Bolu’dan Hatay’a Yangın Gerçeği: Görünmez Tehlikeye Karşı ‘Küçük’ Ama Hayati Bir Önlem…

0
29

Yangın Adli Bilirkişisi Orhan ODUNCU…

​Bolu Kartalkaya’da yaşadığımız o üzücü yangın faciası, hepimizin yüreğini ağzına getirdi. Ancak bu acı tecrübenin, yetkilileri ve işletmeleri derin bir uykudan uyandırdığını görmek umut verici. Son günlerde denetimler epey sıkılaştı. Hatta geçtiğimiz günlerde Hatay’da yangın güvenliği yetersiz bulunan bazı otellerin ruhsatlarının iptal edildiğini duyduk. Demek ki artık “Bize bir şey olmaz” mantığı rafa kalkıyor, kurallar kağıt üzerinde kalmıyor.

​İşletmelerin mühürlenmesi veya ceza alması işin yönetimsel kısmı… Peki ya işin mutfağı? Yani o yangınlar aslında neden ve nasıl çıkıyor?..

​Haberlerde sıkça duyduğumuz ve artık maalesef kanıksadığımız bir tabir var: “Yangının çıkış nedeni elektrik kontağı…” Kulağa çok sıradan geliyor değil mi? Oysa o “elektrik kontağı” dediğimiz şeyin arkasında, çoğumuzun bilmediği çok sinsi bir düşman yatıyor: Aşırı gerilim ve nötr kopması. Gelin bunu hiç mühendislik terimlerine boğulmadan, hepimizin anlayacağı bir dilde konuşalım.

​Evimizdeki veya bir oteldeki televizyon, buzdolabı ya da prizdeki şarj aletimiz normal şartlarda 220 volt elektrikle çalışır. Tesisattaki o meşhur “nötr” kablosu koptuğunda veya gevşediğinde, sistemin dengesi bir anda altüst olur. Bir düşünün; normal bir musluktan su içmeye çalışırken, bir anda ağzınıza itfaiye hortumuyla tazyikli su basıldığını hayal edin. İşte nötr koptuğunda tam olarak bu olur. Cihazlara ve duvarın içindeki kablolara 220 volt yerine bir anda 380-400 voltluk devasa bir enerji hücum eder.

​Buna “aşırı gerilim” diyoruz. Bu şiddetli enerji saniyeler içinde kabloların etrafındaki plastiği eritir, kıvılcımlar çıkartır ve siz daha yanık kokusunu bile almadan duvarın içinde veya elektrik panosunda alevler yükselmeye başlar.

Peki, biz bu duruma karşı nasıl korunuyoruz? Çoğumuzun cevabı da hazır: “E bizim sigortalarımız var, onlar atar korur.”

​İşte en büyük yanılgımız da bu. Evimizdeki veya iş yerimizdeki o klasik sigortalar, evet, çok akım çekildiğinde koruma sağlar. Ama şebekeden gelen bu ani “voltaj (gerilim) patlamalarına” karşı tamamen kördürler. O tazyikli su geldiğinde, klasik sigortaların sigortası atana kadar iş işten geçmiş, kablolar çoktan alev almış olur.

Çözüm Ne? ​Çözüm aslında bir elektrik panosuna eklenecek küçük bir cihaz kadar basit: Aşırı Gerilim Sönümleyici!..

​Bu cihazları, elektrik sistemimizin “hava yastığı” olarak düşünebilirsiniz. Elektrik panosunda nöbet tutarlar ve şebekeden gelen o tehlikeli, yakıcı ve yıkıcı voltaj dalgası kapıya dayandığı an, milisaniyeler içinde devreye girerler. Fazla enerjiyi anında toprağa boşaltır veya şalteri indirerek içerideki kabloları ve cihazları kurtarırlar. Yani yangını daha bir kıvılcıma bile dönüşmeden, doğduğu yerde boğarlar.

​Hatay’da otellerin ruhsatlarının iptal edilmesi, yangın merdivenlerinin ve söndürme tüplerinin kontrol edilmesi elbette çok ama çok önemli. Fakat yangınla mücadele, alevler bacayı sardığında suyu sıkmakla değil; o alevin çıkmasını engelleyecek fiziksel tedbirleri almakla başlar.

​Başta oteller, hastaneler, okullar ve alışveriş merkezleri olmak üzere, insanların toplu olarak bulunduğu her binanın elektrik panosunda bu “aşırı gerilim sönümleyicilerin” bulunması artık bir tercih değil, yasal bir zorunluluk olmalıdır. Tıpkı arabalarımızda emniyet kemerinin zorunlu olması gibi…

​Daha fazla Kartalkaya faciası yaşamamak için, tehlikeyi kapıda değil, elektrik panosunun içinde durdurmalıyız. Çünkü insan hayatı, şansa bırakılmayacak kadar değerlidir.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here