Rakip Ataklara Karşı (3)

0
2

Değerli okurlarım, son yazımızda “Hızlı Koşabilmek” konusunda ince bir giriş yapmıştık, şimdi devam edelim. Özellikle genç oyuncuların fiziksel konumları elverişli olduğundan, antrenmanlarda hız belli bir seviyeye kadar yükseltilebilir. Rakip kontratağında hızlı defans, daima başarılı olur ve rakibinin kontratağını kırar.

Hızlı koşabilmek, genelde Allah vergisidir ve gençlerde çalışmak suretiyle grafik yükselebilir ama bir de bunun kişisel hazzı vardır. Futbolculuğumda oldukça hızlı koşardım. Rakip defansı zaafa uğratmak ya da rakip forvetten önce meşin yuvarlağa hakim olmak… Süratiyle başarılı olanların, kişisel motivasyonu da en üst düzeyde olur.

Süratiyle rakip defansı darmadağın eden, ağları dalgalandıran veya rakip forvetlere gol imkanı vermeyen oyuncuların bu olumlu yaklaşımlarını, kusursuz ve emniyetli koşabilmek (fizik gücünü unutmuyoruz) olarak değerlendiriyorum.

Şiir yazmak gibidir. Bir güzelin sarı saçlarını okşamaya benzer. Sevecen ve etkileyici ses gibidir, Akan suyun şırıltısıdır! Futbolun sadece yuvarlak bir cismi tekmelemek olmadığını defalarca söylemiştim. Futbol önemli bir sanattır!

Konumuza geri dönersek, kontratağı kusursuz yapabilen rakipler karşısında alınacak önlemlerden birisi de “Ofsayt Taktiği” demiştim. Ancak, bu sistemde yapılacak en küçük hatalar bile golle sonuçlanır. Bana göre en geçerlisi, hızlı rakipler karşısına, hem hareketli ve hem de savaşçı oyuncuları dikmek olacaktır.

Rakip Devamlı Atak Yapıyorsa…

Hiçbir futbol takımı müsabaka boyunca atak yapamaz, oyunu rölantiye alır, hazırlık paslarıyla fiziksel ve düşünsel dinlemeyi yeğler. Bu yaklaşım karşı taraf için avantaj kabul edilse bile, göründüğü gibi değildir.

Hücum yapmayı seven takımların mazisine baktığınızda, hep hücumu düşündüklerinden defans yapmayı fazlaca beceremezler. Onların ideallerinde gol ya da goller, hücum sonunda kazanılır, rakip hücumla çökertilir ve taraftar bu şekilde kazanılır, zihniyeti yatar. Aslına bakarsanız, defans yapan takımların (sistem gereği değilse) sanıldığı kadar taraftarı yoktur, puan cetvelinin de ortalarında yer alır ya da küme kalabilmek için uğraşır.

Bizim Süper Amatör Kümede oynayan takımlara bir göz atacak olursak aynı vasıfları görebilmemiz mümkün. Başa güreşenler bellidir, bu ligde kalıcı olmak isteyenler ile düşmemek için elinden geleni ardına koymayanlar da mevcuttur.

Bir bölgedeki profesyonel takımların çokluğu, o yörenin spora olan yatkınlığını, zekiliğini, halkın spora olan duyarlılığını gösterir.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here