Bilim Sanat ve Kültür…

0
57

Değerli Okurlarım, bu sayfada, haftada bir de olsa, bilimden kültürden ve insan yaşamından pasajlar sunuyorum. Arada bir de kendi şiirlerimi sunuyorum. Şiirlerimin beğenilmesi beni çok mutlu ediyor.

Bugün de, bilim ve sanatla ilgili bilgiler sunmak istiyorum… Ata’mızın özdeyişini söylemeden de geçemeyeceğim. “Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki bilimin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur”

Evet, büyük kurtarıcı aynen böyle söylüyor. Bilimin ve sanatın ülkemizin, insanlarımızın, ilerlemesinde çok önemli etkenler olduğunu vurgulamaktadır. Bilim kuşkuyla, şüpheyle başlar, merak etme bilimi geliştirir, araştırmaya, sorgulamaya yöneltir…

Yaratıcılık ise bilimin en önemli desteğidir, gıdasıdır. Bilim insanların yaşamını kolaylaştırır. Onlara güvenli bir hayat sağlamak için çaba gösterir, doğanın sırlarını çözmeye çalışır, bilinmeyeni bilinir hale getirir. Düzenli bilgilerden anlamlı anlamlı, sistemli bir kurallar yasalar zinciri oluşturur.

Sanat ise, bir duygu yoğunluğudur, duygulara düşüncelere hitap eder. Sanatçı güzelliklerle uğraşır, toplumun önündedir, duygularını başkalarına hissettirme çabasındadır ve normalin üstünde düşünür. Sanat zeka ürünüdür, hayata bir bakıştır, yaşam biçimidir, yaşama anlam kazandırır, toplumu geliştirir ve topluma değer katar.

Özellikle, sanatsever bir toplum ve onun karakterini oluşturur. Mutlaka toplumun ekonomik anlamda, teknoloji, sanat, tarım alanlarında gelişimi önemlidir, toplumu zenginleştirir, ama bu zenginliğin yolu, başlanıcı bilim ve sanattan geçmektedir.

Çağdaşlığın, ilerlemenin temelinde bilim e sanata verilen değer yatmaktadır. Şahinlerin, atmacaların kanatları gibidir. Bilim ve sanat, medeniyetleri yaklaştırırken, sosyal düşünceleri gün ışığına çıkarır ve toplumları güzelliklere uçurur.

Bilim ve sanatta öncü olan ülkeler, hemen bütün olumlu yaklaşımlara öncülük etmektedirler. Teknoloji değil ama medeniyetler çabucak oluşmaz, asırlar gereklidir.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Gönül Köşemden

Eğitim Sıcak Bir Kavramdır…

Değerli Okurlarım, yaşam boyunca yaptığımız iyilikler, kötülüklerle beraber, eğitim ve öğretim dediğimiz kavramlar da mezara kadar bizlerle olur ve oraya da bizlerle gelir. Eğitimle öğretim arasında epeyce fark vardır. Öğretim okulda başlayıp, yine okulda biter. Genel olarak bu ifadenin doğru olduğunu söyleyebiliriz. Fakat eğitimin ayrıntıları vardır, daha teferruatlı düşünmemiz gerekir.

Şu nedenle, eğitimin yaşı yoktur, her çağda eğitimle yüz yüze oluruz… Biz insanlar, gördüğünden, duyduğundan, dokunduğundan, onun ruh ve ahlak yapısından, tattığından ve hatta hissettiklerinden bile fazlasıyla etkilenir. Bu etkileşim eğitim içinde önemli rol oynar.

İnsanoğlu eğitim konusundaki bu hassasiyeti unutarak, onun ruh ve ahlak yapısındaki şekillenme, istenmeyerek de olsa bazen zararlı sonuçlar doğurmuştur. Zararlı şeylere meyyal olmak insanın yapısında vardır ya…

Atasözlerimize hiçbir zaman bahane bulamayız, tamamen doğrudur da ondan. “Can çıkar huy çıkmaz” ifadesini rehber edinenler, huyların doğuştan geldiğini savunsa da, huyların belli bir eğitim sonunda değişebileceğini savunanlar da olmuştur.

Gerçeği görebilmek için insanların davranışlarındaki; cimrilik, korkaklık, güvensizlik, hırsızlık vs. gibi yanlışların ya da bunların zıddı olan doğru davranışların nasıl elde edildiğine bakıldığı zaman gerçek meydana çıkacaktır. Huylar ve davranışlar insanın karakteridir…

Her gördüğünü aldıran ve yemeği seven çocukların babaları “Can boğazdan gelir” atasözünden yola çıksa bile, bilmeden ve istemeden onu hayattaki yanlışların ilkiyle tanıştırmış ve benimsetmiş oluyor. Çocuğun yanında yapılan, yapılmaya devam edilen yanlışlardan;

Bilmez, duymaz, görmez dediğimiz şeylerden ya da öyle sandığımız olumsuz yaklaşımlardan bile etkilenerek aldığı eğitim, şimdi onun hayatını şekillendiren huylarını, davranışlarını meydana getirmektedir.

Bakınız, doğuştan var olduğuna inandığımız davranışlarını;

Gafletle ve bilinçsizce, ona çok küçükken anası babası ve çevresinin nasıl aşıladığını görmekteyiz. Anne ve babaların çocuklarını sevmediğini tabi ki söyleyemeyiz. Onları sevmemek için bir nedenimiz yoktur.

Ancak bazı ebeveynler çocuklarına (nasıl olsa büyüyünce unutur) diyerek, küfür etmeyi öğretirler. Yakınlarına sövüp saymayı öğretirler, bazı dostlar istemeyerek de olsa sessiz kalırlar.

O andan itibaren, o çocuğun bazı alanları genişliyor, mahalledeki kendi akranlarına, daha sonra da kendinden büyüklere bu sözlü eylemi gerçekleştiriyor. O yaşta küfür etmek kanunen suç değil. Küfür ettiği akranlarından aynı tepkiyi görünce, bu defa ne yapacağını şaşırıyor, ikilem içinde kalıyor. Buna hakkımız ve yetkimiz olmadığı gibi, görevlerimizi layıkıyla yapmamış oluyoruz.

En zor büyüyen canlı insan yavrusudur. Yıllarca bakıma muhtaçtır ve korumasızdır. Bir kedi köpek yavrusu doğar doğmaz anasının memesini bulur ve kendini doyurur ve donanımlı olarak dünyaya gelmiştir. Allah öyle yaratmış…

İnsan eğitimi zor bir zanaattır vesselam. Gafleti, cehaleti, ihmali asla kabul etmez. Eğitimsiz çocuklar ailelerini hep zor durumda bırakırlar. Küfürbaz ve sosyal insanların uzun süre dost kaldıklarına hiç tanık olmadım. Olan olmuş, biten bitmiş demeyin, zararın neresinden dönülürse o kardır. Bunları boşuna yazmıyorum… Beni dinlerseniz sevinirim…

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

Günün Nabzı

İnsanların Anatomisi

Efendim, çevremizde ve bazı yerlerde sosyal içerikli faaliyetlere tanık oluyor ve arada bir hazır da bulunuyoruz. Bir heykel ya da bir resim karşısında hayranlığımızı gizleyemiyoruz. Oysa eser ne olursa olsun, o eserler hakkındaki duygularımız “müthiş” de olsa, sonuçta onları yapan bir insan.

Şunu demeye çalışıyorum… İnsanoğlu kısacık ömründe öyle eserler meydana getiriyor ki, o eserler asırlar sonra bile ayakta kalabiliyor. Biri çıkıp “Ucube” demezse…

Asırlar boyu yaşayan o eserleri insanlara sunan insanların ömrü kısacık deyip geçemeyiz. İç mimarımız ne olursa olsun, insanları ve hayvanları sevmek, onlara tepeden bakmamak, güçsüzleri ezmemek gibi özelliklere sahip olmak gerekiyor. Açıkçası “Adam gibi adam olmaktan” söz etmeye çalışıyorum…

İnsanoğlu bir emanet taşıyor, o emaneti teslim aldığı gibi teslim edebiliyorsa, onun üstünde bir varlık düşünülemez. Haysiyetli ve onurlu yaşamak kadar, güzel bir olgu olacağını düşünemiyorum. Bu konuda karar sizin demeyeceğim. Çünkü sizde aynı duyguları taşıyorsunuz…

Günün Sözü

Okumak İnsanın Cehaletini Alır

Öcal’dan İnciler

Kişinin En İyi Dostu Kitaplar Olmalıdır

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here