Normal Hayatımızı Özledik…

0
18

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Dilerim güzel bir bayram tatili yapmış yorgunluk ve bıkkınlığı üzerinizden atmışınızdır? -dalga mı geçiyorsun- dediğinizi duyar gibiyim. Yani tabi gün gündem, iftira ve yalanlar bayram tatili yapsaydı belki kendimizi daha iyi hissedebilirdik hatta bayramda olduğumuzun ayrımında bile olabilirdik değil mi? Ama Bayram’a VIP mehabetti damgayı bastı, diyeceğim evde, sokakta, pazarda, bakkalda, denizde, havuza da tek konu buydu.

Ne VIP’mış kardeşim ya? Sanki VIP’te doğduk. Kimin umurunda o acayip kapıdan geçmek, kim takar ayrımı, gayrımı canım? Takanlar valla kendi dertlerine yansınlar ne diyelim. Ancak canımızı sıkan böyle bir konu ile gündem oluşturmak ve bayram tatilini berbat etmek ve tabi Sayın Uğur Dündar’ın Sayın Yıldırım ile İmamoğlu arasındaki televizyon moderatörlüğünü yapmayacağını söylemesi ile ortaya çıkan başka bir gündem ve bayram tatili müddetince değişmeyen klasiğimiz kazalar… Canımız yandı şehit haberleri yüreğimizi dağladı birde içerden dışardan tehditler! Amerika tehdit eder Rusya övgüler dizer, siyasiler kavga eder?

Kimsenin normal hayatı kalmadı gibi. Herkes her şeyle ilgili ve herkes herkesle kavgalı! Yalan, dolan, iftira, hakaret, dağı taşı aştı, havada asılı kaldı. Bakalım bu gidişin sonu ne olacak? Her şey güzel olacak dedik, bahar gelecek derken yazı getirdik, yaz sıcakları bastırdı bile. Umut umutsuzluktan doğar dedik buna inandık ve inanmaya devam ediyoruz ancak yine de paranoyaklığımız devam ediyor üstelik artarak. Çünkü o kadar kirlendik, o kadar havasız kaldık ki, temizlenmek için Okyanuslara dalsak ne çare?

Ve sevgili okuyucularım her türlü ayrım gayrımı kaşıyarak, ayırmak, ayrıştırmak istediler bizi ama biz her türlü ayrıma gayrıma dimdik direndik ve direnmeye devam edeceğiz malum insanların dışında tabi.

Ve şimdilik sağlıkla, sevgiyle kalalım bütün sevgisizlere inat ve ayırımsız gayrımsız bütün ayrımı körükleyenlere inat… Yase

& & & & &

Çınar Ağacı ile Saz Masalı

Kocaman bir çınar ağacıyla incecik gülden narin bir saz birbirlerine komşuymuş. Çınar saza tepeden bakarak şöyle demiş: “Bir kendime bir sana bakıyorum da acıyorum sana ne kadar ince ne kadar narin canlılarsınız böyle. En küçük rüzgâr da hemen beliniz bükülür. En küçük su dalgası anında ürpertir. Zavallılar.” Saz içini çekerek, “haklısın” demiş. Çınar iyice küçümsemiş onu. “bir de bana bak. Ne kadar haşmetliyim, güçlü kuvvetliyim. Gövdem senin gövdenin neredeyse bin katı.

Dallarımın sıklığından güneş kollarını toprağa ulaştıramıyor. Kuşların çokluğundan dallarım neredeyse görünmeyecek. Rüzgâr vız gelir bana… Dilersen sen de gel benim gölgeme sığın birlikte yaşayalım. Saz çınarın sözlerini gülerek karşılamış. “ ben inceyim ama rüzgârdan büküldüğüm de kırılmam. Çünkü gövdem esnektir benim ama sen…” der demez bir rüzgâr bir fırtına ortalığı birbirine katmış. Rüzgâr zavallı ulu çınarı kökünden söküp atmış.

& & & & &

Okçu ile Aslan

Av ve avcının karşılaştığı durumlara alışık olsak da avcı ile yine bir başka avcının karşılaştığı durumlar da olabiliyor. Okçu ile Aslan Masalı bunun en güzel örneklerinden birini oluşturuyor.

Zamanın birinde, okçuluğu ile ünlü bir avcı, avlanmak için ormana gitmiş. Avcıyı gören tüm hayvanlar ondan korkarak kaçışmışlar. Okçu, insanlar arasında nasıl namlı bir avcıysa, aslan da kendi ormanında o kadar namlı bir avcıymış. Bu nedenle avcıyı görünce kaçmamış. Avcıya doğru yönelerek, ona meydan okumuş.

Aslanın meydan okumasına sevinmiş okçu. “Av kendi ayağıyla önüme geldi” diye düşünmüş. Hemen okunu yerleştirip yayını germiş. Tam oku fırlatacağı sırada “Habercimin sana bir haberi var.” diyerek okunu fırlatmış. Ok aslanın gövdesine saplanmış. Aslan saplanan okun acısı ile kendini çalılıkların içine atmış. Çalılığın içinde saklanarak okçudan kurtulmayı düşünürken, tilki ile göz göze gelmişler.

Tilki, aslanın onu yaralayan okçudan kaçtığını anlayınca, “İşte aradığım fırsat.”diyerek, aslanın geriye dönmesi ve sonuna kadar savaşması gerektiği konusunda onu cesaretlendirip kışkırtmaya çalışmış. Böylece herkesin ve özellikle kendisinin korktuğu büyük bir düşmandan kurtulabilmeyi ümit ediyormuş.

Tilkinin bu fırsatçı ve kötü niyetini anlayan aslan:”Hayır!” demiş. “Beni bu sözlerle kandıramazsın. ” “Sıradan bir haberci bile beni bu hale getiriyorsa, haberciyi bana gönderen avcının kendisi ile başa çıkmam imkansız” demiş.

Bizden daha zayıf kişilerin yol göstericiliği ve kışkırtmaları, sadece kendi çıkarlarını düşündükleri içindir.

& & & & &

Serçe ile Dört Yavrusu Masalı

Bir varmış, bir yokmuş; bir anne serçe ve onun dört tane birbirinden şirin yavrusu varmış. Serçe, sıcak yaz aylarında yuvasında yavrularını büyütüyormuş. Gündüzleri yavruları için yem topluyor, gün boyu birkaç kez yuvaya dönüp küçükleri besliyormuş. Her geçen gün yavrularının büyüdüğünü, güçlendiğini görüyor ve seviniyormuş.

Sonbahara doğru yavrular artık iyice büyümüş, yuvada hoplayıp zıplamaya, kanatlarını denemeye başlamışlar. Bir gün yine kanatlarını denerlerken, birden çıkan rüzgar yaramaz yavruları alıp yuvadan uçurmuş. Anne serçe, akşam döndüğünde yavrularını göremeyince çok üzülmüş. Onların artık uçabilecek kadar büyüdüğünü biliyormuş ama hayata dair nasihatler vermeden, onlarla vedalaşmadan gittiklerine çok üzülmüş.

Kış ayları yaklaştığında, anne serçe tarlada yem toplarken birden yanına doğru uçan dört küçük serçe görmüş. Yavrularını hemen tanımış. Birbirlerini kucakladıktan sonra anneleri onlara nasıl yaşadıklarını sormuş.

Önce en büyük yavrusu anlatmaya başlamış: “Önce bahçelerde yaşadım, solucan topladım. Sonra kirazlar olurken kiraz yedim. Kirazdan sonra armutla beslendim. Karnım hiç aç kalmadı.”

“Ay, yavrum,” demiş serçe anne, “bu hayat çok tehlikelidir. Başkasına ait şeylerle yaşamaya alışanın başına kötü işler gelebilir.” Sonra ikinci yavrusu anlatmış: “Ben konağın yakınında yaşadım. Zengin insanların artıklarını, ahırlarda hayvanlara verilen yemlerin kalıntılarını topladım. Karnım hep doydu, hem de çok iyi yemeklerle.”

“Ay, yavrum,” demiş anne, zenginliğin yanında yaşamak iyidir ama zenginlikle birlikte alçaklık da hep orada olur. Bu hayat çok tehlikelidir.” Sonra da üçüncü yavrusu anlatmış: “Ben yol boylarında yaşadım. Orada hep bir şeyler bulunuyor. Onları topladım.”

“Ay, yavrum,” demiş anne, “yol boyları tehlikeli olur. Sen yem toplarken yaramaz çocuklar sana taş atabilir.” Sıra en küçüğe gelmiş: “Anne, ben ormanda kaldım. Ağaçların dalları arasında yer buldum kendime. Kimseye zarar vermeden, kimseye muhtaç olmadan, özgür yaşadım. Kendi bildiğin gibi, kimseye bağlı olmadan yaşamak çok güzel. Hayatımdan çok memnunum.”

“Yavrum,” demiş anne, “en küçük olmana rağmen en akıllı senmişsin. Özgür olan, hayatta kimseye muhtaç olmayan, en mutlu hayati bulacaktır. Senin hayatın diğerlerine de örnek olmalı.”

Günün Şiiri

Gönüller Yapmaya Geldim

Benim bur da kararım yok,

Ben burdan gitmeye geldim.

Bezirgânım metaım çok,

Alana satmaya geldim.

Ben gelmedim davi için,

Benim işim sevi için.

Gönüller dost evi için,

Gönüller yapmaya geldim.

Dost esriği deliliğim,

Aşıklar bilir neliğim.

Devşiriben ikiliğim,

Birliğe yetmeye geldim.

O hocamdır ben kuluyum,

Dost bahçesi bülbülüyüm.

O hocamın bahçesine,

Şad olup ötmeye geldim.

Burda biliş olan canlar,

Orda bilişirler imiş.

Bilişi ben hocam ile,

Halim arz etmeye geldim.

Yunus Emre aşık olmuş,

Maşuk’a derdinden olmuş.

Gerçek erin kapısında,

Ömrüm harcamaya geldim.

Siz Yunus’tan sorun haber,

Dost kanda ise anda var.

Haberi gel gör benden al,

Ben onu görmeye geldim.

Yunus Emre

Günün Fıkrası

Milyarder Koca

Adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve Las Vegas’ın yolunu tutar… Ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanır. Hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral dairesine çıkar ve karısına telefon eder: “Hayatım, evde misin?”

“Evet kocacığım.”

“İyi. Hemen hazırlan o zaman. Çabuk bavulunu hazırla. Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım.”

Kadın sevinç dolu bir çığlık atar; “Ayyyyyyyyyyy harikasın!! Hemen hazırlanıyorum… Peki ama nereye? Paris? Karayipler?, Acapulco?, Guney Amerika?…”

Adam cevap verir: “Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol.”

Günün Sözleri

Sizi harekete geçirmeyen imanın, sizi sırattan geçirmesine imkân yoktur.

Gönlünü yıkayıp arıtmamışsan, habire abdest alıp durmaktan fayda bekleme.
Mevlana

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here