Mevsimler Şaşırdı, Kıtlık Mevsimleri Başladı

0
22

Dünyamız, küresel ısınma tehlikesi ile karşı karşıya ve artık bu korkunç sondan kaçmamız ne yazık mümkün değil. Farkındasınızdır, bu yaz diğer yazlardan başka şekilde bunaldık. Gündüz acayip bunaldık. Gece hiç olmaz ise biraz eser ferahlardık. Bu sene esti ama eserken nefesimizi tüketti.

Burada en büyük kabahatlinin insan olduğu artık bilimsel olarak kanıtlandı. Son yıllarda hızla değişim gösteren teknoloji beraberinde “kirli” bir Dünya’yı getirdi. Dünyada aşırı artan insan sayısı hayra alamet değil. Çevremizde gördüğümüz çarpık gelişmeler gözümüzün önünde. Bir kişi kendi yaşam alanını temiz ve düzenli tutmadığında, etrafında yükselen çöp yığınlarının altında boğulup kalır. Dünyamız da aynı pisliklerden dolayı yaşanamaz hale gelmiştir. Bu konuda araştırmalar yapan bilim adamlarının tezlerini aralayıp incelediğimizde bakın neler ortaya çıkıyor.

“…Dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor daha sonra bu ışınlar tekrar atmosfere yansıyor. Fakat bazı ışınlar uzay boşluğuna dönüp giderken, Su buharı, karbondioksit ve metan gazının Dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor. Son dönemlerde meydana gelen orman yangınları, fosil yakıtların enerjiye dönüştürülmesi nedeniyle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazlarının atmosferde yığılmasını artırmış ve Dünya çevresinde var olan doğal örtü, ne yazık değişik yerlerden akıl almaz gedikler vermiştir…”

Oluşan bu gediklerden ötürü “küresel ısınma” almış başını gitmiştir. Peki, bu sıcaklık artışları ile oluşan küresel ısınma nelere yol açıyor ve hayatımızı nasıl etkiliyor? Dünyadaki iklim değişikliği; Okyanusların derinliklerinden, en yüksek dağ zirvelerine, ekvatordan kutuplara kadar, dünyanın her yerinde kendini hissettiriyor. Deniz sıcaklıkları artıyor. Deniz seviyeleri alışılmışın dışında yükseliyor ve bitki örtülerine gerekli olan sıcaklık, yağmur miktarları, mevsim sürelerinin değişimleri yüzünden, doğal ve fizyolojik ortamlarımız git gide başkalaşım gösteriyor ve canlıların yaşamlarını tehdit ediyor.

Dünyanın ekolojik dengesinin bozulmasını ilk önce deniz hayvanları hissetmiş ve bazı bölge balıkları değişik bölge denizlerine doğru göç etmeye başlamıştır. Göç eden balıklar incelendiğinde, hep sıcak denizlerden soğuk denizlere doğru adeta kaçış içindeler. Balık ile yapılan yorum çok mantıklı. Bundan yirmi sene önce İskenderun Körfezinde alışık olduğumuz balıkları görür ve onları yakalardık. Mercan, Çipura, Gümüş, Lagos ve Karides en alışık olduğumuz balık türleriydi. Şimdi ise Kızıldeniz’den Akdeniz’e oradan körfezimize gelen sıcak deniz balıkları denizimizi istila etmiş durumda. Bunlara benzer balon ve çok değişik balıklar denizimizin her noktasında var. İşin enteresan tarafı bu balıklar yerli balıkların yumurtalarını yok ettiğinden dolayı kendi hükümdarlıklarını tamamıyla ilan etmiş vaziyetteler.

Dünya genelinde yıllardır araştırma yapan bilim adamlarının bilimsel araştırmalarını incelediğimizde karşımıza şu sonuçlar çıkıyor;

“…Yer kabuğu gittikçe yaşlanıyor ve son depremlerle değişimlerini tamamlıyor. İklimlerin yeryüzünde yaptığı kısa ve uzun vadeli şekillenmelerle tabiatın verimliliği etkilenmekte ve hızla kurak ve çorak bitki örtüsüne doğru sonumuz hazırlanıyor. İleri teknolojik seviyede bulunan ülkeler. Üçüncü ülkelerin yaşam tarzlarını görmezlikten gelmekte ve onları silahlanmaya doğru yaptıkları çalışmaları izlerken, bu silahların denetimleri ne yazık ki yapılamıyor. Atom bombalarının çok değişik ülkelerde denenmesiyle ortaya korkunç gerçeklerde kendini belirlemeye başladı. İklim değişiklikleri, Depremler, Sel felaketleri! Birden bire ortaya çıkan korkunç fırtınalar, Buzulların erimesi, Tarımsal kıtlıklar! Diğer taraftan her türlü gaz ve benzeri sıkıştırılmış emtialar doğada serbest kaldıklarından direk olarak dünyamızı saran ozan tabakasını etkilemekte ve ozan tabakasında oluşan deliklerin genişlikleri gittikçe büyümektedir.

Dünyada hızla gelişen sanayi devriminden sonra batılı devletler kendi ülkeleri dışında bulunan, kendilerine ait gördükleri sömürge devletlerinde sanayiyi kurarak, o doğal ülkeleri kendi amaçları doğrultusunda kullanarak, sanayi atık kirlilikleriyle etrafları berbat ediyorlar.

İnsanlar zengin-fakir demeden hızla akıl almaz şekilde tüketim çılgınlığına düştüler. Konfor denen illetin tuzağına düştüler. Her elementin değişik şekilde atomlarına kadar girdiler. Bu gibi yaptıkları deneyler ise ayrı bir çevre kirliliği sebepleri…

Açıkçası gerçek bir tehlike ile karşı karşıyayız. Sonucunun ne olacağı açıklanan yeni teorilerle merak uyandırmaya devam ediyor. Bence alınan önlemler artık yetersiz kalıyor. Belki şuan hemen bir şey olmayacak ama bizden sonra gelecek olan kuşaklar, gittikçe kargaşalı bir ortama doğru sürüklenecek.

Bilim adamlarının feryatlarını duyan kişiler biz olacağız. Vakit kaybetmeden alacağımız önlemlerle evrenimizin kurtulmasına çare olabiliriz belki… Geç kaldığımızda ise korkunç sonlar bizleri bekleyecek ve kıyamet denilen sona doğru hızla yaklaşacağız.

Yine de insanoğlu küresel ısınma konularına duyarlı olmalı ve bilim adamlarının önerilerini harfiyen yerine getirmelidir.

Koskoca buz dağı geçenlerde bedeninden koptu ve eriyerek açık denizlere doğru sürüklenmeye başladı. Bunun devamı böyle devam ederse şayet, denizlerimizde yükselmeler olacağı artık kesin! Sahil şeridinde yani İskenderun gibi yerlerde oturanlar on-on beş sene sonra sular altında kalacak. İskenderun balıkçı barınağına gidenler şimdiden görüyor denizin gitgide yükseldiğini…

Bu yaz gerçekten çok bunaldık. Kafamız darmadağınık. Meyveler dahi erken olgunlaştı. Toplanmadan dalında çürüdü. Meyve ve sebzeler erken çiçek açtı, erken çiçeklerini döktü…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here