“Doğayı Yağmalayanların Çıkarları, Halkımızın Taleplerinin Önüne Geçmiştir”

0
35

CHP İl Başkanı ve İlçe Başkanları İskenderun’da Bir Araya Geldi

Mansuroğlu; “Doğayı Yağmalayanların Çıkarları, Halkımızın Taleplerinin Önüne Geçmiştir”

Cumhuriyet Halk Partisi İskenderun İlçe binasında, Hatay İl Başkanı Ramiz Parlar ve 12 ilçe başkanının katılımıyla basın toplantısı düzenlendi.

Geçtiğimiz günlerde Akçay Mahallesinde gerçekleştirilen ÇED toplantısında yaşananlarla ilgili olarak düzenlenen toplantıda ilk olarak söz alan CHP Hatay İl Başkanı Ramiz Parlar; “Hatay’ın tüm ilçe başkanları ve ben il başkanı olarak, bu basın açıklamasına destek vermek amacıyla buradayız. Geçtiğimiz hafta içerisinde Akçay Mahallesinde bir maden ocağı ruhsatı ile ilgili toplantı vardı. Bölge halkının bu toplantıyı protesto etmesi ve bölgesinde hem sağlıklarını, yaşamlarını hem tarımı altüst edecek böyle bir maden arama ruhsatına karşı çıkmaları nedeniyle gösterdikleri direnişe biz de destek vermek istedik. Ama oraya giden ilçe başkanımıza, Çevre Koruma Derneği Başkanı ve partimizin üyesi Nermin Yıldırım Kara ve diğer partili arkadaşlarımıza akıl almaz bir davranış gösterilmiştir. Önce mahalleye girmeleri yasadışı bir şekilde engellenmek istenmiş, sonra da toplantı bölgesinde arbede çıkarılarak arkadaşlarımıza adeta tartaklanmıştır. Bu nedenle kendilerine sonuna kadar destek verdiğimizi ve yanlarında olduğumuzu işte burada gördüğünüz tabloyla gösteriyoruz.

İskenderun ve Arsuz bölgesinde, sanki bu bölgeye düşmanlık yaparcasına her alanda maden arama ruhsatları verilip buraların ölüme mahkum edilmesi karşısında dimdik duracağız ve bunu sonuna kadar halkımızla birlikte engelleyeceğiz” şeklinde konuştu.

Daha sonra söz alan CHP İskenderun İlçe Başkanı Yusuf Mansuroğlu da, katıldıkları ÇED toplantısı sırasında, öncesi ve sonrasında yaşadıklarını anlatırken, iktidara yönelik de eleştirilerde bulundu.

Türkiye’de yeni devlet yönetiminin adının ‘Faşizm’ olduğunu savunan CHP’li Mansuroğlu; “Türkiye, 1970’li yıllarda Milliyetçi Cephe dönemlerini üç kez yaşadı. Çok bedeller ödendi. Devleti yönetenler, 24 Ocak kararları sonrası; 12 Eylül askeri darbesiyle amaçlarına ulaşabildi. Toplu işkenceler, idamlar, mahpuslar ve öldürülmeler yaşandı. Türkiye halkının özgürlük ve demokrasi taleplerini dile getiren kesimler, atomuna kadar parçalandı. Ama bitiremediler! AKP ve MHP’nin oluşturduğu 4.Milliyetçi Cephe de Türkiye halkının özgürlük ve demokrasi taleplerini bitiremeyecektir. Yapılacak tek şey var. Yüreklerde ki çoraklaşan toprağı, verimli ve üreten toprağa dönüştürmek! Faşist devlet yönetimine karşı demokratik cumhuriyet yönetimini, halkın ortak dili yapmaktır. Adalet ve hukuk, her şeyin üstüne konmalıdır” diye konuştu.

İskenderun’un Akçay mahallesinde yapılması planlanan ve toplamda 148 hektar alanı (207 futbol sahası büyüklüğünde) kapsayan Taş Ocağı ve Kırma Tesisi’nin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Toplantısının, Valilik ve Kaymakamlığın getirmiş olduğu toplantı yasaklarına karşın ısrarla yapılmak istendiğini iddia eden Mansuroğlu; “Katılımın sadece mahalle sakinleri ile sınırlı kalması için, çevresel duyarlılık taşıyan kişi ve kurum temsilcilerinin toplantıya katılma talepleri yasaklar gerekçe gösterilerek engellenmiştir. Bu açıkça, halkın doğru bilgi alma hakkını gasp etme girişimidir. Dağlarımızı delik deşik eden maden sahalarının ekolojik dengeyi bozduğu, tarım arazilerini kullanılamaz hale getirdiği, içme ve sulama sularını kirlettiği, sürekli oluşan toz ve gürültü ile bölgeyi yaşanmaz kıldığı açıktır. Halkı bu konularda bilgilendirmek isteyen çevreciler, siyasi parti temsilcileri, hukukçular ve bilim insanları toplantıya alınmak istenmemiştir. Amaç yangından mal kaçırırcasına prosedürleri hızlıca yerine getirmek ve tesisleri kuracak olanların önünü açmaktır.

Kazanç hırsı ile doğayı yağmalayanların çıkarları ne yazık ki halkımızın temiz bir çevrede yaşama talebinin önüne geçmiştir. Doğasına ve geleceğine sahip çıkma kararlığı gösteren bölge insanımızın yoğun ve haklı tepkileri ile istediklerini alamayanlar, kapısına polis diktikleri kahvehanede toplantı tutanağı hazırlamışlardır. Halkın tepki ve öfkesi polis zoru ile bastırılmaya çalışılmış, bu sırada benim de içinde bulunduğum grup polis tarafından darp edilmiştir. Bu zorbalığı en sert biçimde kınıyoruz. Derhal sorumluların tespit edilerek cezalandırılmalarını bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Doğasını ve kentini korumak için mücadele eden tüm duyarlı kesimler bastırılmaya çalışılmıştır. İskenderun’umuzun doğasını, havasını, suyunu ve toprağını, yani çocuklarımızın geleceğini, bir avuç yandaş sermayedara peşkeş çekmek isteyenler her zaman karşılarında Cumhuriyet Halk Partisi’ni bulacaklardır” şeklinde açıklamalarda bulundu.

“Devlet Destekli 3-5 Çakala Meydanı Bırakmayacağız”

Geleceğini savunan, düşüncelerini özgürce dile getirmeye çalışan bölge halkına yönelik güvenlik güçlerinin tutumunun yanlış olduğunu savunan Mansuroğlu; “Tutanağı tutuncaya kadar dirençle karşılaştık, jopla saldırdılar. Yanlış yaptıklarını söyledik, polis arkadaşlarımızı sükunete davet ettik. Çevresine sahip çıkan halkın aldığı darbeleri affetmeyeceğim. Biz olmasak demek ki meydan dayağı yiyeceklerdi. Suçlular cezalandırılıncaya kadar konunun peşini bırakmayacağız. Devlet destekli 3-5 çakala meydanı bırakmayacağız” şeklinde sert konuştu. (Haber: Helga TERBİYELİ)

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here