Sayfamın Konuğu: Öyküler!

0
7

Günaydın sevgili okuyucularım. Nasılsınız bu sabah? Bir öykü var bugün dağarcığımda paylaşmak istediğim. Her şeyin bir kaderi var diye düşünüyorum. Ve bu öykünün  kaderi bu sabah sayfama konuk olmakmış. Bir yığın öykünün arasından seçildi tamda düşüncelerime denk gelen oydu çünkü.

& & & & &

Fena Halde Mutsuz Adam

Bir zamanlar bir tepenin üzerindeki villada bir oğlan çocuğu yaşarmış. İyide yaşarmış köpekleri atları otomobilleri ve müziği severmiş. Yüzmeye gider futbol oynar güzel kızlar bayılırmış ve “buldum” demiş. “Neler?” demiş tanrı.

“Büyük bir evde yaşamak isterim, ön kapısında heykeller, arka kapısında iki köpeği ve birde uçsuz bucaksız bahçesi olsun. Siyah saçlı uzun boylu mavi gözlü gitar çalan ve tatlı tatlı şarkılar söyleyen bir kadınla evlenmek isterim. Üç güçlü oğlum olsun isterim ki onlarla futbol oynayabileyim. Büyüdüklerinde birisi büyük bir bilim adamı öteki milletvekili üçüncüsü futbolcu olsun. Ben bir seyyah olayım  okyanuslara yelken açayım, dağların zirvelerine tırmanayım, insanları kurtarayım.” “Ne güzel bir hayal bu mutlu olmanı dilerim”  demiş tanrı.

Bir gün oğlan futbol oynarken ayağını incitmiş. Ondan sonra değil dağlara ağaçlara bile tırmanmaz olmuş. Okyanuslara yelken açmakta hayal olmuş tabi. Bunun üzerine pazarlama okuyup, tıbbi malzemeler dağıtan bir şirket kurmuş. Bir kızla evlenmiş çok güzel iyi huylu, ama uzun değil kısaymış saçları siyahmış ama gözleri mavi değil elaymış gitar çalmaz şarkı söylemezmiş ama harika yemek pişirir olağan üstü güzel kuş resimleri yaparmış. İşi dolayısı ile kent dışında bir villada değil kente bir apartmanın teras katında oturmak zorunda kalmış ama evinin deniz manzarası yinede harikaymış. İki köpek besleyecek bahçesi yokmuş  evinde  güzel bir kedisi  varmış. Üç oğlu olmamış ama sahip olduğu üç kızı da kendisini çok severmiş. Onunla futbol oynayamazlarmış ama  birlikte denize parka giderlermiş. Uçurtma uçurdukları bile olurmuş.  En küçükleri hariç tabi. O  gölgede bir ağacın altında oturur gitarı ile şarkılar söylermiş.

Bir sabah uykudan üzüntüyle uyanmış ve en iyi arkadaşına koşmuş. “Ben hiç mutlu değilim” demiş. “Neden?” demiş arkadaşı. “Çocukken siyah saçlı mavi gözlü gitar çalan bir kızla evlenmek isterdim. Oysa karım uzun değil ela gözlü gitar çalmıyor” demiş. “karın çok güzel harika resimler enfes yemekler pişiriyor” demiş. Adam dinlememiş bile onu. Bir gün karısına “hiç mutlu değilim” diye dökmüş içini. “neden” demiş karısı. “çünkü büyük bir bahçe içinde villada yaşamayı düşlerdim oysa kırk yedinci katta bir apartman dairesine tıkıldım. İki köpeğim ve bir bahçem olsun isterdim.. hani nerde” demiş ona. “Konforlu bir apartmanda yaşıyoruz  oturduğumuz yerden okyanusu görüyoruz, gülüyor eğleniyor birbirimizi seviyoruz kedimizi okşuyor, güzel kuşların resimlerini yapıyoruz, üçte harika çocuğumuz var” demiş karısı. Adam dinlemiyormuş bile.

Bir gün psikologa koşmuş ben mutlu değilim diye. Niye demiş doktor. “Çünkü ben bir gezgin olmak okyanuslara açılmak dağlara tırmanmak insanları kurtarmak isterdim, oysa masa başı işim ve sakat bir dizim var şimdi” demiş adam. “Ama sattığın tıbbi malzemeler yığınla hayat kurtarıyor” demiş doktor. Adam yine dinlememiş bile. Bir gün muhasebecisine “ben çok mutsuzum” demiş. Neden demiş muhasebecisi “ben kırmızı ferrarim olsun isterdim hep ve dünya  umurumda olmasın. Oysa işe metroyla gidip geliyorum bir yığın da sorunum var” “iyi giyiniyor iyi restoranlara gidiyorsun bütün Amerika’yı gezdin” demiş muhasebeci.

Öyle mutsuzmuş ki hastanede beyaz giyinmiş hemşirelerle dolu bir odada yatıyormuş. Vücudunda teller hastaneye kendi sattığı kalp cihazıyla gidiyor, kollarına bağlı serumlarla besleniyormuş. Fena halde mutsuzmuş adam şimdi. Ailesi ve dostları yatağın başına toplanmışlar onlar da üzüntü içindeymiş. Bir gece adam odasında tanrı ile yalnız kaldığında “tanrım hatırlar mısın çocukken sana yalvarmış isteklerimi sıralamıştım.” “hatırladım” demiş tanrı “güzel bir hayaldi.” “peki niye onların hiçbirini vermedin  bana?” “verebilirdim” demiş tanrı. “ama sana istemediğin şeyleri vererek bir sürpriz yapmak istedim bak neler verdim güzel sevecen bir eş, iyi bir iş, yaşanacak güzel bir ev ve üç tatlı kız evlat bir araya getirdiğim en güzel yaşam paketlerinden biriydi bu” “evet ama bana benim gerçekten istediklerimi vereceksin sandım” denmiş adam. “ben de senin, benim gerçekten istediklerimi vereceksin sandım” demiş tanrı. “sen ne istedin ki” demiş adam hayretle. Tanrının da bir şeyler isteyeceğini hiç düşünmemiş hayatında. “sana verdiklerimle mutlu olmanı istemiştim” demiş tanrı. Adam karanlık odasında sabaha kadar düşünmüş. Sonunda yeni bir hayal kurmaya karar vermiş. Yıllar önce kurduğu hayal yerine “keşke bunu hayal etseydim” dediği bir hayal… Bu seferki hayalinde sahip olduğu şeyler varmış hep. Adam kısa zamanda iyileşmiş, 47. kattaki dairesinde mutlu yaşamış. Kızlarının şen şakrak sesleri, eşinin derin ela gözleri ve harika kuş resimleri arasında mutlu olduğunu hissetmiş. Geceleri de okyanusa yansıyan kent ışıklarının dalgalar üzerinde oynaşmasına bakar gülümsermiş…

Hepimizin rüyaları vardır, değil mi? Hepimiz ailemizden, arkadaşlarımızdan ya da diğer kişilerden belirgin bir şekilde fark yaratabilen özel insanlar olduğumuza inanmak isteriz. Yaşamımızın herhangi bir anında gerçekten neleri istediğimiz ve neleri hak ettiğimiz konusunda bir fikrimiz olmuştur, fakat çoğumuz yaşamın güçlükleriyle karşılaşınca, rüyalarımızı unuturuz. Özlemlerimizin geleceğimizi şekillendirmedeki gücünü unutarak, onları bir kenara bırakırız. Güven ve ümidimizi kaybederiz. Yaşamda her şeyi değiştirecek gücün, içimizde uyuyor olduğunu hatırlamayız. Bugünden başlayarak, bu gücü uyandırabilir ve rüyalarını yaşama geçirebilirsin. Olumlu düşünme, şüphesiz önemli bir başlangıçtır. Ancak olumlu düşünme, tek başına yaşamını değiştirmek için yeterli değildir. Düşündüklerini, hissettiklerini ve yaptıklarını değiştirmek için, neler yapacağını gösteren bir plana sahip olman gerekir. Ve sevgili okuyucularım şimdilik sağlık ve sevgiyle hep birlikte kalalım diyorum. Yase

& & & & &

Bilge ile Köpek

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğimm şu oldu,der.

-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir. Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için…

Günün Şiiri

Aşktı O

Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi

Aşktı o! Beni durup yenileyen

Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi

Oydu, dolu dizgin gidişime dur diyen

 

Bir bıçağın keskin yüzünde kan lekesiydim

Aşktı yine beni yıkayan, arıtan su

Böyle ak pak olacağımı bilir miydim?

İçimde açmasaydı o sevmek duygusu

 

Ben bir tutsağım şimdi sevgiye, gönüllü

Çözmeyin ellerimi, zincirlerim kalsın

Görsün prangalarım o doğacak günü

 

Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın

Seninle her yerde güzel, her zaman yeni

İstemem, sensiz hatırlamasınlar beni.

Ümit Yaşar Oğuzcan

 

Yedi Küçük Fotoğraf

Çok tenha bir kumsala çekilmiş

Bir dilim taze kavun sandalı

Masanın ayağından sular geçiyor

 

Çıplak memeni okşayan rüzgar

Bir turunç kokusuyla sarıyor

Buğulu kadehe bakan yüzümü

 

İkindi güneşi bir pencerenin

İşlemeli demirine vuruyor

İçerdeki kuşlar dağılsın diye

 

‘Aptal’ diyor ‘durma orda yanarsın’

Gölgeye çağırıyor tales eşeğini

Zeytinin dibinde bir ufacık kız

 

Bir bakır mangaldan iki istavrit

Gizlice göz kırpıyor kedilere

Defneler yaprak kabartıyor

 

Balıkçılar ağ atıyor durgun denizin

Dibini ısıtan mor yıldızlara

Ve akşam da onlara ağ atıyor

 

Alıp götürecek ay görününce

Herkes sevdigini yer yatağına

Yeryüzü sevişince değişiyor

Onat Kutlar

Günün Sözü

Fırtınanın Şiddeti Ne Olursa Olsun, Martı Sevdiği Denizden Asla Vazgeçmez
Albert Camus

Birlikte Gülüyorsanız Mutluktur, Birlikte Ağlıyorsanız Dostluktu; Ama Birlikte Susuyorsanız. Bu Aşktır. Ve İskenderun Spor Hem Mutluluğumuz Hem Dostumuz Hem Aşkımız Hadi Kalay Gelsin Hep Birlikte
Gabriel Garciya Maruez

İnsanlarla yüz yüze konuşarak her sorunu halledebilirsin ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzünüzle konuşacağını bilemezsin.
Pablo Neruda

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here