Belen, Bu Fırsatı Değerlendirmeli! İbrahim Gül Bir Belenli…

0
62

Belenli ve belli yaş sınırında olanlar “Kabaltı Çarşısı”nı dün gibi hatırlarlar. Hani altı yol üstü konut eski Osmanlı Mimarisinin alışılagelmiş yapı örneği. Günümüzde bu yapının en alası hala Belen’de mevcut ve bölgede ayakta durabilme uğraşında! Kaymakamlığın yeri ise Ortadoğu’da ve Türkiye’de “Doğan Palas” adıyla anılan ünlü bir müzikal merkeziydi. Arapların Ümmi Gülsümleri, Semira Tevfikleri, Türk musikisinin en önde gelen yapımcıları, yorumcuları, bestekârları, rakkaseleri bu mabedi ebedileştirmişti.

Çok değil bundan seksen yıl evveli, Doğan Palas’ta bir gece misafir olmak bir ayrıcalıktı. Zeki Müren, Dramalı Hasan ve daha nice üstatlar, Doğan Palas’ta konaklamış ve bölgemin doğasını mısralarında ölümsüz nağmeler şeklinde kılmıştı. Osmanlının ihtişamının bulunduğu yüz yılda, “Halep vilayetimizin” kazası olan Belen ilçemizle ilgili çok öyküler anlatıldı, yazıldı. Babamdan, Dedemden, Nenemden ve kendi ecdadımdan bire bir anlatılış şekliyle gerçekleri dinleyen biri olma şansına sahibim.

Belen için ne anlatılırsa anlatılsın doğru anlatıldı. Şu yıllarda İskenderun ve Belen birbirinden koparılsa da, kafamızda yer alan bu olgu hiç değişmedi. “İskenderun Belenin iskelesi ve Belen’de İskenderun’un yaylağıdır…” Belen için yazılar yazmak öyle her babayiğidin karı değil. Onu yazmak için onu yaşarken, onunla birlikte ruhen onu tanımanız gerekir. Bazı kendini bilmez birilerinin üç tane tarihi yapısı var demesi, Belen için çok yanlış bir yaklaşımdır.

Tarihsel dokusu değişmeden duran bu serhat şehrimizin en önemli özelliğinden biri milli stratejik konumudur. Türk yurdunun güneyinde, düşmana geçit vermeyen bu özel coğrafyamız, tarihler boyu ve günümüzde de geçerliliğini hala koruyor. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han’ın keşfettiği bu coğrafi alanı, oğlu Kanuni Sultan Süleyman Han genişletmiştir. Bölgeye yaptırdığı han hamam, cami ile bu günlerimizi şereflendirmiştir. Bölgenin yerleşime açılması için de Kayseri’nin Develi ilçesinden kırk dokuz Türk boylarını (Derbent) bölgeye getirtmiş, onlardan vergi alınmadan bölgenin aynı zamanda korumasını üstlendirmişti.

Kabaltı çarşısı eskiden çok ünlü ve zamanın en önemli alış veriş merkeziydi. (Cuma Pazarının bulunduğu şimdiki saha…) Belen’e kervanlarıyla gelen uzak yol tacirleri, hayvanlarını Kabaltı’da bulunan ahırlara bağlar ve yukarıda bulunan hanlarda dinlenmeye çekilirlerdi.

İlgili resim

Gönlümden geçen duygularımın başında; ‘Göreve seçilecek başkanın’ çok kısa sürede Kabaltı’nın öz yapısına dokunmadan, Cuma pazarının bulunduğu sahaya, bölge insanımızın ürettikleri tarımsal ürünlerini serbest şekilde pazarlama yapabilecekleri, kapalı ve açık pazaryerleri yaptırmasının kaçınılmaz görevi olması geçmektedir. Türkiye genelinde özel araçla veya şehirlerarası yapılan seyahat esnasında, yöresel ürünlerin pazarlandığı modern Pazaryerlerini görüyor ve neden bizim memleketimizde bu özellikler yok diye isyan ediyoruz.

Eskilerden şimdiye kadar toplumsal serzeniş halen kulaklarımda! “İki dağın arası Allah’ın belası” diye söylenen bu söz ne denli Belenlinin sıkıntısının ortaya konulduğu bir söz… Bu tekerleme hafızalarımızdan silinmeli artık. “İki dağın arası cennetin köşesi” diye anılmalı. Geçmişte çok güzel günlerin yaşandığı Belen daha sonra bakımsızlıktan dolayı gözlerden silinmiştir. Devlet yolu… Sel suları… Trafiğin korkunçluğu.. İçme suyu… Her yıl yüzlerce vatandaşı kahreden bu önemli unsurlar, bitecek deniliyor. Bitmiyor. Yılın her dönemi, maddi ve manevi hasarlarla karşı karşıya bırakılan vatandaşlar, bıktı tükendi.

Belen ilçesine şimdiye kadar yapılmak istenen tüm çözümler neticesiz kaldı. Özellikle trafik sorunu halen kanayan yara. Milletin eli kalbinin üstünde. Ne zaman korkunç kazalarla karşılaşılacağını bilemiyor. Belen çevresinde siren çalan ambulanslar insanı kahretmeye yetiyor. Acaba biçiminde karma karışık duygular yaşamak ne kadar da kötü!

Belen’in yıllardır hasret kaldığı sayılamayacak kadar çok yatırımları var. Tarım ve turizm öncelikli çalışmaların başında gelmeli. Belen pekmezi adıyla anılmaya devam etmeli. Üzüm yeniden özendirilmeli, şekerpare kayısısı, Lifani Narı, İncir, Ceviz ve Siyahî hurması, yeniden bölgemizin gündemi olmalı. Fransızların bir türlü içinden çıkmak istemediği Belen, yeniden özellikleriyle ortaya dökülmeli.

Fransızlar hala Fransa’da ürettikleri Belen şarabıyla Dünya şarap pazarında yerini alıyor. Meyve suyu, Domates ve biber salçası fabrikaları kurulmalı. Yeni yetişen gençliğimiz, Belen dışına gitmemeli. Bölgesine sahip çıkılacak kalıcı yatırımlar ile bir olmalılar.

Belen’in Atik suyu ile ünlenmiş olduğunu son yıllarda unuttuk. Nereye gitti bu su?! Susuz cennet olmaz. Her canlı suya hasret yaşar. On binlerce vatandaşın çektiği bu çile gittikçe çoğalıyor. Dereler atık fosseptik pislikleriyle koktukça kokuyor. Yazın konutlarında oturan vatandaş rahatsız. Etraf sinekten geçilmiyor. Düzensiz sokakların çevresi sıkıntılı, atıklarla doldukça doluyor.

İskenderun sınırlarının yüzlerce büyüklüğünde olan Belen ilçesi, bir an evvel kalıcı yatırımlar bekliyor. Memleketini seven artık devletiyle güçlü olmalı. Belen dar boğazdan kurtulmalı. Cumhur ittifakının verdiği her söz namus sözü gibi…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here