Çalışkan; “Kabinede Bakan Olmanın Şifresi; Baba ve Kayınbaba Kriteri”

0
176

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Dr. Necmettin Çalışkan; “Kabinede Bakan Olmanın Şifresi; Baba ve Kayınbaba Kriteri”

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Dr. Necmettin Çalışkan, seçim sonrası ve mevcut hükümetin vaatleri ile icraatlarını değerlendirdi.

Verilen sözlerin yerine getirilip getirilmeyeceğini merakla beklediklerini ifade eden Çalışkan; “Seçimin ardından ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ resmen başladı ve yeni kabine ortaya çıktı. Artık hiçbir bahane kalmadı. 2002’de işbaşına geldiklerinde önce “hele bir Cumhurbaşkanlığını alalım o zaman görün” dediler. 2007’de Sezer gitti, Ak Parti Cumhurbaşkanı seçti. Sonra referandumlar, ustalık dönemi ve son olarak da başkanlık. Çoktandır her şey Başkanlık’a endeksliydi. Artık mazeret kalmadı. Başkanlık gelince sözde ekonomi düzelecek, terör bitecek, şöyle şahlanacağız böyle büyüyeceğiz gibi söylemlerin cevabını merakla bekliyoruz” dedi.

Yeni sistemle meclisin fonksiyonunu tamamen yitirdiğini kaydeden Çalışkan; “Cumhurbaşkanı’nın KHK çıkartma yetkisiyle birlikte, zaten bundan önce denetlenemeyen parlamenter yapı, bundan sonra sadece 5 yılda ancak sandıkta denetlenebilecek. O zamana kadar atı alan Üsküdar’ı geçer geçmez mi bilinmez. Meclis fonksiyonunu neredeyse tamamen yitirdi. Buna rağmen vekil sayısının 600’e yükseltilmesinin mantığını anlayabilmiş değiliz” dedi.

Yeni kurulan kabineyi de eleştiren Çalışkan, kabinede bakan olmanın şifresinin baba ve kayınbaba kriteri olduğunu iddia ederek; “Gelelim yeni kabineye… Öncelikle bu kabine son 16 yıl içerisindeki Millî Görüş kökenli bakanların en az bulunduğu yapı olarak göze çarpıyor. İçerisinde sadece bir tane dededen torpilli milli görüşçü var. Bu millet, babası hacı/hocalara şahitti ama dededen torpillisine de ilk kez razı olmak zorunda kaldı. Kamuoyunda yeni kabine cumhurbaşkanının söyleminden mütevellit ‘şirket’ diye anılmaya başlandı. Ama gelin görün ki piyasalar damadın hazinenin başına geçmesini pek hoş karşılamışa benzemiyor. Tarihimizde damatların sicili de pek temiz değil ya neyse. Aile Bakanı “aile”den torpilli görünüyor. Ülkemizde çok ciddi aile sorunları var. Bakalım yeni bakanımız bu problemlerle baş edebilecek mi?  Anlaşılan o ki bu bakanlık birkaç bakanlık içerisinde eritilerek daha etkisiz hale getirilmiş görünüyor. Sanki ülkede spordan anlayan başka hiç adam kalmamış gibi aslında sporu spor olmaktan çıkartan iddia oyunlarını yöneten bir kumar kurumunun tepesindeki adam bakan yapıldı. Gelelim Kültür ve Turizm Bakanına. Maalesef işbaşındakiler kültürün yalnızca otel ve kumarhane işletmekten ibaret olduğunu zannediyor. İşin içindeki kültür ve sanat bu atamayla rafa kaldırılmış ve bütün amaç daha fazla turist daha fazla para mantığına sıkıştırılmış oluyor.

Bakanlar arasında kısmen faydası olacak özel sektörden gelen isimler var.

Ticaret bakanının da özel sektörden gelen biri olması kabinenin genel şirket mantığının bir yansıması olarak görünüyor. Bu kadar önemli bakanlığa bir şirket yöneticisinden daha ziyade dünya ekonomisine daha aşina biri olmasını beklerdik. Bu durumda da kabinenin profili ziyadesiyle düşürülürmüş oluyor. Anlaşılan o ki kabine ve yeni sistem üzerindeki olası tartışmaları bertaraf edebilmek için gündem kedicik operasyonuyla değiştirilmiş oldu. Çünkü adı geçenlerin neler yaptığı yıllarca göz önündeydi. Neden bu kadar zaman beklenip şimdi düğmeye basıldı? Sonuç olarak diğer bakanlara da bakınca, kabinede bakan olmanın şifresinin baba ve kayınbaba kriteri olduğu ortaya çıkmış oldu” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. (Haber: İlyas Edip TERBİYELİ)