Kısa-Kısa

0
5

Bugün köşemde çeşitli konulardan kısa-kısa bahsetmek istiyorum. Yazacak konu çok. Lakin kısa-kısa yazdığımızda okuyucu da sıkılmaz diye düşündüm.

İlk olarak güncel konumuz… 455 bin civarında kimi ev, kimi araba almak, kimi de yatırım yapmak amacıyla birikimlerini fonlara yatıran ama birileri 1’e binlere belki de 10 binlere varan astronomik kazanç sağlarken, o küçük yatırımcının paraları da buhar olup uçtu.

Bunlardan birisi de yüksek eğitimini ABD’de yaparken İBB’den 100 bin dolar burs aldığı iddia edilen eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya. Bu hanımefendinin dört ay önce fona 63 milyon lira yatırarak dört ay sonunda 1 milyar 300 milyon lira kazandığı, Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre tarafından açıklandı. Hatta bazı televizyon kanallarında bu kazancın 2 milyar lira olduğu söylendi.

Fon vurgunu aleni olarak bir soygundur. Yüz binlerce küçük yatırımcının dişinden, tırnağından artırarak geleceğe dönük kazanç sağlamaya çalışan insanların hayalleri bir anda yok oldu.

Dört ayda yatırmış olduğu 63 milyon lirayı 2 milyara katlamak, insanları soymak değil de nedir? Sabahın karanlığında onlarca muhalefet belediye başkanını eşinin ve çocuklarının gözü önünde derdest edenler, söz konusu AKP genel başkan yardımcısı ve eski bakan olan hanımefendi hakkında bu yazıyı kaleme aldığım güne kadar neden hiçbir işlem yapmadı? Bunun adına çifte standart denir. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan bir milyon liranın altında parası gidenlere ödeme yapılacağını söyledi. Kabak yine bizim başımızda patladı. Bu ödemeler hazineden karşılanacağa benziyor.

Geçen hafta gazetede yayımlanan yazımın adı ve konusunda olduğu gibi yukarıdakilere hiç bir şey olmuyor. Muhterem hanımefendi, eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya şu anda vekil değil, dokunulmazlığı da yok. Cumhuriyet Savcıları muhalefet belediye başkanlarına bu kadar şahinken bu hanım hakkında niçin herhangi bir soruşturma yapmıyor?  İfadeye belki çağırılır ama ceza alır mı? Bekleyip göreceğiz.

Yeni Parti (sözde) ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde başladı. Genel Başkan Özgür Özel bunu demokrasinin tabana yayılması olarak yorumluyor. Gerçek manada sandık kurularak yapılan delege, ilçe ve il seçimleri zaten demokrasi tabana yayılmış görüntüsü veriyordu. Şimdi ilçe başkanları için yapılan ön seçimler vatandaşın gazını almak içindir. Gerçek manada ön seçim; partiye kayıtlı üyelerin katılımıyla tüm adayların hakim huzurunda tespit edilmesidir. Adayların hâkim huzurunda yapılacak ön seçimlerle belirlenmesi Özgür Özel’in de, diğer genel başkanların da nedense işine gelmiyor. Adayların “merkez yoklaması” denilen antidemokratik bir usulle tespit edilmesi hem demokrasiden uzak, hem de tüm yöneticileri töhmet altında bırakmaktadır.  Rüşvetle veya ahbap çavuş ilişkileri ile aday olan vekiller veya belediye başkanları daha cüretlice parti değiştirebilir. Siyasi partiler yasası süratle değiştirilerek demokratik hale getirilmeli, anayasaya konulacak bir madde ile parti değiştirmelerin önü alınmalıdır.

Geçtiğimiz hafta, 2023 yılında devlet memurlarına verilen seyyanen 8077 liralık zammın kendilerine de uygulanması için Anayasa Mahkemesi önünde eylem gerçekleştiren emeklilerden Ali Şekeroğlu adında 60 yaşında bir polis emeklisi, beylik tabancası ile intihar etti. Bıçak kemiğe dayanmıyor artık. Delip geçiyor. Bu bir sosyal patlamadır. Avrupalı emekli, aldığı maaşla dünyayı gezebiliyorken, biz emekliler aldığımız parayla yeterince beslenemiyoruz bile. Eskiden emekli, dar gelirli eti kurbandan kurbana görebilirken şimdi onu da bulamıyor. Çünkü insanlarımız artık aldıkları emekli maaşıyla; kurban kesmeyi bırakmak zorunda kaldığı gibi, harçlık veremediği torunundan bile kaçar hale geldi.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin açıklamasına göre iktidar yılbaşında tüm emeklilere seyyanen 5’er bin lira zam yapmayı planlıyormuş. Her Allah’ın günü akaryakıta zam yaparken emekliye bir defa 5 bin lira vermek ne ifade eder? Akaryakıt zammı iğneden ipliğe her şeyi etkiliyor. Artık insanlarımız nefes alamaz hale geldi.

Hal böyle iken Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahlat Sarayına yapılan harcamalarının 1 milyar 745 milyon lirayı bulduğu söyleniyor. Çankaya’da bir Cumhurbaşkanlığı köşkü varken, 2000 küsur odalı bir külliyeye ne gerek vardı? O yetmedi Ahlat’a da bir saray, Marmaris’te yazlık… Geçen de yazdım. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin günlük gideri 102 milyon lira… Bu kadar zenginlikle, okulunda 150 liraya bir tost alamayan öğrenciye bir öğün yemek veremiyor iktidar hükümeti!..

Kendileri lüks içinde yaşarken yatağa aç giren insanlar ülkesi oldu Türkiye… Sarayda 35 personel reisi ve avenelerini doyurmak için gayret sarf ederken, insanlarımız sebze ve meyveyi taneyle alabiliyor. Halkımızın çoğu kuru ekmekle karın doyuruyor. Sarayın bütün lambaları sabaha kadar yanarken “bu fakir halk ne yiyip içiyor? Çocuklar okula aç mı gidiyor?” diye orada yaşayanlar başlarını yastığa huzur içinde nasıl koyabiliyor?

Cumhurbaşkanı bir ülkenin babasıdır. Çocukları açken baba nasıl rahat edebiliyor?

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here