Kendimiz Olmak ya da Olmamak

0
11

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? Bir bilgeye sormuşlar; “Bir İnsana düşen ilk iş nedir?” Cevap açıktır “İnsanın kendisi olması” der bilge. Kendisi olması? Nedir kendi olmak? İnsan ne zaman gerçekten kendi olabilir? Sokakta yürürken kalabalıkta yürüyenin aslında kendi değil de sureti olduğunu düşünebilir mi insan? Yapmaması gereken bir işi etki altında kalıp yaptığında o ne kadar kendi olabilir? Ben deniz radikal kararlar alıp yolumu ona göre belirleyene dek kendim değil miydim?

İnsan aslında ne zaman kendi olduğunun ayrımına varıyor ki? Bence insan gözünü ilk kendine açar. Kendimizle ilgili bir şey anlatacağımız zaman “kendimi bildim bileli” diye başlarız söze. Değil mi? Kendimizi ne zaman kaybederiz peki?

Her zaman kaybedebiliriz diye düşünüyorum. Kendimizi unutsak bir tenha da… Bize ne unutturur kendimizi peki? Dünyanın tuzakları çoktur. Ve onu unutmak o kadar kolaylaştırır, ona sahip olmayı ve elimizde tutmayı başarmasak.

Bazen elimizde olamayan şeylerde yaşayabiliriz. Ve kendimizi unutmadan “kendime rağmen yaptım” deriz. Bazen de öz kendimizi tümden unuturuz; kimdim, neydim, niçindim, nedendim, hepsini birbirine karıştırırız o zaman bize dayatılan her şeyi “lop diye” yutarız birkaç kendimiz oluşur kendimizin dışında biz onları kendimiz gibi taşırız. Ayrımına bile varmayız.

& & & & &

Soframızın Annesi Ekmek

Ekmek sofranın annesidir diye düşünürüm her zaman demir başı da pilav.Pilavsız sofra olabilir ama ekmeksiz sofra olmaz. Ve ekmek israfı da ne yazık ki kaçınılmaz. Hemen hepimiz bu israfı yapıyoruz. Utanarak söylüyorum. İsrafın en büyük günahlarından biri olduğunu bilerek üstelik… Küçükken yere bir kırıntı ekmek düşürsek onu daha sonra kirpiklerimizle toplamak zorunda olacağımızı söylerlerdi büyüklerimiz. O kadar önem verilirdi ekmeğe ve hepimiz bu sözü kulağımıza küpe yaparak büyüdük. Büyürken de yerde bir kırıntı görsek hemen öpüp başımıza koyarak bir köşeye kaldırdık. Bu kültürle büyüdük, büyütüldük ancak yinede istediğimiz gibi israftan koruyamadık kendimizi.

Çocukken işler kolaydı, sokakta oyna acık ekmeğe saldır son lokmaya kadar mideye indir, artarsa zaten paylaşacağın bir sürü canlı var. Tavukların, kuşların seninle sebepleniyor kırıntı toplamak zorunda kalmayacağız öbür dünyada ne güzel. Ama biraz büyüyünce ekmeğe şöyle bir üstten bakmaya başladık. Kilo aldırıyor ne yapayım? Kenarlarını kabuklarını ye. İçini at. Olsun yine tavuklara veriyoruz. Biraz daha büyüdük. Ne tavuk kaldı ne kuş ve ekmek artıyor. Aratan ekmeği ne yapacağız? O zaman artırmayalım peki nasıl olacak bu? Bazen alalım bazen almayalım. Bazen alınca canımız istemiyor ya da dışarılarda bir yerde geçiyorsa yemek zamanı, ekmek hiç dokunulmadan kalıyor bayatlayınca da kimse yemek istemiyor. Hadi o zaman torbaya koyalım sütçüye verelim ineklerine yedirir. Bu rahatlığı bulduk ya ekmek almaktan korkmuyoruz. Ancak bu güzel bir şey olanakla birlikte… Herkesin böyle bir olanağı yok.

Ve ekmek gerçekten çöpe gidiyor. Yere düşürmekten korktuğumuz ekmeği çöpe atar olduk toplumca. Bakın yılda ne kadar zarar ediyoruz yalnızca attığımız ekmekten TMO bir inceleme yapmış ve ortaya çıkan sonuçlar. Korkunç! Araştırmaya göre yalnızca ülkemizde 1,546 milyar TL. değerinde 2,1 milyar adet ekmek israf ediliyormuş… Bu da yıllık un ihracatımızdan elde ettiğimiz gelire eşdeğerde imiş. Yani dünya birincisi olduğumuz bir ihracattan bu durumda hiçbir şeyimiz geriye kalmıyormuş çöpe atıyormuşuz bunca mahsulün parasını. Bu gerçekten dehşet bir şey…

Ve hemen hiç zaman kaybetmeden kendimize gelmeliyiz diye düşünüyorum eğer ülkemize ve kendimize saygımız varsa. Ve Allah’tan korkuyorsak… Kendi hesabıma ilk savurganlık çağım geçer geçmez ev ekmeksiz kalmasın ve ekmek israf edilmesin diye eve aldığım ekmeği dilimletiyorum. Sonra buzluğa atıyorum. İhtiyacım olduğunda bir dilim ya da daha çok çıkarıyorum bir lokması bile böylece çöpe gitmiyor. En kolay yol bu inanın. Bu şekilde kendinizi çok rahat algılayacaksınız. Hem cebinizden hem de vicdanınızdan ödün vermemiş olacaksınız. Şahsen benim vicdanım hiç rahat etmiyordu sütçüye bile verirken ekmeği ne yalan şöyleyim. İskenderun’da balıklara atmakta çok rahatlatmıyordu vicdanımı. Şimdilerde bayat ve artık olmayanı veriyorum yani paylaşıyorum taze aldığım ekmeği paylaşacak kimi bulursam onunla paylaşıyorum.

Ve sevgili okuyucularım haydi hep birlikte ekmek, yemek ve hayat israfına son verelim. Eminim herkes kendine en uygun çareyi bulacaktır. Bakın bizim çaremiz; buzluk ya da hiç ekmek yememek, yani eve ekmek almamak. Bu da doğru bir şey değil aslında. Ev ekmeksiz olmamalı annesizde. Keşke fırıncılar yarım ekmek verebilseler bu da iyi olurdu. Benim çocukluğumda vardı, veriyorlardı yarım ekmek. Şimdi neden olmasın ki? Ufak gramajlı ufak maliyetli ekmeklerde yapılabilir.

Şimdilerde de beyaz ekmeğe yasak gelecekmiş ya, valla yasaklar beni çok gerer. Aslında ekmeği nerdeyse hayatımdan çıkarmama rağmen yemek istediğim bir tek dilim bile olsa onun şöyle kızarmış kıtır, kıtır üzeride incecik sürülmüş tereyağı ve vişne reçeli olmasını isterim. Ohh mutluluğun binlerce adından biride bu. Ama sorsanız ne zaman yedin diye. Nerdeyse üç aydır ağzıma bile sürmedim böyle bir şeyi. Ancak istediğimde yapabileceğimi biliyorum ya işte o da yetiyor. Bence yasaklardan çok insanlara otokontrollü olmayı öğretmek gerekiyor ama o da ne yazık ki çok zor. Ve kültür diyorum her şeyin başı sonu ve aile değerleri toplumun direği ailedir çocuk ailenin aynasıdır. Öyle aileler görüyorum ki bütün umutlarım sönüyor geleceğin toplumundan. Ve ulus olmak o kadar uzak ki aslında bizden.

Ve sevgili okuyucularım dergahımız umutsuzluk dergahı değildir. Bu yüzden umutsuzluğu umutla değiştirmeye çalışalım, birbirimize saygımızla insan olduğumuz için. Sevdiğimiz için değil. Aynı gök kubbenin altında yaşadığımız aynı güne aynı geceye erdiğimiz için. Aynı havayı soluduğumuz için.

Ve birimiz hepimiz için diyebilmek için. Ve şimdilik sağlık, sevgi, birlik, beraberlik içinde ön yargısız kalalım diyorum sevgili okuyucularım. Yase

Günün Şiiri

BARIŞIN TADI

Bir ağaç, kesebilirler ağacı,

Ağacın ne gelir elinden?

Biraz çaba, testere falan,

Eh, az çok da zaman,

Ağaç devrildi gitti.

Bir kuş, vurabilirler bir kuşu

Bir el ateş ya da bir iki taş

Bir avuç tüy düşer toprağa.

Bir öküzün ya da bir atın

İşi kolay görülür ve hazırdır

Kesimevinde kasap önlüğü.

Bir çocuğun, oğlan ya da kız,

Ne gelir elinden katile karşı?

Bakışlar, diyeceksiniz şimdi,

Ama gözü dönmüşse katilin

Ya da kimse yoksa ortada?

Bir adam, koca bir adam da

Bir kuş gibi avlanabilir,

Belki daha da kolay hatta.

Bir ağaç, bir kuş, bir öküz, bir at

Bir çocuk, bir adam

Yok oldular işte ard arda.

Ama dostlarım, hepimiz olsak

Ne bok yiyebilirler

Onca insanın karşısında?

Ne yapabilirler

Direnen halklara?
Eugène GUILLEVIC/Çeviri: Cemal SÜREYA

 

GÖMÜT ÜZERİNE BİR AVUÇ TOPRAK

Herkes bir avuç toprak atıyor

Bense, onun üzerine

Birkaç parça gökyüzü atıyorum

Birkaç güney Arnavut türküsü

Zeyrin dalları altında o bunaltıcı sıcaklardaki

Birkaç ağustosböceği

İyi yürekli babacığım

Bunları çok severdi.
Fatos ARAPİ/Çeviren: Tahsin SARAÇ

Günün Fıkrası

60’lı yaşlarına gelmiş iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı… Derken bir gün bir tanesi ağır hasta oldu… Ölüm döşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı; “Bana bir iyilik yap olur mu? Cennete gittikten sonra orda futbol oynanıyorsa lütfen bir şekilde bana haber ver…” Öteki “Tamam…” dedi. “Bütün hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapacağım…” Ve birkaç dakika sonra da öldü… Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu: “Dostum… Sana bir iyi bir de kötü haberim var…” Öteki hemen sordu: “İyi haber nedir?” “Cennette futbol oynanıyor…” “BU HARİKA!!! Peki kötü haber nedir???”  “Yarınki maçta kalede sen varsın…”

Günün Sözü

Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir! Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir! Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir!
Francis BACON

Her şeyi denerim; ama yapabildiklerimi yaparım.
Herman MELVİLLE

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here