ve sevgili okuyucularım bazen insan kendini gerçekten çok yalnız hissedebiliyor. “Temizlik bizden temiz tutmak sizden” diyen belediye başkanımız sayın Dönmez’e çok ama çok hak veriyorum. Onlar sahil düzenlemesini yapmak için canla başla uğraşırken, bendeniz içimden “yazık” diyordum “bu sevgili halk yarın her tarafı berbat etmek için uğraşacak” Neden bunları düşünüyordum çünkü gerçekten evini temizletip kapı önünü temizlemeyen bir kültürden geliyoruz da ondan… Ve her sahile çıktığımda geçmişte, illa bir kaç kişiyi uyarmak zorunda kaldığım için. Bendenizce meclis kararı ile alınan ceza miktarı iki misline çıkartılmalı ki gerçeken seversin, sevmezsin, desteklersin desteklemezsin ama hakkını vermek zorundasın ve saygı duymak yapılanlara. Adamlar dünyanın parasını döküyor, gece demiyor gündüz demiyor ve siz sevgili halk çöp kutuları üç adım ötede, siz masaları çöp kutusu olarak kullanıyorsunuz!! Yazık gerçekten yazık ama bendeniz düş kırklığına uğramadım “keşke uğrasaydım”
Ve sevgili okuyucularım gündem değiştirmek için mi yoksa ne için bilemiyorum insanlar birbirinin inançları ile uğraşıp duruyorlar. Ta yüzyıllardan beri Alevileri kesip biçmekten bıkmadılar, sevgili peygamberimizin evlatlarını, torunlarını çöllerde katletmekten “Kerbela’da” doymadılar mı hala aynı kin ve nefreti kusmaya devam ediyorlar? İşte herkesi suçladıkları, halkı kin ve nefrete uğratan suç tam da bu… Ancak bendeniz gibi düşenler için bu söylemler havayla cıva ve derdi olan bu konuda, derdi ile kalsın. Ne diyim yani. Seni ciddiye alan senin gibi olsun zavallı fani. Biz her zaman birlik ve beraberlik içindeyiz senin gibilerin dışında çok şükür.
Ve sevgili okuyucularım sağlık ve sevgiyle kalalım her zaman, ayrımsız gayrımsız her zaman hep birlikte… Yase

Hayata Dair Yaşanmış ve Anonim Hikâyeler…
Tevazu Üzerine Hikâye
Adamın biri kötü yoldan para elde eder ve bir inek alır. Daha sonra bundan çok pişman olur ve bunu iyi bir şeye çevirmek için bu ineği Hacı Bektaşi Veli’nin dergahına bağışlamayı düşünür. Dergahlar o zamanlar aş evi şeklinde de kullanılan yerlerdi.
Adam Hacı Bektaşi Veli’nin dergahına gider ve olanları anlatır. İneği dergaha bağışlamak istediğini söyler. Hacı Bektaşi Veli helal olmadığını söyleyerek kurbanı istemez.
Bunu duyan adam ineğini alır ve Mevlevi dergahına gider. Aynı şeyleri Mevlana’ya da anlatır. Mevlana ise büyük bir hoşgörü ile ineği kabul eder. Adam durumu Hacı Bektaşi Veli’ye de anlattığını. Fakat onun ineği kabul etmediğini söyler. Bunun üzerine Mevlana şöyle yanıt verir; “Biz karga isek Hacı Bektaşi Veli şahindir. Bizim konduğumuz leşe o konmaz. Bu nedenle de biz bu hediyeyi kabul etsek de o kabul etmez.”
Adam bunun üzerine tekrar Hacı Bektaşi Veli’nin dergahına gider. Durumu anlatır. Kendisinin kabul etmediği ineği Mevlana’nın kabul ettiğini söyler. Hacı Bektaşi Veli ise şöyle yanıt verir: “Bizim gönlümüz su birikintisi iken Mevlana’nın ki bir okyanustur. Bu sebeple bir damla ile bizim gönlümüz kirlenir fakat onun gönlü kirlenmez. Bu sebeple Mevlana senin hediyeni kabul etti…”

Günün Şiiri
Son Aşık
Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım.
Ey sevdiğim ben umutsuz değilim gene
Ak düşünce saçların kumral rengine.
Kollarında son aşkın ben olacağım.
Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen
Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün.
O mukadder günü,
Bilmem düşündün mü sen?
Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar
O gün bana yaklaşırken ey ilahi yar
Esirgeme gözlerimden bir son buseni
Kirpiğinden yavaş yavaş,bir damla aksın
Çünkü ruhum sen de o gün anlayacaksın
Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni seni.
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
Müjde
portakal kabuğundan
kavun diliminden
havalandı nakışlar
avşar kiliminden
çılgın topukları üstünde
sebepsiz sevincin
adamın canı dostlara
güzel haberler götürmek ister.
aksi gibi ne dost var meydanda
ne de güzel haber.
Bedri Rahmi EYÜPOĞLU
Günün Sözü
Görmeden görebilirim ama düşünmeden düşünemem.
Paul VALERİY




