Futbolun Karizması (5)

0
3

Değerli okurlarım, bazı makalelerimde futbola ağıt da yaktık, mersiyeler de dizdik. Fakat futbolun bir sanat ve önemli bir meslek olduğunu bariz olarak vurguluyorum. Neden mi? Yeşil zemin üzerinde gördüklerimiz hepimizi hayal kırıklığına uğratıyor. Yapılan o çirkin hareketleri gördükten sonra inanın bu ayak oyununa sanat ya da meslek diyemiyoruz. Futbolcuların birbirine yaptığı sert hareketler, hakemi kandırmaya yönelik çirkinlikler bu dünya sporunun karizmasını çiziyor.

Sanat diyoruz, en önemli mesleklerden birisi diyoruz, bunların hepsi de doğru. Yine de bu sporu icra edenler futbolcular değil mi? En mütevazı oyuncuların bile kullandıkları araba kimde var? Onların havasından geçilmiyor, burunlarından kıl aldırmıyorlar. Bana göre bu işin nemasını da onlar rahatlıkla topluyorlar.

Peki, bu işin yani bu önemli mesleğin nemasını topladığı halde köstekleyenler yok mu? Temaşa zevki zirvede olan bu spora değer vermeyenler yok mu?

O zaman, bu konuya aklı başında edebi bir biçimde girelim diyorum, ne dersiniz. Camdan dışarı yani ormana baktığımda neler görmüyorum ki! Bir de, Arş-ı Ala’ya bakalım. Orada da göremediğimiz ama tahmin etmeye çalıştığımız öylesine muhteşem olaylar var ki; onları anlatmaya sözcük bulamazsınız.

Şu anda gördüklerimi anlatmaya çalışıyorum. Öylesine müthiş bir hava var ki dışarıda, bir yere kapanıp elimdeki kağıtlara güzel şeyler yazmamı öğütlüyor yukarıdaki bulutlar. İşte o gri renkli bulutların semada eksilmediği bugünlerde, gökyüzü ağlayıp durdukça ve de toprak ana da “Açım” diye bağırdıkça, insan kağıdını kalemini yanına alıp gördüklerini yazmak istiyor ve de kağıt kalem tükeninceye kadar.

Şu anda hissettiğim yağmur ve soğuk öylesine güzel geliyor, öylesine manidar ki; kafan da iyiyse kim tutar seni! Sonunda yine sanat var ve o her şeyin altından çıkmıyor mu? Geçmişten günümüze gelmiş ve kalmış en kalıcı miras; sanat eserleri, tablolar, besteler, yazılanlar, el işi göz nuru. İşte bu eserlere kalp gözüyle bakıldığında neler görülmez ki? Bir şiir için neler verilmez ki? İşte bu nedenlerle sanatta, sanatçı da tartışılmaz.

Biraz da karizmaya bakalım dilerseniz. Futbolun yani bu ayak oyununun karizmasına kimseler bir şey demiyor da, bunu icra edenler biraz tadını kaçırıyorlar. Yeni yetme futbolcular sanki analarından artist olarak dünyaya gelmişler. Elinle şöyle bir dokun hemen balıklama yere atıyor kendini ve onunla da yetinmiyor, başlıyor kıvranmaya. Yıllardı kesmedikleri sakallarını mı, vücutlarının muhtelif yerlerindeki dövmelerinden mi söz etsem bilemiyorum.

Yerlisi de, Afrikalısı da, Avrupalısı da hepsi aynı. Fakat hakem bu numarayı yutarsa çok can yanar ama yumuyor. Yine de hakemler suçlu. Artistler hiç suçlu olur mu? Sakalı olanları camiye götür imam sanırlar. Bu futbolun çilesi…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here