Regaip Kandili Mübarek Olsun! Barış ve Sevgiye Kardeşliğe Vesile Olsun Dilerim…

0
6

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Üç ayların başlangıcı olan Recep ayının ilk Perşembesini Cumaya bağlayan gece sabaha dek oturup günah çıkarsak acaba Allah bizi affeder mi? Allah affedicidir kuşkusuz; ama bile bile dini kendine göre yorumlayarak debdebe ve lüksten hiç taviz vermeden açın, yoksulun halini bilmeden ve bitmez tükenmez İslam aleminin birbiri ile savaşı varken, insanları ayırıp ötekileştirirken üç aylar misafir olur mu bize? Günler, aylar geçer tabi üç ayda biter ama içi dolar mı acaba o kutsal olması gereken günlerin, boğazımıza kadar hata yükleri ile geçmesi? Allah bilir tabi.. Ama yine de eğer kişi yanlışının farkına varıp yaptığı işten vazgeçer ve samimi olarak özür dilerse belki? Ve diliyorum ki Allah bizi affeder.

Ancak yine de dünyada ve ülkemizde faşizm rüzgârları en hızlı şekilde eserken sevgisizlikten, nefretten, ayrım, gayrımdan beslenirken, savaştan, yoksulluktan, adaletsizlikten, inim inim inlerken kutsal gecelerin kutlanmasında bir garip çelişki var zahir…

Bendeniz kendi hesabıma bu kutsal gecelerde olağan üstü içime dönerim dua ederken yüzüm var mı dua etmeye diye sorarım kendime. Çünkü Allah’ın karşısında hissederim kendimi ufalıp yok olmak isterim! Ve dua etmek içinde insanın yüzü olmalı diye düşünürüm her zaman, bu yüzdende çok dikkat ederim hak yememeye, insanları herhangi bir şekilde incitip küçümsememeye, adil ve sevgi dolu olmaya… Sevmek her zaman elimizden gelmese de saygı da kusur etmemeye, zalimin karşısında, yoksulun, haklının yanında olmaya. İnşallah bunları beceriyoruzdur?

Ve sevgili okuyucularım konumuza dönersek Regaip kandili… Cenab-ı hak, zamanlar içinde mukaddes zamanlar yaratmıştır. Zamanlar içinde yarattığı mukaddes zamanlardan birisi de; Müslümanların üç aylar diye bildikleri “Receb, Şaban ve Ramazan” aylarıdır.

Dinî literatürümüzde de üç ayların Müslümanlar için değeri büyüktür. Regaip gecesi üç ayların ilk gecesidir. Ve anlamı “Rağbet olunan, bol ihsan ve değerli hediyeler” demektir. Recep’in ilk Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan geceden ihsan ve ikramlar beklenildiği için o geceye “Regâib Gecesi” denmiştir. Bazı eserlerde Rasülullah’ın o gece annesinin rahmine düştüğü yazılır. Bu tartışma götüren bir konudur. Ve inanç meselesidir bence.

Sevgili okuyucularım üç ayları ve Regaip gecesini idrak ettiğimiz şu günlerde, dünyaya ve ülkemize barış diliyorum. Büyük Türk Atatürk’ün dediği gibi “yurtta sulh cihanda sulh”… Hepimizin Regaip kandili ve üç ayları mübarek olsun. Ve iyiliklere, doğruluklara ve barışa vesile olsun diyorum…

Resulullah (s.a.v) mübarek üç ayların başlangıcında buyururlardı ki “Allah’ım, Recebi ve Şabanı bizler için bereketli kıl ve bizi Ramazana kavuştur.”

Yoğun ve karmaşa içinde geçen günlerden, haftalardan ve aylardan sonra, üç ayları idrak ettiğimiz bu günlerde içimiz acı dolu, yüreğimiz paramparça ama umudumuz her zaman baki kalacak. Ve özlenen barış eninde sonunda gerçekleşecek.

Allah yakın kılsın o günleri diyerek sevgili okuyucularım Regaip kandilinizi tekrar kutlarlarken sevgi, sağlık, birlik ve beraberlik içinde kalalım diyorum. Yase

& & & & &

Allah Nasıl Misafir Edilir?

Musa Aleyhisselâmın ümmeti: “Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız” dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. “Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir” diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina’ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu: “Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?”

Musa Aleyhisselâm: “Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir” dedi.

Allah (c.c.): “Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim” buyurdu.

Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü misafir gelecek olan ne bir vali, ne bir padişah, ne bir başka yaratıktı. Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşam üstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip: “Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım” dedi.

Hz. Musa: “Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek” dedi.

Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi.

İkinci gün Hz. Musa Tur’a gidip: “Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: ‘Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı’ diyorlar” dediğinde, şöyle hitap olundu: “Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.”

Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah: “Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur?” dediğinde Cenabı Allah: “İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben ne semalara, ne yerlere sığarım, ben ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz” buyurdu.

Demek ki, Allah için yapılan her şey, bizzat Allah’ın kendisine yapılmış gibi olmakta, Allah o kimseden razı olmaktadır.

Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi

Günün Şiiri

Aydınlık Neyin Oluyor Senin?

aydınlık neyin oluyor senin

gökyüzü akraban filan mı

beni bulur bulmaz gözlerin

şimşek çakıyorum yalan mı

yüzünde yalazını gezdirdiğin

saçlarından tutuşmuş orman mı

akla ziyan bir şey elektriğin

 

ayışığı mavisi dudaklarından mı

o ışık zenginliği mi giyindiğin

uzay tozları mı yıldızlardan mı

elime dokunduğu an elin

güneşler açıyorum sahi ondan mı

aydınlık neyin oluyor senin

Attila İLHAN

Sakın Ha

sabiha bu adamlar beni alıp götürecek
sakın ha ağlamanı istemiyorum
soracakları varmış yıllardır sorarlar
anlaşılan bu sorgu daha yıllarca sürecek
ilk götürülüşümü bak hatırlıyorum
sendikaya yazıldığım günlerdi sanıyorum
otomobil farlarına yağmur yağıyordu
cıgaram ıslanmış sokaklar nedense dar
bu defa aksi gibi zilzurna ilkbahar
çocuğa bir şey söyleme sabiha belli olmaz
sakın ha ağlamanı istemiyorum
bakarsın çabuk biter akşama evdeyim
uzayacak olursa git hüseyin’i bul
eli kızıl kanda olsa bizi bırakmaz
çantamı hazırlarsın pijamam terliklerim
izin verirlerse seni de beklerim
hani bir gülümsemen vardır sanki istanbul
gözlerin gözlerimi bulur bulmaz
içimde bütün şehir atlı karınca gibi
döner ha döner ışık renk ve pul
hay allah bu ilkbahar beni öldürecek
rüzgardaki kokular dudaklarımdaki tuz
bu adamlar sabiha beni alıp götürecek
günlerden cuma sabah saat dokuz
sakın ha ağlamanı istemiyorum
paran var mı yok mu bilemiyorum
al şu yüz lirayı yanında bulunsun
yüz de bana kalıyor varımız yoğumuz
çocuğa bir şeyler al onunla avunsun
beyler ben hazırım haydi gidiyoruz
sabiha unutma seni bekliyorum

Attila İLHAN

Adım Sonbahar

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attila İLHAN

Günün Sözü

İsterseniz yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün.
Doris Lessing

Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır.
Çin Atasözü

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here