‘Her Zaman Birlik ve Beraberlik Dilerim!’ ile Yeniden Bayramımız Kutlu Olsun…

0
41

Günaydın sevgili okuyucularım nasılsınız bu sabah? İslam alemi bir Kurban Bayramını daha kutladı. Kardeş kardeşi ile savaşırken, bayram kutlamak nasıl bir şey  anlamış değilim. “Kimseyi haksız yere öldürmeyeceksin” diye kesin bir emir veren Allah, rehber ve yol gösterici olsun diye indirdiği Kuran’ı Kerim’de hemen her sürede bu emri yineler. Düşünüyorum da acaba biz mi yanlış anlıyoruz bu emirleri? Soyumuz peygamber efendimize kadar dayanmışken.

Ve Nuh’un gemisinden çıkıp İbrahim peygamberin dininden gelmişken! Yoksa her olayı fırsat belleyip, birbirini öldüren caniler mi? Suriye’de, Mısır’da olduğu gibi, bayrama üç kala çoluk çocuk demeden Allah adı ile onlarca yüzlerce insanı  hunharca öldüren  kendine…. (adlarını anmayacağım hiç birinin) adları ne olursa olsun sözde Müslümanlar mı?

Ve “Allah sözcüğünü sadece Müslümanlar kullanabilir” diyen Malezyalı temyiz mahkemeleri mi? Haberi okumuşsunuzdur ya da duymuşsunuzdur.

Malezya’da bir temyiz mahkemesi daha önce 2009 yılında bir alt mahkemenin aldığı kararı bozarak gayri Müslimlerin Allah sözcüğünü kullanmayacağına hükmetmiş? Hadi ya? Kim demiş kullanamazlar diye.  Yoksa vahiy mi iniyor bu insanlara Allah’tan? Kendisi böyle bir yasak koymamışken?

Valla bu sabah yazımı yazmak için oturduğumda aklımda neşeli bir şeyler vardı. Bayram sonrası neşesi demiştim ama insanda neşe mi bırakıyorlar kardeşim? Zaten diken üzerindeyiz her yönden kişisel hayatımız sosyal durumumuz din ve vicdan özgürlüğümüz her şey diken üzerinde…

Bendeniz  bilirsiniz öteden beri hümanistim, çevreciyim, eşitlikçi ve halkçıyım, ezilenin yanında ezenin karşısındayım. İlkem bağımsızlık sonuna kadar akıl ve vicdanımın bağımsızlığı, maddi ve çıkar ilişkilerim olması bağımsızlığımı bağımlı kılar ki bu yüzden kimseye göbek bağımda yok, olamaz da bu can bu bedende oldukça. En büyük korkum hak yemek, insanlık suçu işlemek… Ve şu, bu şekilde ayrım yapmamak, kendimi bildim bileli öyle yaşamaya gayret ediyorum. Ve her zaman tetikte yaşıyorum. Ve ayrımındayım ki bu durum benimle birlikte büyümüş. Bu yüzden doğru olmadığını düşündüğüm şeyler kafamı bozuyor, beklentilerimi asgaride tutmama rağmen. Ön yargıdan ve öyle olur olmaz konuşmaktan ödüm kopuyor. Her sözün, her kelimenin yüklediği anlamlar  başka başka anlaşılabiliyor. Açık ve sarih olan kutsal kitaplar bile bazı  insanların keyfine göre yorumlanabiliyor.

Sağlıklı bir idealist olabilmek için önce kendini iyi tanımak gerektiğini düşünürüm; her zaman  çuvaldızı kendine batırabilecek kadar gerçekçi ve bencillikten uzak olabileceksin. Ne kadar tevazu sahibisin ya da değilsin ayrımında olman şart. Yani gerektiğinde  toprak olabilirken gerektiğinde şimşek olabiliyor musun? “Sabır”  yaşamının anahtarı olmalı, bilgi ve her an yeni şeylere açık olmak,  soluk alıp vermek, nefesin gibi olmalı.

Ve yolum bu. Kolay değil çünkü insanım ve insani zaaflarım var herkeste olduğu gibi. Ancak zaaflarıma yenilmemek önemli ve bu her zaman kolay olmayabiliyor. Zaaflarının ayrımında olmak, onları bertaraf etmek için yararlı olabilir bazen. Ancak yinede uzun bir yol ve taşlarla dikenlerle dolu. Ama onları temizleyerek geçebiliyorum çok şükür arkamdan gelecekler için. Bazen geri döndüğümde oluyor ancak korkmuyorum dönmekten çünkü daha güçlenmiş olarak devam edebiliyorum.

En büyük zaafım ikiyüzlülüğe tahammül katsayımın düşük olması. Özelikle bu iki yüzlülük inanç konusunda ise… Bazen başımı belaya sokabiliyorum bu yüzden. Ve incilerim konusunda çok hassasım yerinde ve zamanında dökerim birkaç tanesini öyle hepsini değil çünkü alıcısı her zaman çok olmayabiliyor.

Ve sevgili okuyucularım bayram her şeye rağmen bayram gibi kutlandı sayılır. Yollardaki mahşer kalabalığı, kazalar ve kan revan içinde olduğumuzu unutursak. Ve sevgili okuyucularım neşeyi yarına erteledim şimdi ciddi takılıyorum. Ve yazımı noktalıyorum. Geçmiş bayramımızı yeniden kutlayarak. Bayramların sevgi, barış, birlik ve beraberliğe vesile olmasını dileyerek. Yase

& & & & &

Bayram geçti ama yine de Kurban Bayramı ile ilgili ayetler okuyabiliriz…

‘Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.” (Hacc Suresi; 34)

“Bu hayvanların ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır: Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hacc Suresi; 37)

Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız konusunda and verdi,” diyenlere de ki: “Şüphesiz, benden önce nice elçiler, apaçık belgeler ve söylediklerinizle geldi; eğer, siz doğru idiyseniz, o halde onları ne diye öldürdünüz?” (3/183)

Ey iman edenler, Allah’ın şiarlarına, haram olan ay’a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram’a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah’tan korkup-sakının Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır (5/2)

Onlara Adem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah’a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: “Seni mutlaka öldüreceğim” (Öbürü de “Allah, ancak korkup-sakınanlardan kabul eder” (5/27)

Allah, Beyt-i Haram (olan) Kabe’yi insanlar için bir ayaklanma (kıyam evi) kıldı; Haram Ay’ı, kurbanı ve boyunlardaki gerdanlıkları da Bu, Allah’ın göklerde ve yerde ne varsa tümünü bildiğini ve Allah’ın gerçekten herşeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir (5/97)

Sonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı (37/103) Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik (37/107) Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes (108/2)

Günün Şiiri

DADA ŞARKISI

I

Bir dadacının şarkısı

yüreği dadayla dolu

fazlaca yordu motoru

yüreği dadayla dolu

 

Asansör bir kral taşıyordu

ağır çıtkırıldım özerk ayrıca

kırsın mı sana sağ kolunu

yollasın mı Roma’daki Papa’ya

 

Artık bu yüzden işte

Asansörcüğün yüreğinde

dada mada hak getire

 

Tıkınıp durun çikolata

yıkayıp beyninizi

dada

dada

su için üstüne sonra

II

Bir dadacının şarkısı

ne hüzünlü olan ne de neşeli

seviyordu bir bayan bisikletçiyi

o da ne hüzünlü ne neşeli

 

ama yılbaşında kıskanç koca

öğrendi ne dönüyorsa hepsini

bir öfke sonucu yolladı Vatikan’a

üç bavul içinde ikisinin cesedini

 

Ne bizim sevdalı

ne de bayan bisikletçi

artık ne hüzünlü ne neşeli değildi

Beyinler layık ağzınıza

 

askerinizi yıkayın hamamda

dada

dada

su için üstüne sonra

III

Bir bisikletçinin şarkısı

yüreğin dadası ondaki

bir dadacıydı kısacası

yüreğin tüm dadacıları gibi

 

Eldivene bürünmüştü bir yılan

güvenlik musluğunu der demez kapadı

yılan gömleğine dönüştü eldiven

ve kucakladı hazreti Papa’yı

 

Asıl dokunaklı olan

çiçekten bir karın

ve artık yok dada falan

 

kuş sütü bardaklarda

ve yıkanmıştır çikolata

dada

dada

gelin dana şişkebabına

Tristan TZARA-Çeviren: Cemal SÜREYA

 

Günün Sözü

Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında.

Bernard SHAW

İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur.

DOSTOYEVSKİ

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here