Plaj Sporu Medeniyettir (3)

0
8

Değerli okurlarım, geçen yazımda para ve dinden önce “Ulus” bilinciyle kenetlenmenin öneminden bahsetmiştim kısaca… Anlatmaya çalıştığım toplumda hiç kimse başkalarının yaşam şekli veya etnik kimliği ile uğraşmaz. Herkesin bir işi gücü vardır, onunla nafakasını kazanır. Aslında, Atatürk Cumhuriyetinin düşüncesi, hayali buydu. Sporda olduğu gibi bu düşünceyi parçalamak için neler yapılıyor neler…

Bir zamanlar “Halk Plajı” vardı. Ne olduysa oldu bir de baktık ki iptal olmuş. Şimdi n’oluyor? Özellikle hafta sonları, insanlarımız sağlıksız ve güvencesiz yerlerde çoluk çocuk, densize girip sözüm ona serinlemek istiyorlar. Yaklaşık 100 km sahil şeridi olan bir yerde bunlar yaşanıyor. Elin adamları, suni göl yapıp, plaj sefası yaşatıyor ve aynı zamanda plaj sporu oynatıyor. Bizler varlık içinde yokluk çekiyoruz. 

Birçok ülke ekonomilerini kendi üretimleriyle sağlıyor. Bazıları petrolle, arabalarla, gıda maddeleriyle ya da giyim kuşamla… Spor dallarının yapılacağı ortamı hazırlamanın da maliyetleri hakkında az çok fikrim var. Ancak her nimetin bir külfeti vardır. Sonuçta kıyı şeritlerimize fabrika kuracağız demiyoruz!

Bu makaleyi yazmaya başladığımda sıcakların hatırı sayılırdı. Rahmet biraz fazla yağsa şikâyet ederiz. Kuraklık olduğunda da dört gözü dört çeşme oluruz. Oysa bizleri yaradan yapacağını kimseye sormaz. Bölgemizin de kendine has özelliği vardır. Nem oranımız fazla olduğundan, Nisan ayında bile kravat takılmaz, ceket giyilmez ama bazıları Ağustos ayında bile Grand tuvalet olur, onu da kendileri bilir.

Yaz mevsimi geldiğinde, sıcaklardan kaçacak yer aradığımız günlerde denizi olan yerlerde aklımıza hemen plajlar geliyor. Şehrimiz bu konuda oldukça fukara. Deniz gözünün önünde, kumsal alabildiğine her şey mevcut, nedense, insanların serinleyeceği, rahat edeceği bir plajımız yok maalesef. Bildiğiniz gibi, İskenderun’dan Arsuz’a kadar sayısını bilmediğim deniz evleri mevcut. Sözünü ettiğim kumsallarda oraların sakinleri yararlanmakta. Mendireklerde alabildiğine çok ve hem de yasal. Bir yabancı girdiği zaman herkes soru soruyor.

İskenderun Gazetesi olarak; Plaj ve plaj sporunu bıkmadan usanmadan gündemde tutmaya devam edeceğiz. Bu işler belli olmaz. Bakarsınız ki sosyal birileri çıkar ve plaj konusunu halleder. Plaj sorunu çözümlenirse, plaj sporuna ortam hazırlanmış oluyor. Ancak, başka birileri çıkıyor ve “Arsuz ve Gülcihan var ya” diyor.

Arsuz, Gülcihan güle-güle olsun. Ülkemizin en büyük ilçesinin önünde uzanan masmavi deniz ve harika kumsalı varken, 30-40 km yol kat etmenin ne anlamı olabilir ki? Konuya biraz da ekonomik yönden bakmamız gerekmez mi? Tek başınıza da gitseniz, ailenizle beraber olsanız, tamamen yıkım! Hem de çok büyük ekonomik bir yıkım.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here