Spor Yapanlar Huzurlu Olurlar (5)

0
12

Değerli okurlarım, tabakların en büyüğünü seçip, yemeğin en yağlı tarafını mideye indirirken kilo almak aklımıza bile gelmiyor. Popomuz, göbeğimiz kendini gösterdiğinde eski halimize dönebilmek için yine para harcıyoruz.

Şunu söylemeye çalışıyorum… Egzersiz yapmanın ve sporla samimi olarak vakit geçirmenin az ya da çok kilo ile doğru orantılı olduğunu ve sporu da onun için yaptığımızı, fayda göreceğimize inandığımıza genelde kendimizi inandırıyoruz. Cinsiyet ayırt etmeksizin kilo vermeye çok arzulu olanlarla, mütenasip bir vücuda sahip olmak isteyenlere şu tavsiyelerde bulunabilirim. Spor yapmayı sevmeyenler ve spor için müsait bir ortam bulamayanlar da bu önerimi uygulayabilir.

Tabakların mümkün olduğu kadar küçüğünü seçin, üç beyazla fazla samimi olmayın, akşam yemeğini erken yiyin ve erken uyumayı düşünmeyin. Bunların uygulanması zor değil. Bir de, taze ve kırmızıbiberi tüketmeye özen gösterin. Ağzınız yanabilir ama sonunda faydasını göreceksiniz.

Acı biber sayesinde uzun yıllar önceki kilomu muhafaza ediyorum, inanın. Bu anlattıklarım hem masrafsız ve hem de sonucu etkili rejim şeklidir. Bu şekilde kilosunu koruyan, sağlıklı çok dostlarım var.

Makalemizin bu bölümünde yine genel istek üzerine sporcuların sakatlıklarından söz etmek istiyorum. Bazı sakatlıklar davet üzerine gelir. Nasıl mı? Bir sporcu düşünelim ki; Düzenli uykusu yoksa, aldığı gıdalar derme çatmaysa, antrenmanlarda gerekli performansı göstermiyorsa, gece hayatı varsa…

Efendim, böyle futbolculara müsabaka esnasında rakiplerinin sert faul yapmalarına gerek yok. Topu ıskalayıp zemine düştüklerinde bile sakatlanırlar. Dans ederken bile sakatlanabilirler. Sakatlığın amatörü, profesyoneli olmaz. Herkesin sağlığı kendine aittir. Dengesiz beslenen futbolcularda kilo hadisesi kaçınılmaz olur. Yirmili yaşlarda genç adaleler bazı şeyleri kamufle edebilir ama olgun yaşa geldiğinde o sporcu hep kulübede oturur. Böylelerini sık-sık görüyoruz.

Futbolumuzda yarım asır öncesine göre çok şey değişti diyebilirim. Günümüzde top taca çıktığında futbolcu hemen suyunu içebiliyor. Futbol oynadığımız dönemde su katiyen yoktu. Soğutucu spreyin adını bile ilmezdik. Devre arasında ya bir portakal ya da bir limon verirlerdi. Güldünüz değil mi?

O dönemde delikanlı futbolcular revaçtaydı. Yeter ki bir yeri kırılmasın, lif atmakmış, kramp girmesiymiş, bunları sineye çekerdik. Renk Aşkına! Bir takım elbiseye fit olurduk ve havamızdan da geçilmezdi. Ekonomik yönden şimdikilerle kıyaslanamayız. Bu konuyu uzatmak istemiyorum…

Sağlıklı yaşamak istiyorsanız bazı koşulları yerine getireceksiniz. Başka türlü olmaz. Bohça bağlamanın bir anlamı var mı?

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here