Meyrik

0
2

Emekli Öğretmen Suphi ULUSOY…

Meryem ismini, hemen-hemen her yerde duyabiliriz. Eskiden çocuklara Meryem adı çokça verilirdi, şimdiler de pek verilmiyor. Meryem’e Anadolu’nun bazı bölgelerinde; Meyrik, Meyro diye de seslenilir, tıpkı Mehmet’e Memed, İbrahim’e İbo gibi.

Meryem adı Müslümanlık ve Hıristiyanlık da çok önemli ve saygı duyulan bir isim olup, Kuran-ı Kerim ve İncil’de geçmektedir. Bazı adlar unutulur, bazı adlar da yaşanan bir olay veya dinsel açıdan hiç unutulmaz ve sürekli gündemde kalır.

Meryem ismi Kuran-ı Kerim’de ismi geçen tek kadın ismidir. Kuran-ı Kerim’de 19. Sure olup toplam 98. Ayettir ve 34 defa adı geçmektedir. Mekke’de nazil olmuştur.

İncil’de Maria (Grekçe) 20 ile 50, kez geçmektedir. Kilise, şapel ve katedrallerde çocuğunu kucağına almış olarak Meryem tasvir edilmiştir, saygı ile anılır.

Hz. Meryem Dünya İslam ve Hıristiyan toplumunda, çok önemli ve değerli olup, saygı ile anlatılır, Kuran-ı Kerim ve İncil’de okunarak adı geçer. Hz. Meryem’e Hz. İsa’nın doğumu sonrası, çeşitli iftiralar atılır, haksızlıklar yapılır ancak bunların hepsi de gerçek dışı olarak ortaya çıkar. Artık Hz. Meryem bir Peygamber annesidir.

Nedense Meryem’ler talihsiz mi oluyor bilmem, birçok Meryem türküsü ve ağıtlar günümüzde çoğu zaman dile getirilir. Bir zamanlar “Talihsiz Meryem” Türküsü vardı. “…Herkes bana talihsiz Meryem diyor/Talihim yoksa günah benim mi?” diye söylenirdi. Bir kuplesi de şöyleydi; ‘…Hakimler toplanıp, divan kursunlar/Anamdan babamdan hesap sorsunlar/herkes bana talihsiz diyor, talihim yoksa, günah benim mi?’ diye devam ederdi.

Ya bir türkü daha var ki; Meyrik, çok duygusal bir ağıt olup hikâyesi dilden dile dolaşır. Meyrik bir barak havası olup, Kahramanmaraş Gaziantep, İslahiye, Hatay bölgelerinde söylenir. Meyrik Kahramanmaraş Pazarcık İlçesi, Kurtdere köyünde garip ve fakir bir ailenin kızı olup, gelenek ve göreneklere göre küçük yaşlarda amcasının oğluna beşik kertmesi yapılır. (Söz verilir…) Meyrik’in babası İstanbul’da askerlik yaparken ölür. Amcasının oğlu Abdulkadir ile askerlik dönüşü, Meyrik (Meryem)  evlendirilir. Tarım ve hayvancılıkla uğraşırlar ve amcasının oğlu ile yedi yıl evli olarak yaşarlar, çocukları da olmaz.

Meyrik’e çocuğu olmadığı için toplum baskısı yapılır ve üzüntüden verem olur. Meyrik, toplumun cahil baskıları sonucu ve yoksulluk içinde hastalanır, hastalığı Verem’dir. O dönemlerde verem hastalığına duman derlerdi, ciğerlerini duman kaplamış diyorlardı. Doktorlara götürüldüyse de dert bir kere girdi mi, zor çıkıyor. Dert kilo ile girer gram ile çıkar derler. Çaresi yoktur o zamanlar verem hastalığının.

Meyrik bu hastalığa dayanamaz ve 15 Temmuz 1963 yılında 30 yaşlarında bu hayattan kopar. Ailesi onu bir hayvanın sırtında yayladan aşağıya indirmek ister ama yolda Jandarma, olaylar dolayısı ile geçmelerine izin vermez. Komutana yalvarırlar, yol açılır ancak Meyrik’in cenazesi hayvan üstünde şişmiştir, sonra bir kamyona konulur ve ilçeye getirilir. Halası bu haberi duyunca yürekleri yakan Kürtçe bir ağıt yakar, bağırır, çağırır, yürekleri dağlar. “…Maraş’tan bir haber geldi. Dediler ki Meyrik öldü. / Keşke Meyrik ölmeseydi. Kırılaydı elim kolum. Oy Meyrik-Meyrik!..” diye devam eder.

Meyrik, unutulmadı, unutulmayacak, daha yıllarca bölgemizde ve ülkemizde türküleri söylenecek. Bir gün Aşık Nurşani bu ağıtı Türkçeye çevirir. 1971 yılında Aşık Mahzun’i Şerif bestelemiş ve günümüze kadar dilden dile söylenerek acılar bir kez daha hatırlanır. TRT repertuarında olup, sıkça söylenmekte hatta filmi bile yapılmıştır.

Acısız, sağlıklı, mutlu bir hayat dileklerimle hoşça kalınız.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here