Yumurta Bayramı

0
91

Günaydın sevgili okuyucularım, nasılsınız bu sabah? Bugün Yumurta Bayramı (Paskalya) sevgili dostlar! Müslümanlar “Yumurta Bayramı” diyor. Hıristiyanlar ise “Paskalya!” Ama her ikisi ‘Yeniden Doğuş’u kutluyor. Mezhepler arasında her zamanki gibi gün ayrımları olduğundan, her mezhep kendi kabul ettiği tarihte kutluyor bayramı.

Hristiyan kardeşlerimizin “Paskalya Bayramı” dedikleri bu bayram, İsa Mesih’in (S.S.) dirilişi nedeniyle Hıristiyanlık dünyasında her sene İlkbahar aylarında kutlanır. Bu bayram öncesi inanlar kilise kuralları içinde belirlenen sürelerde oruçlarını tutarlar. Bu süre 50 gündür. Bu süre içinde hiç bir hayvansal gıda kullanmazlar. Uzun süreli bu oruçtan sonra bayram öncesi hazırlıkları başlar. Aynen bizim otuz günlük oruçtan sonra kutladığımız “Kurban Bayramı”nda kestiğimiz kurbanlar ya da Ramazan Bayramından yaptığımız bayram kümbetleri gibi…

Hristiyan âlemi de bu bayramda Paskalya Çöreği hazırlar, rengarenk yumurtalar boyanır. Yumurtanın anlamı yeniden doğuş ve çoğalmadır.

Ve sevgili okuyucularım, bizler bütün dinlere ve peygamberlere inanırız ve bugünü yani İsa (S.S.)  Peygamberin diriliş günü kabul etiğimiz için de çeşitli etkinliklerle kutlarız her yıl, Yumurta Bayramı adı ile. Biz tabi 50 gün oruç tutmuyoruz ancak bizler de üç aylar içindeyiz. Bu aylarda da oruç tutar birçok inanç sahibi.

Ve üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayına günler kaldı sadece bizde bu ayda oruç tutmak için hazırlanıyoruz.

Yumurta Bayramı çok eskiden beri Aruz Akçalı köyünde geleneksel olarak kutlanır. 2 yıldın beri korona hanımın yüzünden yapılmayan bayram şenlikleri şimdilerde korona hanımın şiddetinin kısmen sona ermesi ya da bizim öyle sanmazdan ötürü yeniden ve çok gelişmiş olarak festival niteliğinde bütün beldelerde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Biz çocukken annemiz bize yumurta boyardı, biz uyanmadan… Bir ara her şey sekteye uğradı ama şimdilerde yumurta boyama yarışı bile vara etkinliklerde. Ne kadarda güzel dilerim bir daha böyle sınmayız.

Bu kutlamaların diğer tarafında kurbanlar, hayvanlar kesilir, buğday aşı hazırlanır, namazlar kılınır.  Herkese yufka ekmek ve buğday aşı dağıtılır. Sonrada festival alanına döner bütün belde. Herkes herkesin bayramını kutlar, gençler sokaklarda en yeni giysileri ile boy gösterirler. Eskiden evlenecek kişiler bu bayramda görücüye çıkarlarmış. Bu yolla evlen çok olurmuş.

Yakın il ve ilçelerden insanlar akar, satıcılar günler öncesinden tezgâhlarını kurarlar, her taraf rengârenk süslenir.

Sevgili okuyucularım, geleneklerimiz, inançlarımız ne olursa olsun aynı yaratanın çocuklarıyız. Sağlıkla, sevgiyle kalalım, bütün ayrım-gayrımcılara inat. Her zaman, hep birlikte! Bütün Hristiyan ve Müslüman kardeşlerimin paskalya/yumurta bayramını kutluyorum ve hayırlara neden olmasını diliyorum,

Dilerim bu bayramlar seçim üzeri kardeşliğimizi pekiştir ve huzur verir diyerek hepimizin bayramı kutlu olsun diyorum. Sevgi ve sağlıkla kalalım, her zaman ayrımsız gayrımsız sevgili okuyucularım. Yase

& & & & &

Sevgi

Ewan, 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore’deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere’den ayrılacaktı, hiç birşeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona.

Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okumaya koyuldu. Gerçekten de çok güzel temalara değinmiş etkileyici bir kitaptı elindeki, ama daha da güzel olanı kitabı daha önce başkasının da okumuş ve bazı yerlere notlar almış olmasıydı. Okuyanın notlar aldığı bölümler Ewan’i da derinden etkiliyor, notları okudukca sarsılıyordu. Kim olabilirdi bu? Hemen kütüphane memuresine gitti ve daha önce kitabı okuyan kişinin kim olduğunu öğrendi. Holly adında bir kadındı, adresini aldı ve eve varır varmaz bir mektup yazdı: “Büyük Kütüphanede bir kitap okudum. Eklediğiniz notlar karşısında hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. 10 gün sonra Kore’ye gidiyorum, sizi tanımak-mektuplaşmak istiyorum. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum. “Holly’den olumlu cevap geldi ve mektuplar ardı arkasına yazılmaya başlandı.

Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha etkileniyor, yüreklerini birbirlerine biraz daha açıyorlardı. 2 sene bu şekilde geçip gitti. Ewan ve Holly birbirlerine belki binlerce mektup yazmış, her mektuptan ayrı tatlar almışlardı. Ewan’in ülkeye geri dönme zamanı gelmişti, son mektubunda  Holly’i görmek istediğini yazdi. “Ancak seni tanıyabilmem için bana bir resmini gönder lütfen” diye ekledi. Holly buluşmayı kabul etti fakat resmi göndermedi. “Resmin ne önemi var ki? Bizi ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama kırmızı bir çiçek takacağım” dedi.

Günler birbirini kovaladı ve Ewan ülkeye döndü. Trenden indiği ilk anda gözleri Holly’i aradı. Bir müddet bakındı, sonra kalabalığın arasından şimdiye dek gördüğü en güzel kadın belirdi. Uzunboylu, çok güzel vücutlu, uzun sarı saçlı, masmavi iri gözleri ve mavi elbisesiyle muhteşem bir kadındı. Kadına doğru bir adım attı, ama yakasında hiç birşey yoktu. Kadın gözlerine baktı ve “Merhaba denizci, benimle gelmek ister misin?” diye sordu. Tam o sırada güzel kadının omzunun üzerinden, yakasında kırmızı çiçek olan kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak kiloda, gri kısa saçlı, tozlu uzun pardisesü ve kalın bilekleriyle öylece duruyordu. Ewan şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en güzel kadından bir teklif almıştı ancak karşısında da yüreğine aşık olduğu kadın duruyordu. Kendini toparladı ve yanından geçen dünyalar güzeli kadına aldırmadan ilerledi. Elinde Holly’le birbirlerini tanımalarını sağlayan kitap vardı. Elini uzattı, “Merhaba Holly” dedi gözlerinin içi gülerek. “Pardon” dedi kadın.”Ben Holly değilim. Az önce buradan geçen sarı saçlı mavi elbiseli bayan yakama bu çiçeği taktı ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi. Sizi garın çıkışındaki cafe’de bekliyormuş…”

Nasıl beğendiniz mi?  Oturup  zamanımı çaldırdım  diye dövünmekten iyi değil mi? Azıcık sevgiyle yoğunlaşıp,yüreğimizi yumuşak tutmağa değmez mi? Ben, değer diyorum.

Günün Şiiri

Lunaparkın Abecesi

Bilirim nasıl yazılacağını.

Mektuplar, notlar, sipariş listeleri,

ninemin asla var olmamış çiftliğinde neşeli gezintilerimi

yazarım okul kompozisyonlarında,

oysa ninem Job gibi yoksulun teki.

Ama açıklanamaz şeyler de yazarım:

Mutlu olmak isterim, solgun.

Ve mutlu değilim, acı içinde.

Üzüncümden alır götürür beni, kekeleyen çanlar,

ağlaşanlar arasında insan:

“Hiçbir şey geri getiremez onu bana.” diyor.

Yaşarım bazı şeylerin birbirine seslendiği yeryüzü yuvarında,

haykırdığımızda daha güçlü

çıkar sesimiz denizi çağıran suların sesinden,

öyle bir yer işte, her ırmak gözyaşı damlacıklarıyla yüklü

İnsanlar acıkır burada. Her biri nefret içinde.

İnsanlar mutludur burada, olağanüstü güzelliklerle kuşatılmış.

Düşün, güvenli bir dönme dolabı

bindiğinde başını döndüren –

ışıklar, müzik, kendinden geçmiş sevgililer.

Ne kadar güzel! Bir yanda oğlanlar,

diğer yanda kızlar – bense, çılgın gibi evlenerek

eşimle küçük yatak odamıza yatmaya giderim

tahta döşemeli kocamış bir evde.

Ölümü düşünmemekten başka yol yok,

ölümsüzlüğü istemek için, olağanüstü güzellikler arasında.

Mutluyum ve acılıyım, yarı yarıya.

“Her şeyi al götür tez elden.” dedi annem,

“git bir dolaş, kendinden hoşnut ol, bir sinemaya git.”

Annem davranışlarının Dedeme benzediğini fark etmeyerek:

“İnsanlara katıl – görmeyi istediğin biri varsa,

bulabilirsin onların arasında.” dedi.

Bağışla sözcükleri, ama yaşamak istemiyorum artık.

Lunaparkta olmak istiyorum şarkıcının sesi

tatlı bir ezgiye dönüştüğünde öğleden sonra.

Şöyle de yazabilirim: öğleden sonra. Sözcüksüz,

olduğu gibi.

Adélia PRADO

Esin Perisi

Geceleyin beklerken gelişini onun

Yaşamım pamuk ipliğine bağlı sanki

Gençlik, şan, özgürlük nedir ki

Karşısında o güzeller güzeli konuğun

 

Geliyor kavalıyla, kaldırıp peçesini

Ve takılıp kalıyor gözlerine gözlerim

“Sen miydin” diyorum “Cehennem sayfalarını

Yazdıran Dante’ye?” Yanıtlıyor: “Bendim.”

Anna AHMATOVA

Günün Sözü

Önce isimleri sonra yüzleri daha sonra pantolonun fermuarını çekmeyi, en sonunda da fermuarı indirmeyi unutursun…

Leo Rosenburg

Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman iyidir.

Gandhi

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here