TKP’den Fatma Betül Sayan Kaya Hakkında Suç Duyurusu:
“Bu Organize Suçun Üzerine Gidilmeli”
TKP, 2,2 milyar liralık fon vurgunu ile gündeme gelen AKP’li eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde “Bu organize suçun üzerine gidilmeli ve hesap sorulmalıdır” denildi.
Fon skandalında eşiyle birlikte 2,2 milyar lira para kazandığı ortaya çıkan AKP’li eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya hakkında Türkiye Komünist Partisi (TKP) suç duyurusunda bulundu. TKP’nin suç duyurusu dilekçesinde “Kamusal güç, halkın esenliğini, iradesini, birikimlerini korumak için değil, halkı yoksullaştıran bu soygun mekanizmasının hukuki aracı ve zırhı haline getirilerek suçun merkezine yerleştirilmiştir” denildi.
TKP’den yapılan açıklamanın tamamı şöyle: “Fatma Betül Sayan Kaya hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bir aya yakın süredir ülke gündemini işgal eden, onbinlerce yurttaşımızın mağdur duruma düşmesine sebep olan, kamuoyunda “fon krizi” adlandırması ile anılan büyük bir soygun ve yağma tablosu ile karşı karşıyayız. Piyasa düzeni büyük bir ahlaksızlık, sömürü ve soygun düzenidir. Yaşanan bu büyük soygunun hesabının sorulması piyasa düzenine ve sermaye egemenliğine karşı mücadelenin yükseltilmesi ile mümkündür. AKP hükümeti bu sömürü ve yağma düzeninin yürütücüsü olarak sorumlu ve suçludur.
Türkiye Komünist Partisi bu sömürü ve yağma düzenine karşı mücadelesini büyütürken onun sonucu olarak ortaya çıkan haksız kazanç ve yolsuzluk suçlarının sorumlularından hesap sorulması için de siyasi ve hukuki olarak mücadele etmektedir. Bu doğrultuda iktidar partisi üyesi ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın etkin soruşturulması amacıyla bugün bir suç duyurusunda bulunduk. Suç duyurusunda da vurguladık: “Siyasi makamları işgal eden failler, o fonların bu hisseyi satın alacağını, alım talimatlarının kimler tarafından verileceğini ve bu paranın nihayetinde fonlara para yatıran öğretmenin, işçinin, emeklinin cebinden çıkacağını milimetrik olarak biliyorlardı.
Dolayısıyla burada bir ‘sezgi’ değil, doğrudan ‘neticeyi bilme ve bunu hedefleme’ söz konusudur. Karşımızda tesadüfi bir zenginleşme değil, adımları milimetrik olarak planlanmış ve nihai sonucu en başından itibaren kasıtlanmış organize bir etkinlik vardır. …Sistem, siyasi nüfuz sahiplerinin haksız kazançlarını dokunulmaz kılmak ve on binlerce yurttaşın birikimini bu fütursuzlukla transfer etmek üzere kurgulanmıştır. Dolayısıyla denetleyici kurumlar bu suç düzeninin edilgen birer izleyicisi değil; eylemsizlikleri, sessizlikleri ve iradi körlükleriyle bu organizasyonun önünü açan yapısal ortaklarıdır. TCK m. 158/1-d bağlamında, kamu kurumlarının suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması ifadesi tam olarak bu kurumsal felci işaret etmektedir:
Kamusal güç, halkın esenliğini, iradesini, birikimlerini korumak için değil, halkı yoksullaştıran bu soygun mekanizmasının hukuki aracı ve zırhı haline getirilerek suçun merkezine yerleştirilmiştir.”
Bu organize suçun üzerine gidilmeli ve hesap sorulmalıdır.” (Haber Merkezi)







