Çıraklık, Meslek Öğrenme Sanatının Adıdır

0
32

Çocuklar vardır, görmeyiz. Çocuklar vardır, görür geçeriz. Çoğunun akranları uykunun en derin bölümündeyken, ayakkabısından dışarı fırlayan, ucu yırtık çorabına aldırış etmeden, soluğu yalnızca serin ve sessiz sokaklarda alan, tek başına hülyalara dalan… Öksüz yetim ve yalnızlığının yaşamına sığınır. Tazecik beyni hayatın meşakkatleriyle doludur. Hayatın gelecek getirisi için çıraklığı, kalfalığı, ustalığı kovalama derdindedir. Meslek erbabı olması onun tek özlemidir. Lastikçi, Bisikletçi, bakkal, inşaat sektörü, manav, berber, lokantacı ve daha birçok değişik meslek dallarında şansını dener.

Mesleki Eğitim Merkezleri; çırak, kalfa ve ustaların hak ve hukuklarını koruyan, onları topluma en iyi şekilde hazırlayan en önemli bir kamu kuruluşumuzdur. Çocukların ilerde yaşamlarını olumlu etkileyen bir çark gibidir. Milli Eğitim müfredatları dâhilinde verilen eğitim ve öğretimde izlenen önemli yoldur.

Çırak, okulda gördüğü teknik bilgi detaylarını ustasının yanında gerçek mesleğine dönüştürür. Ama gel gelelim ufak yaşta yani on sekiz yaş altında olanların, günümüzde herhangi bir iş yerinde çalışması kanunen yasak. Ufak yaşta kalfalığı ve ustalığı öğrenmek isteyen milyonlarca çocuk ne yazık ki çırak kalfa olamadan, mesleki eğitim merkezlerinde usta olup piyasaya çıkıyor. Hal böyle olunca sanayimizde görev yapabilecek kalifiye elemanlarının sayısında hızla artış var. Bunun yanında piyasada iş yapan ustaların sayısında da hızla düşüş var.

Milli ekonomimizde geleceğimizin zeminini hazırlayan zanaatkârlar, bundan böyle artık ustalarının yanında ustalığı öğrenemeyecekler. Mesleki eğitim merkezlerinde yetişen meslek ustalarını yalnızca sanayi olan yerler tercih ediyor. Tercihleri de bayağı ince şekilde oluşuyor. Her merkezi eğitimde, eğitim alanlar çoğu iş yerlerinde vasıfsız bulunduğundan dolayı işsizler ordusunda hızlı bir artışın varlığı söz konusu. Diğer yandan; sanatsal öğrendiklerini ustasıyla renklendiren geçmiş zanaatkârlar, ilk önce küçük sanayi sitelerinde bulunan ustaların yanında işe başlıyordu.

Mesleğin piri olan ustasıyla başladıkları bu gizemli yolculuk, mesleki eğitim merkezinde aldığı bilgilerle süslendikten sonra, çıraklığa, kalfalığa ve ustalığa doğru emin adımlarla yükseliyordu. Yeni çıkan kanunlarla ustalar artık çırak bulamaz durumda. Çırak çalıştırmak yasak! Askerlik dönüşü açtığı iş yerinde veya herhangi bir sanayi iş kolunda, balatacı, dingilci, kaportacı, şaseci, doğrultmacı, oto elektrikçi gibi mesleğinde ün yapmış yeni “Mehmet ustalar” yetişmiyor. Yurdumuz bu gidişattan rahatsız!

seramik ustası ile ilgili görsel sonucu

Yazımın burasında gerçek yaşanmış bir hikâyeyi sizlerle paylaşmadan geçemiyorum…

…Yılların birinde bir kasabada ün yapmış bir seramik ustasının yanına çırak olarak giren bir çocuk, yıllarca ustasının yanında çalışmış, didinmiş ve çıraklığı bitirdikten sonra, kalfalık döneminde ustasına dönerek, “-Ustam ben yanında yıllarca çalıştım ve artık mesleği öğrendim. Müsaade edersen kendime ait bir işyeri kuracağım…” Ustası; “-Oğlum daha senin için vakit erken. Usta olman için bir müddet daha yanımda kalmalısın” der ama seninkine bir türlü lafını dinletemez. Kendi kendine ‘Ustam ne yapıyor ki. Seramikleri çamurla şekillendiriyor ve daha sonra, şekillere renkler verdikten sonra, fırında pişirip piyasaya veriyor’ diye kendi kendine homurdanıp durur.

Yok, bu böyle olmayacak der ve hemen ustasının yanından ayrılır. Kendine ait işyerini ustasının yerinden daha alımlı şekilde kurar ve başlar çalışmaya. Seramikleri çamur tezgâhında şekillendirdikten sonra, sıra pişirmeye gelir. Gel gelelim fırında pişen seramikleri dışarıya çıkarttığı anda seramikler başlar çatlamaya. Bir iki derken yüzlerce seramikte aynı durumları yaşar. Olanlar karşısında ağlamaklı şekilde ustasının yanına gelir. “-Ustacığım seni dinlemedim başıma böyle hadiseler geldi” dedikten sonra, ustası ona doğru gülerek; “-Geç bakalım fırının başına da pişir şu seramikleri…”

Oğlan şekillenmiş seramikleri fırına atar ve ustasından öğrendiği zamanlama sonunda, seramikleri fırından dışarıya çıkartır, ancak seramikler yeniden çatlamaya başlarlar. Bu sefer ustası fırının başına geçer ve aynı anda aynı derecede pişen seramiği fırından dışarı alır. Seramiklerin hiçbiri çatlamamıştır. Gördükleri karşısında şaşkın şekilde öylece boynunu büker durur. Ustası onun bu haline acır ve fırının başına yeniden geçmesini söyler.

Ustası ile beraber fırından seramikleri alırken, ustası ona fırından çıkarttığın an seramiklerin üstüne ağız ucuyla şöyle üfle ve ondan sonra fırından dışarı çıkart der. Bizimki diğer seramikleri, ustasından gördüğü gibi yapar ve seramiklerin hiçbirinde çatlamalar olmadan fırından dışarı çıkartır…

İşte doğru bir çıraklık döneminden ustalık dönemine geçiş budur. Her mesleğin kendine mahsus püf noktaları vardır. Mesleki Eğitimde almış olduğu bilgi ve belgelerin yanında, usta onayının alınması “Ahilik” geleneğinin önemli bir geleneğidir.

Çıraklar yeniden ustalarının yanında yetişmeli, çırak, kalfa ve usta silsilesini devam ettirmelidir. Örf ve âdetlerimiz bunu işaret eder. Yoksa her yıl ‘Ahilik Bayramı’nda kaftan giydirdiğiniz ustaları çok arayacaksınız.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here