Yazmak Güzel Şey…

0
36

Yazdığım birçok makalelerimin ardından “Neden ve niçin, olumlu ve olumsuz” diye fikir soranlar sıklaştıkça, ben hedefime ulaşmışımdır. Yazılan makalenin her kelimesi, mutlaka derinlemesine okunmalı. Hatta cümle bitimlerinde konulan bazı işaretlerin anlamları, yazılan makale kadar önemlidir. Geniş düşünceler kısa kelimelerle taşar. Anlamlar; kişiler tarafından ayrı yorumlansa da döner dolaşır yine asıl sahibini bulur.

Yazdığım bir makalemin geniş açıklaması yazının içeriğinde gizlenir. Nasıl şekillendirilirse şekillendirilsin, kafama taktığım asıl merkezlenme; mısralar arasında fokurdar. O gün ne için ve nedenleriyle yazdığım yazıların, gerçek bir kahramanı vardır. Kahramanlar; Kişi, Doğa, Fabrika, Siyaset gibi aklınıza ne geliyorsa odur.

Makalemi okuyan bir şeylere daldığı an, bir şeylerden etkilenmiş ve denklemi çözmüş sayılır. Şu üç boyutlu görüntüler bizleri nasıl etkiliyorsa makalelerde üç boyutlu belki de dört boyutludur. Birini seyreder diğerini okurken bir yerlere gider gelirsiniz.

Aslında üç boyutlu yazma tekniğini nadir yazarlar kullanır. Yazar kafasında tasarladığı her hangi bir olayı, kendince ama başkasına (kamuoyu) göre değerlendirendir. Olay akışları geçmişten geleceğe doğru taşınır. Taşıma esnasında bazen; Ruhani ve Rabbani ikilemde kalabilir insan. Bu yüzden yazı tamamlanıp yayınlandığında, içeriğin içerisinden konu çıkartanların fazlalığı beni şaşırtmaz. Yazımı okuyan kendince bir şeyler bulmuş olabilir.

Olayı tam çözemediğinden “Ruhaniyet Felsefesine” doğru kayar. Gazeteciler, özellikle de makale fikir yazısı yazanlar, günlük olayları ve gündem yaratanları pür dikkat izleyendir. Değişken olayları çok ayrıcalıklı şekilde kaleme aldığında “Ateşten Gömlek” giymiştir.

Onun adı ister sanat, isterse ustalık olsun, makaleyi yazanın iki eli taşın altındadır. Fikir yazıları öyle herkesin kalemine yakışmaz. Korkusuzluk yazarın kaleminde gizlidir. Amaç duyguları kelimelerin içerisine gizlendiğinde, inandırıcılık doğru amaçlar üzerine kurulmalıdır.

Son günlerde yüzlerce köşe yazarı; kamuoyunu fikirleriyle zorluyor. Çoğu başkalarını ve kendi kafa tarzında olmayanları ivedilikle taşlayıp duruyorlar. Doğru hedefler üzerinde yazı yazanların sayıları artıkça yaşam kariyerlerimizin farkına varıyoruz.

İskenderun Gazetesi Sahibi Rızkullah Terbiyeli ile arada sırada bir araya geliriz. Makalelerim üzerine yarı şaka yarı ciddi sohbetlerimiz olur. Ona bir ara gayri ihtiyarı dedim ki; “…Ortalama Kırk senedir, değişik gazetelerde makaleler yazdım. Yaklaşık altı bin adet makale, bu dile kolay. Beş yüz âdeti bir araya gelse bir kitap eder. Toplamını bir yerde toparlasam tam tamına on iki ciltlik bir arşiv serisi çıkar…” Patron beni destekler şekilde gülümsedi.

Demokrasiye sonuna kadar sadık kalan yapım itibariyle, özellikle İskenderun’a karşı yapılan yanlışların üzerine odaklanırım. Nostalji karışımı gerçekler; duruşumu yansıtır. Sonuç; memleketimde başı dik göğüsüm dışarıda gezerim.

Siyaset denilen doyumsuzluk bazılarını ölene kadar genç bırakırmış. Şu günlerde memleket gelişmelerine bakıyorum da bayağı doğru söylenen sözmüş. Kamuoyumuzun bana karşı sevgi ve saygısına, ben de layık olmaya var gücümle çalışıyorum. İyi ki varsınız. Sağ olun var olun!

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here