Futbolumuzda Her Şey Serbest (1)

0
17

Değerli okurlarım, yaşam karşısında dimdik durup düşeş atamıyorsak, acılara, zorluklara dişimizi gösteremiyor, acze düşüyorsak, güzelliklerin erdemine varamıyorsak ve bunlar kadar önemli olan; adam gibi adam olmayı içimize sindiremiyorsak bizden hiçbir şey olmaz. Köy de olmaz, kasaba da. Her şey serbest olsa ne oler, olmazsa ne olur. Kırk fırın Ramazan pidesi yemekle de adam olunmaz. Fakir fukaranın ona bile gücü yetmiyor ya, neyse.

Ancak, suçlanması gerekenler var. Bizleriz. Hepimiz. Yani, bu ülkede yaşayanlar, ülkeyi yönetiyor gibi gözükenler, sporumuza, futbolumuza, sözde yön verenler, burunlarından kıl aldırmayanlar, uşakların ve hizmetkârların oylarıyla bir yerde olanlar. Yenen veya atılan golün iyisi olmaz, gol goldür. Yukarıda söylediklerimin açıklaması mutlaka vardır ve de olmalıdır. Bu ofsayttan yenen gole benzemez.

Bu kutsal topraklarda yaşayanlar kendilerini evlerine hapsederek dünyayı camdan izleyenler. Diğer taraftan ölümsüzlük varmış gibi ülkeyi parselleyenler, masum insanları ve muhtelif kuruluşları mağdur edenler, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını yiyenler, namazını herkesin göreceği şekilde kılda, sonra da ne yaparsan yap diyenler…

Atılan golde hakemin sağ eli havada ise ve düdük çaldıysa atılan golden hayır gelmez yani geçersizdir. Bunun başka türlü de izahı olamaz. Ahlar vahlar ve acıcık da serzenişler falan. Kimse ağzını bozamaz, en büyük suçu işlemiş olur ekranlarda millete sövmenin bir sakıncası olmaz da tribünlerde çok sakıncalı, durup dururken ahlakımız bozulabilir.

Anlattığım konularda düdüklenme olmadığı gibi, suçlular bellidir, avaz-avaz bağırmaktadır, sorgulamaya fazla gerek de yok… Anladığınız gibi, suçlu biziz, bizleriz, suçluluk duygusunu iyice özümlemişiz, helal olsun. Futbolumuzda suç işleyenler ceza almazlar, uyarılmazlar bile. Sadece statlara girmeleri engellenir. Günün koşullarına göre en büyük ceza da budur. Ne gam efendim, onların hangisi doğru dürüst maç izliyor ki? Öyle teşvik primleri akıllarından geçer ki, sizler de şaşırırsınız.

Fazla gösterişi sevmeyen, çok mütevazı ama bazı adam gibi adamlarla beraber futbolumuz acılar içinde. Bu dayanılmaz acıyı herkesin yüreğinde hissetmesi gerekmiyor mu? Yaratılan acıları herkesin çekmesi gerekmektedir. Acılar paylaşılırsa azalır ve etkisi kalmaz. Bu acıları beraberce ortadan kaldırarak güzelliklerin ve adaletin gelmesini sağlamalıyız. Bunları söylemek ve yazmak o kadar kolay ki. Fakat uygulama safhasına gelince ara ki delikanlı bir savcı bulasın. Toz duman olmuşlardır ya da arazi. Onlar arazi olmayı çok iyi becerirler.

İsim yapmış gazeteciler, kalemşorlar, yani en delikanlılar gerçekleri yazamazlarsa ve üstelik suçluyu savunurlarsa, daha da vahimi “Herkes ne kadar namusluysa, bizde o kadar namusluyuz” diyebilme cesaretini gösterirlerse futbolumuz acılardan kurtulamaz, acılar içinde kıvranır durur. Gerek duyduğum zaman yüreğini ortaya koyacaksın kaybedecek bir şeyin olmadığı anlaşıldığında, herkes senden korkar. En tehlikeli insanlar kaybedecek bir şeyi olmayandır. Ne günlere kaldık değil mi?

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here