Edeb Ya Hu!

0
74

Bir TV kanalında izlediğimiz “Kelime Oyunu” programından esinlenerek soralım: Dört harfli.. Eski dilde, “nezaket, zarafet, faziletle” işlenmiş “ahlâki” tüm güzelliği kapsayan terbiye karşılığı kullanılan bir kelime.. Harf lütfen! Elin “e”si! Harf lütfen.. Dilin “de”si! Harf Lütfen.. Belin “b”’si.. Harf lütfen! “Edeb Ya Hu!”

Sonuçta yanıt olarak açığa çıkan söz dizisini, hiç harf almadan; TV’lerin haber veya tartışma programlarında, “yevmiyesi eyyamcılık” olan ilkesiz kimi sözde entelektüellerin(!) yorumlarını dinlerken hemen hatırlasak da, kelime bulma oyununa devam edelim..

Yedi harfli.. Birbiriyle eklemli, kafatasından kuyruk sokumuna kadar uzanan omurların bütünü, bel kemiği.. Mecazi anlamda bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, ana yapı, esas.. Yanıt? Omurga..

Sekiz harfli.. Rüzgârla dönen, çember biçiminde oyuncak, rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılan kanatlı araç.. Mecazi anlamda düşünce değiştiren, sözünden dönen.. Yanıt? Fırıldak..

Dokuz harfli.. Bulunduğu ortama göre renk değiştirmesiyle ünlü bir sürüngen.. Mecazi  anlamda çıkarına göre davranışını, görüşünü değiştiren.. Yanıt? Bukalemun..

Entelektüelin karşılığı olan aydın sözcüğünü, Osmanlı münevverlerinin tabiriyle, “efradını cami, ağyarını mani” yani “eksiği, artığı olmadan” nasıl tanımlamalı? Türk aydınlanmasının büyük sentez ustalarından Cemil Meriç’e başvurmalı.. Çünkü o, aydınların soyağacını araştırdığı “Mağaradakiler” adlı kitabında, Gehenno’un; “Entelektüelin ilk vasfı dürüstlüktür” sözünü alıntılıyor, bu sözü kavramın “omurgası” yapıyor ve ilkeli aydını maruf bir şeklide tanımlıyordu.. (s. 20, Ötüken Y.)

O halde aydın ilkesiz olamazdı.. İlke; insanın davranışlarını belirleyen temel kural, temel düşünce, temel inanç demekti.. Mesela sıfatı toplumcu olan aydının ilkesi, emeğin yanında saf tutmaktı.. Bukalemun türü, çıkarına göre davranışını, görüşünü değiştiren ilkesizlerin sıfatı ise eyyamcılıktı.. Bu kavramının kökü, Arapça gün anlamlı ‘yevm’di ve eyyam da günler demekti.. Bu bağlamda yorumlarında; “Dün dündür, bugün bugün!” ilkesizliğine düğmelerini ilikleyenlere eyyamcı denmekteydi..

Ortama ve günlere uymayı bir geçim kuralı olarak benimseyen eyyamcı yorumculara “Makyevelist” de deniyordu.. Zira yazdığı Prens adlı kitabında, prenslere, “amaca giden her yol meşrudur” ilkesizliğini ilke edinmelerini öğütleyen Makyevel, tüm eyyamcıların ilham kaynağı oluyordu.. Ve fakat her hal içinde meşruluk ilkesine bağlı yaşayanlar tarafından, her yolu meşru gören bu ilkesizlik “ahlaksızlık” olarak mahkum ediliyordu.. Benzer hüküm, ilkesi; “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ilkesizliği olan serbest piyasa ortam ve günlerine saf tutan her türün eyyamcılarına da veriliyordu..

Özetle, entelektüeli entelektüel yapan ilkeli duruşuydu.. Rüzgâra göre eğilip bükülmeyen, omurgalı dik duruşuyla yönü, safı belli yol adamı olmaktı diğer ifadeyle.. Her fikirsel ilkenin içinde yer aldığı bir yaşamsal duruşu ve her yaşamsal duruşun da içerdiği ilkesel bir fikri tabi ki vardı.. Ve fakat “fikri duruş” anlamında “ilkeli yaşamın” bir açıklaması da vardı.. O açıklama Marks’ın; “İnsanları, kendi dramlarının hem yazarları ve hem oyuncuları olarak sunduğunuzda ilkeyi de tarihi de (dolayısıyla yaşamı da) açıklamış olursunuz” yorumunda içkindi..(Felsefe İncelemeleri, Sol Y. s.115) Peki, ya bırakın kendi dramının yazarı ve oyuncusu olmasını, başkasının yazdığı komedide figüran dahi olamadan kendi trajedisini seyreden sözde entelektüellerin ilkesiz yaşamlarının açıklaması?

“Eline/memleketine, diline/düşüncelerine, beline/nesline sahip ol!” edeb-i kelâmı, aydın olmanın temel ‘ilkesi’ olarak kabul ettiğimizde; entelektüeller hakkında elimizde bir ‘değer,’ dilimizde bir ‘yargı’ ve neslimizde de ‘edep erkân / yol yordam’ anlamında bir ‘değer yargımızın’ olabileceğini söyleyebiliriz son tahlilde..

Bu bağlamda  “uçurtma rüzgârın gücüyle değil, rüzgara karşı duruşu ile yükselir!” yargısını, entelektüelin ilk vasfı dürüstlüktür değeriyle sentezleyerek; ilkeli duruş dürüstlüktür ve bu ilke entelektüelin edebidir değer yargısında bulunabiliriz diye düşünüyorum ben..

Selam ve saygılar… ozdemirgurcan23@gmail.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here